Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde görüşlerini aktaran bağımsız uzmanlar, yapay zekânın ifade özgürlüğü üzerindeki etkilerinden Afganistan’da kadın haklarının gerilemesine, LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılıktan Nikaragua’daki siyasi baskılara kadar birçok alanda endişe verici eğilimlere dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’de düzenlenen 62. oturumunda, dünyanın farklı bölgelerinde giderek derinleşen insan hakları sorunları gündemin merkezine oturdu. Konsey bünyesinde görev yapan bağımsız uzmanlar ve özel raportörler, ifade özgürlüğünden kadın haklarına, siyasi baskılardan ayrımcılığa kadar uzanan çok sayıda konuda çarpıcı değerlendirmeler paylaştı.
Yapay zekâ çağında ifade özgürlüğü baskı altında
İfade özgürlüğü hakkının korunması ve geliştirilmesinden sorumlu BM Özel Raportörü Irene Khan, dijital teknolojilerin ve yapay zekâ uygulamalarının son yüzyılların en köklü dönüşümünü yarattığını söyledi. Ancak bu dönüşümün beraberinde ciddi riskler getirdiğine dikkat çeken Khan, birçok bölgede bağımsız haberciliğin gerilemesiyle birlikte “medya çölleri” olarak tanımlanan bilgi boşluklarının ortaya çıktığını belirtti.
Khan’a göre hem devletler hem de teknoloji şirketleri dijital alan üzerindeki güçlerini giderek artırıyor. Bazı hükümetler çevrimiçi araçları eleştirel sesleri bastırmak için kullanırken, teknoloji devleri de ticari çıkarları doğrultusunda kamusal alanı şekillendiriyor. Bunun sonucunda nefret söylemi, dezenformasyon ve çevrimiçi taciz yaygınlaşırken, en ağır bedeli kadınlar, çocuklar ve gazeteciler ödüyor.
Raporda, bazı teknoloji şirketlerinin ekonomik gücünün onlarca ülkenin toplam ekonomik kapasitesini aşacak boyutlara ulaştığına dikkat çekilirken, milyarlarca kullanıcıya erişen dijital platformların küresel kamuoyu üzerinde benzeri görülmemiş bir etki yarattığı ifade edildi.
Khan, devletlerin teknoloji şirketleriyle ilişkilerinde daha şeffaf ve hesap verebilir davranması gerektiğini belirterek, insan haklarının dijital çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde korunması çağrısında bulundu.
BM uzmanları, Afganistan’da Taliban yönetimi tarafından yeni yayımlanan “eşlerin ayrılması” kararnamesinin kadınlar ve kız çocukları açısından ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulundu.
Uzmanlara göre söz konusu düzenleme, çocuk yaşta evlilikleri önlemek yerine dolaylı olarak meşrulaştırıyor ve kadınların şiddet içeren evliliklerden kurtulmasını daha da zorlaştırıyor.
Raporda, kız çocuklarının evliliğe zorlanmasının önüne geçilmediği, aksine onların yıllarca fiziksel, psikolojik ve ekonomik istismara maruz kalma riskinin arttığı ifade ediliyor.
Lezbiyen ve biseksüel kadınlar görünmez bırakılıyor
BM’nin cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği temelinde şiddet ve ayrımcılıkla mücadele konusunda görev yapan Bağımsız Uzmanı Graeme Reid, lezbiyen, biseksüel ve kuir kadınların birçok ülkede hem siyasi karar alma süreçlerinde hem de resmi verilerde görünmez bırakıldığını söyledi.
Reid, bu grupların maruz kaldığı ayrımcılığın çoğu zaman yeterince kayıt altına alınmadığını ve bu nedenle etkili politikalar geliştirilemediğini belirtti.
BM uzmanı, hükümetlere ayrımcılığı ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapma ve toplumsal cinsiyet ile cinsel yönelim temelli şiddetle daha etkin mücadele etme çağrısında bulundu.
Nikaragua’da toplumsal cinsiyete dayalı baskı iddiası
Konsey oturumunda gündeme gelen bir diğer başlık ise Nikaragua oldu. BM Nikaragua İnsan Hakları Uzmanlar Grubu tarafından yayımlanan raporda, hükümetin toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti siyasi baskının bir aracı olarak kullandığı ileri sürüldü.
Raporda, özellikle kadınlar, kız çocukları ve LGBTİ+ bireylerin siyasi görüşleri nedeniyle hedef alındığı, baskı ve hak ihlallerinin toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıkla birleşerek daha ağır sonuçlar doğurduğu belirtildi.
Cenevre’deki oturumlarda ortaya konulan değerlendirmeler, insan hakları alanındaki tehditlerin artık yalnızca geleneksel baskı yöntemleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yükselişi, kadın haklarına yönelik sistematik kısıtlamalar ve toplumsal cinsiyet temelli siyasi baskılar, küresel insan hakları gündeminin en acil başlıkları arasında yer alıyor.
Kaynak:
https://news.us15.list-manage.com/track/click?u=372753f560ef60c400f1a4f3f&id=d5b1064360&e=8b42edf312