“Türkiye en çok sahte haberle karşılaşan ülkelerin başında”

“Türkiye en çok sahte haberle karşılaşan ülkelerin başında”

Ankara tren garı, Reina, Suruç, Atatürk Havalimanı ve maalesef niceleri… 2015-2017 yıllarında Türkiye’nin içinden geçtiği zor dönemde, özellikle sosyal medyadaki sahte haberlerin yarattığı infialleri engelleme fikriyle kurulan Teyit.org’un kurucusu Mehmet Atakan Foça, sahte haberlerin yarattığı tehlikeleri, çözümün nasıl olacağını, siyasi partilere karşı duruşlarını ve Teyit’in medyaya etkisini anlattı.

Teyit.org’u kurmaya nasıl karar verdiniz? Bir haber veya bir olay mı sizi yola çıkardı?

Teyit’i kurma kararı Türkiye’nin 2015-2017 yılları arasında içinden geçtiği zor zamanlarda ortaya çıktı. Terör saldırıları, patlamalar ve kayıplar, bu yıllarda toplumda ciddi bir travmaya sebep olurken, internetteki yanlış bilgiyi de körüklemişti. İnsanların doğru haber alabilecekleri kaynakların giderek azaldığını ve kendi görüşlerine yakın bilgilere inanmaya özellikle kriz zamanlarında daha meyilli olduklarını fark ettim. Bu dönemde tanık olduğum pek çok olay var ancak bir tanesi özellikle Teyit gibi bir kuruma neden ihtiyaç olduğunu çok daha çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Ankara Güvenpark’taki saldırıdan sonra WhatsApp gruplarında bir kadın fotoğrafı dolaşmaya başladı. Endişeli vatandaşlar bu fotoğraftaki kişinin canlı bomba olduğunu ve Ankara Etlik’te görüldüğünü iddia ediyordu. Bir gün otobüs durağında çekilmiş, kapüşonlu bir kadın fotoğrafı da tekrar sosyal medyada dolaşıma girdi ve bu kişinin fotoğrafı paylaşılan canlı bomba olduğu belirtildi. Ancak fotoğrafı izinsiz çekilen kişinin canlı bomba olmakla uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı gibi kendisi bir devlet memuruydu. Öğretmen olarak çalışıyordu. Hemen emniyete gidip ifade verdi ve fotoğrafını çeken, kendisini canlı bomba olarak hedef alan kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak hiç beklemediği şekilde, ifadesini alan polis memuru, mağdur öğretmenin yüzünün de görüleceği şekilde tekrar fotoğrafını çekti. Emniyette çekilen bu fotoğraf, tekrar ve yeni bir iddiayla “canlı bomba yakalandı” şeklinde tekrar sosyal medyada sirküle olmaya başladı. Şok ediciydi.

Türkiye sahte haber konusunda ne durumda? Bir günde incelediğiniz haberlerin ortalama yüzde kaçı yanlış çıkıyor? 

Araştırmalara göre Türkiye en çok sahte haberle karşılaşan ülkelerin başında geliyor. Medya okuryazarlığı seviyelerinin düşük olması, internette doğru ile yanlışı ayırt etmede kullanıcıların zorluk yaşamasına sebep oluyor. Gün içinde incelediğimiz haberler arasında potansiyel olarak yanlış olabileceğinden kuşkulandıklarımızın üzerine daha fazla gidiyoruz. Bu nedenle kesin bir oran vermek doğru olmaz.

Teyit kaynaklarınız neler? Güvenilirliğini nasıl sağlıyorsunuz?

Tek bir kaynak ya da kaynakça yok. Her iddiaya göre, iddianın doğru olup olmadığını tespit edebileceğimiz farklı kaynaklar var. Elde ettiğimiz bulguları farklı yerlerden doğrulamaya, karşılaştırmaya çalışarak güvenilirliklerinden emin oluyoruz. Herkesin kolaylıkla kullanabileceği dijital araçların yanı sıra klasik gazetecilik yöntemleriyle, arama, belge edinme gibi metotları da uyguluyoruz. Bu sayede birden fazla kaynaktan elde ettiğimiz bulguları çapraz karşılaştırma imkanı elde ediyoruz. Eğer kaynaklara güvenmiyor, açık şekilde yayınlayamıyor veya çapraz karşılaştıramıyorsak, o iddianın doğru ya da yanlış olduğuna dair kesin bir yayın yapmamayı tercih ediyoruz.

