Yeni yayımlanan bir araştırma, dünya genelindeki havalimanlarının iklim ve hava kalitesi üzerindeki etkisini mercek altına alarak havacılık sektörünün çevresel ayak izine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. 1.300 uluslararası havalimanını kapsayan analiz, özellikle Avrupa için dikkat çekici bir tablo çiziyor. Dünyanın en fazla karbon salımı yapan 10 havalimanı arasında üçü Avrupa’da yer alıyor.
ODI Global ve Transport & Environment (T&E) iş birliğiyle hazırlanan çalışma, Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi’nin 2023 yılına ait verilerine dayanıyor. Bulgulara göre havacılık sektörü bir ülke olsaydı, küresel emisyonlarda beşinci sırada yer alacaktı.
Araştırma, özellikle büyük aktarma merkezlerinin (hub havalimanlarının) küresel emisyonlarda orantısız bir paya sahip olduğunu gösteriyor. Yolcu yoğunluğu, uzun mesafeli uçuşlar ve transit trafiği, bu merkezleri yüksek karbon salımının odağı haline getiriyor.
En kirletici havalimanları listesinde ilk sırayı, 23,2 milyon ton karbondioksit emisyonu ile Dubai Uluslararası Havalimanı alıyor. Küresel havacılık ağında önemli bir aktarma noktası olan Dubai, aynı zamanda uzun menzilli uçuşların yoğunluğu nedeniyle listenin başında yer alıyor.
İkinci sırada 21 milyon ton karbondioksit ile London Heathrow Havalimanı bulunuyor. Üçüncü sırada ise 18,8 milyon tonluk emisyonla Los Angeles Uluslararası Havalimanı yer alıyor.
Bu üç havalimanının toplam emisyonu, Paris şehrinin tüm karbon salımının (havacılık hariç) yaklaşık üç katına eşdeğer seviyeye ulaşıyor.
Avrupa için uyarı: Emisyonlar artmaya devam ediyor
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Avrupa havalimanlarının toplam emisyonlarının Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika’daki havalimanlarının toplamını aşması.
İlk 10 listesinde Avrupa’dan üç önemli merkez bulunuyor:
· Londra Heathrow Havalimanı
· Charles de Gaulle Havalimanı
· Frankfurt Havalimanı
Çalışmaya göre, dünya genelinde yalnızca 100 havalimanı, yolcu uçuşlarından kaynaklanan toplam karnbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 66’sından sorumlu. Bu durum, havacılığın emisyonlarının geniş bir alana değil, belirli yoğun merkezlere sıkıştığını gösteriyor.
Bu yoğunlaşmanın politika açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten uzmanlar, sınırlı sayıda merkezde yapılacak düzenlemelerin küresel ölçekte büyük etki yaratabileceğini savunuyor.
T&E temsilcileri, sektörün mevcut gidişatının Paris İklim Anlaşması hedefleriyle uyumlu olmadığını vurguluyor. Kuruluş, havalimanı kapasite artışlarının ve genişleme projelerinin, havacılığın yapısal emisyon sorununu daha da derinleştirdiğini savunuyor.
Araştırma, havacılık sektörünün küresel ekonomideki büyüme eğilimi ile iklim hedefleri arasındaki uyumsuzluğu daha görünür hale getiriyor. Özellikle büyük havalimanlarının kapasite artışı ve yolcu talebindeki yükseliş, emisyonların azaltılmasını zorlaştıran temel faktörler olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre çözüm yalnızca teknolojik iyileştirmelerde değil; aynı zamanda uçuş talebinin yönetilmesi, alternatif ulaşım sistemlerinin güçlendirilmesi ve havacılığın büyüme modelinin yeniden düşünülmesinde yatıyor.
Kaynak: