Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Deniz yüzeyindeki kirliliğe karşı yüzen çözüm: Seabin

Avustralyalı sörfçüler Andrew Turton ve Pete Ceglinski’nin denizlerdeki plastik kirliliğini azaltmak amacıyla 2015’te kurduğu Seabin, marina ve limanlarda deniz yüzeyindeki plastik atıkları, mikroplastikleri ve yağ kalıntılarını topluyor. Seabin ağı bugün elliden fazla ülkede kullanılıyor. Ayrıca sistemin Sydney Harbour’daki 21 aktif ünitesi 2020’den bu yana 44,3 milyar litre suyu filtreliyor, yaklaşık 35,4 milyon plastik parçası ve 20,4 milyon mikroplastik yakalıyor.

Dünya genelinde her yıl milyonlarca ton plastik atık denizlere karışıyor ve bu atıkların önemli bir kısmı marina, liman ve kıyı sularında birikiyor. Deniz taşımacılığı, turizm ve kentsel atıkların kesiştiği bu noktalar, plastik kirliliğinin en yoğun görüldüğü alanlar arasında yer alıyor. 2015 yılında kurulan Avustralya merkezli Seabin, bu sorunu limanlara yerleştirilen otomatik bir filtreleme sistemiyle çözmeyi hedefliyor.

Sistemin arkasındaki kurucular Andrew Turton ve Pete Ceglinski’nin çalışmaları da bu gözlemlere dayanıyor. Denizcilik ve tekne yapımı alanında uzun yıllar deneyim kazanan Andrew Turton ile endüstriyel tasarım eğitiminin ardından yat sektöründe ürün geliştirmeye odaklanan Pete Ceglinski, sörfle ünlü Byron Bay kasabasında birlikte büyüyor. Ziyaret ettikleri limanlarda köşelerde biriken plastik poşetler, sigara izmaritleri ve yağ lekeleriyle de sık sık karşılaşıyorlar. Bu gözlem, ikilinin marina ve limanlara özgü bir atık toplama sistemi geliştirme fikrinin temelini oluşturuyor.

Yüzen bir atık toplama sistemi

Seabin, marina, liman ve yat kulübü gibi alanlarda yüzer ya da sabit iskelelere konumlandırılan bir yüzey atık toplama sistemi olarak çalışıyor. Cihaz, bir iskeleye bağlı halde suyun yüzeyinde duruyor ve güverteye yerleştirilen elektrikli bir pompa iki ile altı metrelik bir yarıçapta su akımı oluşturuyor. Bu akım; çöpü, yağı, yakıtı ve deterjanı kabın içine çekiyor.

Su sistemden geçerken katı atıklar toplama haznesinde tutuluyor. Plastik atıklar, mikroplastikler, lifler, yağ ile yakıt kalıntıları sistem tarafından toplanıyor. Katı atıklar doğal elyaftan üretilen bir torbada toplanırken, sıvı kirleticiler ayırıcı bir sistemden geçiriliyor. Filtrelenen su ise yeniden denize bırakılıyor.

Seabin’in son modeli V6, saatte 55 bin litreye kadar suyu filtrelebiliyor ve sistem 24 saat boyunca çalışabiliyor. Bu sistem, 0,5 milimetre büyüklüğündeki mikroplastikleri bile yakalayabiliyor. Balıklara zarar vermeyecek şekilde tasarlanan cihazın torbasına, ilk kullanıldığı limanlarda dört yıl boyunca yapılan testlerde hiç balık girmediği belirtiliyor. Bu sonuç, Seabin’in canlıları gözeten yapısına ilişkin önemli bir veri sunuyor.

Seabin’in küresel yolculuğu

Turton ve Ceglinski, fikirlerini hayata geçirmek için 2015 yılında Indiegogo’da “Cleaning the Oceans One Marina at a Time” adlı bir kampanya başlatıyor ve 230 bin dolarlık bir hedef koyuyor. Kampanya bu rakamın üzerine çıkıyor, iki ay içinde 260 bin doların üzerinde bağış topluyor ve dünyanın dört bir yanından deniz severlerin desteğini alıyor. Böylece proje kısa sürede hayata geçiyor, Turton ve Ceglinski de işlerini bırakıp kendilerini tamamen bu projeye adıyor.