Araştırmasını yapacağınız haberleri nasıl seçiyorsunuz? 

Tüm kullanıcılar ve yayıncılar gibi biz de her gün bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz. Her şeyden önce haber ya da bilgi incelenebilir olmalı. Yani geleceğe dönük bir iddia ya da iki kişi arasında geçen bir olayın detayları inceleme alanımızın dışına düşüyor. Ekibimizin kapasitesini de gözeterek bir önceliklendirme yapıyoruz. Karşılaştığımız şüpheli bilgiyi incelemeye almak için internette viral olması gerekiyor. Eğer şüpheli bilgi bir kişi ya da grubu hedef alıyor, ayrımcılık amacı taşıyor veya şiddete teşvik barındırıyorsa önem kriteri devreye giriyor. Aynı şekilde seçimler, doğal afetler, patlamalar gibi yanlış bilginin yayılma olasılığının arttığı zamanlarda aciliyet kriterini uyguluyor ve bu olaylarla ilgili şüpheli bilgileri en öncelikli değerlendiriyoruz. Tüm bunların yanı sıra kullanıcıların ve ekibimizdeki teyitçilerin şüphe kasları bize yol gösterici oluyor. Doğru olamayacak kadar garip, hayatın olağan akışının dışında, detayları meraklandıran bilgi ve haberler, yukarıda saydığım önceliklendirme kriterlerinin yanı sıra neyi inceleyeceğimiz konusunda işimizi kolaylaştırıyor. Bir haber sitesi değiliz. Bu nedenle her doğru haberi, doğru etiketiyle yayınlamıyoruz. Mutlaka üzerine ekleyebildiğimiz bir doğrulama yöntemini uygulamış olmalı veya haber sitelerinin söyleyemediği şeyleri söyleyebiliyor olmalıyız. Ayrıca mahkeme ya da olay yeri inceleme de değiliz. Bu tür kurumların kararına dayanan içerikler için her zaman sürecin sonlanmasını beklemek zorundayız.

Sahte haberler toplum içinde nasıl tehlikeler yaratabiliyor?  

Sahte haberler ayrımcılığa uğrayan kişi ya da gruplara dönük bir öfkenin birikmesine sebep olabiliyor. Oy verme davranışı gibi demokrasinin olağan seyrinde çalışması için gerekli asgari koşulları hedef alabiliyor veya bir markanın itibarına ya da ekonomik sistemin tıkanmasına yol açabiliyor. Sahte haberin öznesi olan pek çok kişi, kurum ya da grubun, haksız yere saldırıya uğradığı, ötekileştirildiğine maruz kalabiliyoruz. Örnekler saymakla bitmez. Ancak asılsız taciz iddiaları nedeniyle Suriyeli mültecileri hedef alan tehlikeli sokak olayları, yanlış anlaşılmalar ya da aktarımlar nedeniyle sekteye uğrayan adli süreçler; bu tarz sahte haberlerin gündelik yaşamımız ve toplumsal değerlerimiz için ne kadar kötü sonuçlar yol açabileceğini gösteriyor.

Temel sorun sahte haber üretimi mi? Neden bu kadar fazla sahte haber yapılıyor? Yanlışlık mı, siyasi sebeplerden mi, ilgi çekmek mi amaç?

