Guardian’ın araştırması, İngiltere’nin geri dönüşüm için Türkiye’ye gönderdiği plastik atıkların Çukurova’nın tarım alanlarına kadar ulaştığını ortaya koydu. Atıkların önemli bir bölümünün ulaştığı Adana çevresindeki su kanallarında mikroplastik seviyeleri 132 kata kadar çıkarken, çiftçiler kirli su, plastik atık yangınları ve zehirli dumanla mücadele ediyor.
İngiltere’nin plastik atıklarını geri dönüşüm için Türkiye’ye göndermesi, Adana’da çevre ve insan sağlığı açısından giderek büyüyen bir soruna dönüşüyor. Geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki kanallarda yüksek miktarda mikroplastik tespit edilirken, açıkta bırakılan atıkların yakılması mahalleleri ve tarım alanlarını zehirli dumana maruz bırakıyor.
İngiltere geçen yıl 139 bin ton plastik atığı Türkiye’ye gönderdi. Mayıs 2021-Temmuz 2024 döneminde ise 13 İngiliz şirketinin 545 sevkiyatla 52 bin ton evsel ve süpermarket kaynaklı plastik atığı Adana’daki Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesine gönderdiği belirlendi.
Bu bölge, Çukurova’nın pamuk, soya ve narenciye üretiminin yapıldığı verimli tarım alanlarının hemen yanında bulunuyor.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu’nun bölgede yaptığı araştırma, plastik atıkların yalnızca tesislerin çevresinde kalmadığını gösteriyor.
Environmental Monitoring and Assessment dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kemal Deniz’in aşağısındaki bir kanaldan alınan su örneklerinde mikroplastik yoğunluğu, tesisin yukarısındaki noktalara göre 10 kat daha yüksek çıktı. Adana’daki diğer geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki kanallarda ise fark 132 kata kadar ulaştı.
Kanallarda geri dönüşüm faaliyetlerinden kaynaklandığı düşünülen plastik peletleri, filmler ve parçalar tespit edildi.
Sorunun boyutunu büyüten ise bu kanalların tarım arazilerinin içinden geçmesi. Kanal ağı Seyhan Nehri’ne, oradan da Akdeniz’e ulaşıyor.
Gündoğdu’ya göre bazı tesisler atık sularını doğrudan kanallara bırakıyor ve bu sular daha sonra çiftçiler tarafından sulamada kullanılıyor.
Böylece plastik atık, tesisin sınırlarını aşarak suya, toprağa, tarımsal üretime ve potansiyel olarak gıda zincirine karışıyor.
Plastik yakılıyor, duman mahallelere çöküyor
Bölgede çevresel risk yalnızca su kirliliğiyle sınırlı değil.
Geri dönüştürülemeyen plastikler açık alanlarda biriktiriliyor ve zaman zaman yakılıyor. Kemal Deniz çevresinde yaşayanların aktardığına göre, Adana’daki geri dönüşüm tesislerinde çıkan yangınlar yılda dört ila beş kez yerleşim alanlarının üzerinde yoğun dumana yol açıyor.
Adana Ekoloji Platformu sözcüsü Yaşar Gökoğlu, geri dönüşüm tesislerinin ağırlıklı olarak kentin daha yoksul güney kesimlerinde bulunduğuna dikkat çekiyor.
Geri dönüşümün bedelini burada yaşayan insanlar ödüyor
Türkiye, Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını kısıtlamasının ardından Avrupa ve İngiltere’den gönderilen plastik atıkların başlıca adreslerinden biri haline geldi.
Adana ise Türkiye’nin plastik atık ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını karşılıyor.
İngiliz şirketlerinin Türkiye’ye plastik atık göndermesinin yasa dışı olduğuna ilişkin bir bulgu yok. Ancak şirketlerin, ihraç ettikleri atıkların çevreye zarar vermeyecek biçimde geri dönüştürülmesini sağlama yükümlülüğü bulunuyor.
Sorun tam olarak burada başlıyor.
Ortaya çıkan tablo, çevre örgütlerinin “atık sömürgeciliği” olarak nitelendirdiği küresel sistemin çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor: Tüketilen plastik zengin ülkelerden daha düşük gelirli bölgelere taşınırken, kirlilik ve sağlık riskleri atığın gönderildiği toplulukların üzerine kalıyor.
Plastik kirliliğinin etkileri yalnızca Adana il sınırı içinde kalmıyor. Türkiye, yanlış yönetilen atıklardan Akdeniz’e plastik sızıntısında Mısır ve İtalya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor.
Ancak Adana’da mesele çok daha somut.
İngiltere’de çöp kutusuna atılan plastik ambalajın hikâyesi, binlerce kilometre ötede Çukurova’da ve ilk sırada Adana’da devam ediyor.
Kaynak: