Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Travma ve kaygıya karşı ‘’Mavi Alan Terapisi’’ yükşelişte

Araştırmalar, deniz, göl ve nehir gibi “mavi alanlarda” vakit geçirmenin stresi azalttığını, ruh sağlığını güçlendirdiğini ve travma sonrası iyileşmeyi desteklediğini ortaya koydu.

Denizin insan ruhu üzerindeki iyileştirici etkisi artık yalnızca kişisel deneyimlerle değil, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Okyanus, göl ve nehir gibi su kaynaklarının zihinsel sağlık üzerindeki olumlu etkilerini temel alan mavi alan terapisi” (blue-space therapy), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, depresyon ve bağımlılık tedavisinde giderek daha fazla kullanılan destekleyici yöntemlerden biri haline geliyor.

Mavi alanların zihinsel sağlık üzerindeki etkisine dair en kapsamlı çalışmalardan biri, deniz biyoloğu Wallace J. Nichols’un ortaya koyduğu “Blue Mind” yaklaşımı oldu. Nichols’un araştırmaları, denizler, göller ve nehirler gibi su ekosistemlerine maruz kalmanın beyindeki stres düzeyini düşürdüğünü, kortizol hormonunu azalttığını ve mutluluk hissini artırdığını gösteriyor.

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sörf, yelken, dalış ve açık deniz yüzme programları, ruh sağlığı tedavilerini destekleyen uygulamalar olarak yaygınlaşıyor.

İngiltere’de faaliyet gösteren Turn to Starboard adlı kuruluş, travma yaşayan eski askerleri yelken programlarıyla yeniden sosyal hayata kazandırıyor.

Kuruluşun yöneticisi Sally Terry ise denizin insanlar üzerinde güçlü bir iyileştirici etkiye sahip olduğunu belirterek, birçok kişinin denizde yeniden yaşamla bağ kurduğuna tanıklık ettiklerini dile getiriyor.

Mavi alan terapisi yalnızca yelkenle sınırlı değil. ABD’de faaliyet gösteren Waves of Recoveryadlı kuruluş, sörfü bağımlılık ve ruh sağlığı tedavilerini destekleyen bir yöntem olarak kullanıyor. Kuruluş, doğanın ve okyanusun terapi sürecinin aktif bir parçası haline geldiğini ve kişilerin yardım alma konusundaki önyargılarını azalttığını vurguluyor.

Benzer şekilde serbest dalış ve tüplü dalış programları da nefes kontrolü, odaklanma ve suyun sağladığı ağırlıksızlık hissi sayesinde sinir sisteminin yeniden dengelenmesine katkı sağlayan uygulamalar arasında gösteriliyor.

Su kenarında beyin farklı çalışıyor

Araştırmacılar, insanların yoğun ekran kullanımı ve sürekli dikkat gerektiren günlük yaşam nedeniyle zihinsel olarak yorulduğunu belirtiyor. Su kenarında ise nefes ritminin yavaşladığı, kasların gevşediği ve beynin daha sakin bir dikkat durumuna geçtiği ifade ediliyor.

Bu nedenle uzmanlar, mavi alanların yalnızca dinlenme mekânları değil, ruh sağlığını destekleyen doğal ortamlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Uzmanlara göre mavi alan terapilerine yönelik bilimsel çalışmalar henüz gelişme aşamasında olsa da elde edilen sonuçlar oldukça umut verici. Geçmişte doğa temelli araştırmalar daha çok orman ve park gibi yeşil alanlara odaklanırken, son yıllarda su ekosistemlerinin iyileştirici etkisi üzerindeki çalışmalar hızla artıyor. Özellikle travma, kaygı bozukluğu, depresyon ve bağımlılıkla mücadele eden kişiler için denizle kurulan bağın yeniden umut, güven ve yaşam isteği kazandırdığı belirtiliyor.

Kaynak:

https://ablink.email.theguardian.com/