Temel sorunun sadece üretim olduğunu söylemek doğru bir çıkarım olmaz. Yanlış bilgiye yaşayabileceği ve yayılabileceği elverişli bir ortam vermezseniz, üretimin neredeyse hiçbir değeri kalmaz. Bu nedenle kullanıcıların eleştirel düşünce alışkanlığını ve dijital medya okuryazarlığı seviyelerini artırmamız gerekiyor. Üretime dair pek çok sebep var. Bazıları ekonomik çıkarlar. Sadece sitesindeki reklamlara tıklatmak için sansasyonel başlık atmayı hedefleyen siteler bulunuyor. Siyasi propaganda ya da belli bir toplumsal hareketi konsolide etme çabaları da işin politik tarafını oluşturuyor. Diğer yandan, sahte haberlerin ortaya çıkmasında, parodi haberlere inanma gibi basit hatalar da var.

Yurtdışında teyit.org gibi bir kurum var mı?

Teyit’in yaptığı işe benzer işlev gösteren pek çok doğrulama sitesi var. Bir kısmı siyasetçilerin demeçlerini kontrol ederken, bizim gibi organizasyonlar medya ve sosyal medyada ortaya çıkan iddiaların peşine düşüyor. Bizim de imzacısı olduğumuz İlkeler Kılavuzu’nu yayımlayan International Fact-Checking Network bünyesinde şu an, tarafsızlık ve şeffaflığını kanıtlamış 68 aktif doğrulama organizasyonu var.

Yaptığınız işin dokunduğu yerler ülke konjonktüründe çok hassas noktalar. İşinizi dilediğiniz gibi herhangi baskı altında olmadan yapabiliyor musunuz?
Teyit’i baskılamaya çalışan kurumlar, siyasi hareketler, troller ya da sosyal medyada öfke kusmaktan başka hayata hiçbir değer katamayan kullanıcılar yok değil. Tümünü görmezden geliyoruz. Ne yaparsak yapalım, ne kadar siyasetler üstü, dışarıdan bakan, herhangi bir tartışmanın tarafı olmayan yayınlar da yapsak sadece kendi inandıklarının doğru olduğunu düşünenler olacak. Bu insanlarla mücadele etmenin tek çözümü toptan bir zihniyet değişikliğinde yatıyor. Değişime bir kıvılcım çakabilirsek ne mutlu bize.

Teyit’in bir siyasi partiye yakınlığı konuşuldu. Yola çıkarken karşı olduğunuz şeye dönüşmemek kolay mı? Dönüşmemek için neler yapıyorsunuz? 

Hangisi acaba? Her ay farklı bir siyasi partiyle yakınlığımız konuşuluyor. Bizim kadar saf değiştiren bir organizasyon yoktur herhalde. Karşı olduğumuz şeye dönüşmemek çok kolay; yaptığımız işe güveniyoruz. Her gün daha iyisini yapmak için çaba sarf ediyoruz. Siyasi partilerin veya grupların, tepkisel, çatışmacı, temsili, taraflılığa ve partizanlığa dayalı düzleminde değiliz. Biz farklı bir düzlemde sosyal etki odaklı bir iş yapıyoruz, bir dönüşüm yaratmaya çalışıyoruz. Bahsi geçen düzlemin bizi yutmaya çalışması şaşırılacak şey değil. Ama biz de kolay lokma değiliz.

Haberin sahte olduğunu yayınladığınızda kurumun tepkisi nasıl oluyor? Size bir geri dönüş yapıyorlar mı?
Elimizdeki istatistikler, sahte haberi kaldıran ya da düzelten aktörlerinin sayısının oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Yine de şunu eklemek gerek; Facebook ile sürdürdüğümüz üçüncü taraf haber doğrulama programının ardından Türkiye’deki büyük gazete ve haber sitelerinin, sahte haberlerinde düzeltme ve kaldırma eğiliminin artığına şahit olduk. Bunun en temel sebebi, arka arkaya sahte haber paylaşan Facebook sayfalarının yaptırımlara maruz kalması. Haber siteleri bu yaptırımlara uğramak istemiyor. Bu yüzden eğer biz haberlerinin sahte olduğunu Facebook üzerinde işaretlersek, hızlıca düzeltmeye gidiyorlar. Dipten gelen, herkesin göremediği ama güçlü bir etkimiz var haber siteleri üzerinde.

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar