The World’s 50 Best Restaurants tarafından verilen 2026 Champions of Change Ödülü’nün sahibi, Gana merkezli kâr amacı gütmeyen Ghana Food Movement oldu.
Gana’da genç şefler, çiftçiler ve girişimciler; ithalata ve Batı merkezli mutfak anlayışına karşı besleyici, yerel ve iklim değişikliğine dayanıklı ürünleri yeniden sofraların merkezine taşımayı amaçlıyor.
Accra’da üç yıl boyunca aşçılık eğitimi alan Abiro Wisdom, mezun olduğunda bir konudan emindi: Aşçılık sektörüne girmek istemiyordu. En azından kendisinden beklenen biçimiyle…
Wisdom’ın aldığı eğitim programı, öğrencileri uluslararası otellerde çalışmaya hazırlıyor; Fransız, İtalyan ve Meksika mutfaklarına odaklanıyordu. Gana’nın kuzeyindeki Bolgatanga’da büyürken tükettiği besleyici ve yerel ürünler ise programda neredeyse hiç yer almıyordu.
“Büyük otellerde çalışırsam kendim olamayacağımı ve geldiğim yerin yemeklerini anlatamayacağımı hissediyordum’’ diyerek düşüncelerini aktarıyor.
Bunun yerine, mezun olduğu 2019 yılında kurulan Ghana Food Movement’a (GFM) katılan Wisdom, kısa sürede yerel ürünlerin savunucularından biri haline geldi.
Ghana Food Movement (GFM), genç şefler, çiftçiler, gıda üreticileri, bilim insanları, girişimciler, beslenme uzmanları, öğrenciler ve gıda alanında çalışan diğer uzmanlardan oluşan bir ağ olarak Gana’nın gıda sistemindeki temel sorunlara çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren kar amacı gütmeyen bir oluşum.
Gana, tükettiği gıdanın en az yarısını ithal ediyor. Ülkenin mutfağı ve gıda kültürü de yabancı ürünlerden ve yemek alışkanlıklarından önemli ölçüde etkileniyor.
Ancak Wisdom’a göre ülkenin tarım merkezi konumundaki kuzey bölgelerinde bu duruma çözüm bulunabilir. Ülkenin kuzey bölgeleri, besin değeri yüksek ve iklim değişikliğine dayanıklı çok çeşitli ürün ve sebzeye ev sahipliği yapıyor.
Beş yıldır faaliyet gösteren GFM’nin artık Accra’da kendi mutfağı bulunuyor. Burada yeni tarifler geliştiriliyor; bunların önemli bir bölümünü Wisdom tasarlıyor. Kuruluş ayrıca her ay pop-up etkinlikleri ve müzik eşliğinde yemek geceleri düzenliyor; paneller gerçekleştiriyor, şefler ve yerel işletmelerle tarif denemeleri yapıyor.
GFM, çocukların yerel ürünleri tanımasını ve benimsemesini sağlamak amacıyla okullarla da çalışmaya başladı. Bu yaklaşımın zamanla Gana mutfağına yönelik toplumsal aidiyeti güçlendireceğini düşünen Wisdom, “Amacım, Gana yemeklerine ve onun kendine özgü kimliğine inanan bir şefler kuşağı yetişmesi”diyor.
Ghana Food Movement’ın çalışmaları uluslarlarası alanda da dikkat çekti. Hareket, dönüşüm yaratma amacı taşıyan çalışmaları nedeniyle 50 Best Restaurants Awards kapsamında Champions of Change unvanına layık görüldü.
Sömürgecilikten miras kalan ithalat bağımlılığı
Gana’nın bugünkü gıda sistemi yalnızca tüketici tercihleriyle şekillenmiyor, sömürgecilik döneminden kalan politikaların da etkisini taşıyor.
Afrika’da sömürge yönetimleri, tarım arazilerinin yerel halkın beslenmesinden ziyade ihracata yönelik ticari ürünlerin üretiminde kullanılmasını teşvik etti. Kakao ve yer fıstığı gibi ürünlerin üretimi bu politikanın başlıca örnekleri arasında yer aldı.
İthal pirinç gibi ürünlere verilen öncelik de zaman içinde ülkelerin kendi gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini zayıflattı. Bu miras, Afrika ülkelerini ithalata daha bağımlı hale getirirken savaşlar ve diğer krizler nedeniyle küresel ticaretin aksaması durumunda onları fiyat şoklarına karşı daha kırılgan kılıyor.
Wisdom’ın üniversitede gördüğü eğitim ise bu etkinin kültürel boyutunun da hâlâ sürdüğünü gösterdi. Batı mutfağı aşçılık okullarında öğretilmeye ve restoranlarda tercih edilmeye devam ediyor.
Matcha yerine moringa
Gana’nın gençleri ise sosyal medya ve yoğun reklam kampanyalarıının etkisiyle matcha latte, bubble tea ve smash burger gibi küresel gıda trendlerine yöneliyor
GFM bu eğilimi bir tehditten çok fırsata dönüştürmeye çalışıyor.
Hareketin amacı, yerel ürünleri geçmişin geleneksel gıdaları olarak sunmak yerine onları modern, yaratıcı ve ekonomik açıdan uygulanabilir seçeneklere dönüştürmek.
GFM’nin kurucularına göre, geleceğin gıda sistemini şekillendirmenin yolu, geçmişten gelen bilgi birikimini korumaktan geçiyor. Girişim, bu bilginin kaybolmadan önce kayıt altına alınması ve yeni kuşaklara aktarılması gerektiğini savunuyor.
Kaynak: