Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Yükselen denizler yüzen şehirler mi yaratacak?

Dünya genelinde deniz seviyesinin yükselmesi ve kentleşmenin artması, giderek daha fazla insanın bir gün deniz tarafından yutulacak bir kara parçasında yaşadığı felaket senaryosunu temsil ediyor.  

Güney Kore’de devam etmekte olan proje, yüzen şehirler inşa etmenin hayal olmadığını gösteriyor. 

Güney Kore’nin Busan kenti açıklarındaki proje, yüksek ve düşük teknolojiyi bir araya getirerek 10 binden fazla insanı barındırabilecek büyük ölçekli, su üzerinde bir kasaba yaratmayı hedefliyor.

Yüzen topluluklar Hollanda, Tayland ve Güneydoğu Asya’nın Başka yerielrinde de mevcut. Ancak bunlar genellikle birbirine yakın demirlenmiş yüzen evler kümesinden oluşuyor. Yeni konseptleri birbirinden ayıran şey ise ölçek meselesi. Bu şehirlerin her biri, küçük gemilerin bir araya gelmesinden ziyade, suda duran devasa beton platformlar üzerine inşa edilmek üzere tasarlanıyor.

Bu kadar büyük bir form nasıl yüzer?

Maldivler’de büyük ilgi gören yüzen bir yapı tasarlayan Hollandalı mimarlık firması Waterstudio’nun kurucusu Keon Olthuis, ‘’Fizik çok kolay. Bir beton blok batacaktır. Ama eğer onu bir kutu haline getirirseniz, o zaman yüzer. İttiğiniz hacim miktarı, yer değiştiren suyun ağıtlığına eşittir’’ diyor.

Busan açıklarında geliştirilmekte olan yüzen şehir, UN-Habitat olarak bilinen Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı, mimarlık firması BIG (Bjarke Ingels Group) ve teknoloji şirketi Oceanix’in ortak çabarıyla yürütülüyor. 

2018 yılında Itia Madamombe ve Marc Collins Chen tarafından kurulan ve merkezi New York’ta bulunan Oceanix, insanların okyanus üzerinde sürdürülebilir bir şekilde yaşaması ve çalışması için yüzen altyapılar tasarlıyor ve inşa ediyor. BM-Habitat’a göre şehirlerin yaklaşık yüzde 90’ı kıyı şeridinde yer alıyor ve bu nedenle deniz seviyesinin yükselmesine karşı savunmasız kalabiliyor.

Halihazırda, şehirlerin daha fazla insanı barındırmak için genişletilmesi durumunda, genellikle arazi ıslahı gerekiyor ve büyük miktarlarda kaya veya çimento kullanılıyor. Ardından zemin üzerine inşaat yapmak için yeterince yüksek olana kadar kil ve toprakla dolduruluyor. 

Madamombe, ‘’Aslında yeni bir arazi yaratmak için enkaz ve diğer şeyleri okyanusa döküyorlar ki bu da pek çok sorunu beraberinde getiriyor’’ diyerek diğer bir olumsuzluğa dikkat çekiyor.

Güney Kore açıklarında inşa edilmekte olan yüzen şehir Oceanix Busan, başlangıçta 6,3 hektarlık bir alanı kapsayacak ve yaklaşık 12.000 kişiye ev sahipliği yapacak şekilde tasarlanan bir dizi bağlantılı yüzen platforma dayanıyor. Topluluk karaya bir köprü ile bağlanacak ve her platform deniz tabanına demirlenecek. Altyapı elektrik, su, atık ve bir miktar gıda ile ilgilenecek. 

Madamombe amacın sadece kendi kendine yeterlilik değil, aynı zamanda mümkünse yakındaki topluluklara geri vermek için yeterli enerji üretme yeteneği olduğunu aktarıyor.

‘’Burası bir şehrin uzantısı’’ diyerek projeyi özetliyor.

Modüler platformların inşasına yıl sonuna kadar Kore’de başlanması planlanıyor. Platformlar daha sonra sahaya çekilecek ve monte edilecek.

‘’Bu sayede mümkün olduğunca hızlı bir şekilde çok sayıda platform inşa edebiliyoruz’’ diyen Madamombe, yapının sonsuza kadar genişletilebilir olduğunu ve şehrin sonunda 150.000 kişiye ev sahipliği yapabileceğini aktardı.

Projenin 2028 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. 

Busan platformlarının şekli, temelde yuvarlak altıgenler, dalgada onları sabit tutacak şekilde tasarlandı. BIG inşaat firması ayrıca platformların kasırgalarla ilişkili dalgalara ve rüzgarlara dayanabileceğinden emin olmak için Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ve deniz mühendisliği firmalarıyla birlikte çalıştı. 

Bu yapılar, istiridye ve midyelerin büyümesi için yer sağlayarak biyolojik çeşitliliği ve demirledikleri limanların ekolojik sağlığını artırma yetenekleri açısından da benzersiz. 

BIG ortaklarından Daniel Sundlin açıklamasında; ‘’Bu tür yüzen yapılar okyanustaki yaşamı kendine çeker ve aslında ekolojinin yenilenmesine yardımcı olur.’’

‘’Bence insanlar bunu çok zorlama, fütüristik bir şey olarak görüyor’’ diyen Sundlin, yüzen pazarlar ve yüzen evlerin ‘’medeniyetin başlagıcından beri’’ var olduğunu aktarıyor. Bu mimari biçimlerin hala suyun yanında veya üstünde yaşamanın çok yaygın bir yolu olduğunu belirtiyor.

Kaynak:

https://www.nytimes.com/2024/05/10/style/floating-cities-busan-south-korea.html