2016’da Fransız ponton üreticisi Poralu Marine ile üretim ve dağıtım ortaklığı kuruluyor. Aynı yıl İngiltere’nin Portsmouth kentinde ilk ticari Seabin suya iniyor. Paris’in Seine Nehri’ne ve Londra’nın marinalarına Seabin yerleştirme talepleri de bu dönemde gelmeye başlıyor. Portsmouth’taki ilk uygulama, Seabin’in ticari kullanıma geçişinde önemli bir adım oluyor.

Aradan geçen yıllarda proje farklı ülkelere yayılıyor ve Seabin dünyanın dört bir yanındaki liman ve marinalarda kullanılmaya başlıyor. İspanya’dan Finlandiya’ya, Karadağ’dan Türkiye’ye kadar farklı noktalarda sistemler devreye alınıyor. Karadağ’daki Porto Montenegro Marinası’nda görev yapan ekip, bazı günler Seabin’i her saat başı boşaltmak zorunda kaldığını aktarıyor.

Seabin’in Türkiye’deki kullanımı 2018 yılında İstanbul’da başlıyor. İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), denizlerin temiz tutulmasına katkı sağlamak amacıyla Yenikapı Limanı’na bir Seabin yerleştiriyor. Cihazın günde yaklaşık 1,5 kilogram plastik poşet ve pet şişe topladığı belirtiliyor. Yıllık toplama kapasitesinin ise yaklaşık 20 bin plastik şişe ve 83 bin plastik poşete ulaştığı aktarılıyor.

Atıktan veriye

Seabin’in topladığı atıklar daha sonra sınıflandırılıyor, tanımlanıyor ve özel bir yazılımla kaydediliyor. Her ünite düzenli olarak boşaltılıyor ve toplanan malzemeler incelenmek üzere laboratuvara götürülüyor. Ocean Health Lab’de yürütülen bu çalışma sırasında plastik parçalarının türleri ve miktarları belirleniyor. Ardından veriler Seabin’in çevrimiçi platformuna aktarılıyor ve kamuoyu ile projeye destek veren kuruluşların erişimine açılıyor. Bu yöntem sayesinde deniz yüzeyindeki kirliliğin zamana ve konuma göre nasıl değiştiği izlenebiliyor. Veriler, belirli dönemlerde hangi atık türlerinin artıp azaldığını takip etmeye de imkan sağlıyor.

Seabin’in en kapsamlı uygulamalarından biri Sydney Harbour’da yürütülüyor. Limandaki çalışma 2020’den bu yana devam ediyor ve sistemler kirliliğin yoğunlaştığı farklı noktalarda 24 saat çalışıyor. Seabin’in güncel verilerine göre Sydney Harbour ağında 21 aktif ünite bulunuyor. Bu üniteler bugüne kadar 44,3 milyar litre suyu filtrelerken, yaklaşık 35,4 milyon plastik parçası ve 20,4 milyon mikroplastik yakalıyor.

Eylül 2025’te Sydney Havalimanı, Seabin ile beş yıllık bir iş birliğine imza attı. Proje kapsamında, havalimanına akan su yollarındaki plastik kirliliğinin kaynağı tespit edilerek temizleme çalışmaları yürütülüyor.

Seabin, günümüzde farklı kurumlarla yürüttüğü ortaklıklarla ağını genişletmeye devam ediyor. Yamaha Motors Australia, JCDecaux, Discovery ve Sydney Fish Market gibi kuruluşlar Seabin ağının ortakları arasında yer alıyor.

Bugün Seabin, 50’den fazla ülkede 1.100’ün üzerinde birimle faaliyet gösteriyor. Şirketin merkezi ise Avustralya’nın Mullumbimby kasabasında yer alıyor.

Sıradaki hedef 100 şehir

Turton ve Ceglinski, “100 Cities by 2050” kampanyası kapsamında Seabin’i 2050 yılına kadar 100 şehre yaymayı planlıyor. Gelecekte güneş, rüzgar veya dalga enerjisinden yararlanarak enerji ihtiyacını kendi karşılayabilen bir Seabin geliştirmek de hedeflerinin arasında.

Seabin, deniz yüzeyindeki atıkların toplanmasını veri izleme çalışmalarıyla birleştirerek faaliyet alanını genişletiyor. Şirket, mevcut sistemleri daha fazla şehre ulaştırmayı ve güneş, rüzgar veya dalga enerjisinden yararlanabilen yeni modeller geliştirmeyi hedefliyor.

Kaynaklar: World Economic Forum, Boatsetter, Fuller Academy, Technosophia Community