Gazeteci ve kadın hakları savunucusu Gloria Steinem, 92 yaşında hayatını kaybetti. Feminist hareketin en etkili isimlerinden biri olan Steinem, yaşamı boyunca kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bir kadın meselesi olmadığını, barış, güvenlik ve demokrasinin de temel sorunlarından biri olduğunu savundu.
ABD’de kadın hakları mücadelesinin simge isimlerinden, gazeteci ve aktivist Gloria Steinem, New York’taki evinde hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler, Steinem’in 2016 yılında BM Genel Merkezi’nde yaptığı ve kadınlara yönelik şiddeti küresel gündemin merkezine taşıdığı konuşmasını yeniden gündeme getirdi.
Steinem, BM’deki konuşmasında kadınlara yönelik şiddetin bir ülkenin kendi içindeki şiddet eğilimiyle ve başka ülkelere karşı güç kullanma yaklaşımıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savundu.
Bir ülkenin şiddete ne ölçüde başvurduğunu belirleyen en önemli unsurlardan birinin kadınlara yönelik şiddet olduğunu savunan Steinem, bunun yoksulluk, doğal kaynaklara erişim, din veya demokrasi düzeyi gibi faktörlerden daha belirleyici olabileceğine dikkat çekti.
Kadına yönelik şiddetin insan ticareti, kadın sünneti, savaşlarda cinsel şiddet ve ev içi şiddet gibi farklı biçimlerde ortaya çıktığını belirten Steinem, kadınların maruz kaldığı şiddetin toplumların tamamını ilgilendiren bir mesele olduğuna dikkat çekti.
“Bu kadınların meselesi değil. Çocukların meselesi de değil. Bu, dünyanın meselesi.”
Steinem, erkek çocuklarının kız çocuklarından daha değerli görüldüğü toplumların bu anlayışın uzun vadeli sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınları ilgilendiren bir mesele olarak ele alınmasına karşı çıkan Steinem, konunun çocuklar ya da kadınlarla sınırlı olmadığına, tüm dünyanın ortak sorunu olduğuna inanıyordu.
Steinem, kadınların toplum içindeki konumunun, o toplumun ne ölçüde demokratik ve barışçıl olduğuna dair önemli bir gösterge olduğunu her zaman savundu.
Kadına yönelik şiddet, bugün de küresel ölçekte önemli bir insan hakları ve halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor.
UN Women’ın son verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 840 milyon kadın, yani neredeyse her üç kadından biri, yaşamının en az bir döneminde eşinden veya partnerinden kaynaklanan fiziksel ve/veya cinsel şiddete ya da partneri dışındaki kişiler tarafından uygulanan cinsel şiddete maruz kaldı.
Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin sona erdirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşılması açısından da kritik önem taşıyor.
Yarım yüzyılı aşan eşitlik mücadelesi
Steinem, 1960’lı ve 1970’li yıllarda ABD’de yükselen feminist hareketin en tanınan ve etkili seslerinden biri oldu.
Gazeteciliğinin yanı sıra aktivist kimliğiyle de öne çıkan Steinem; üreme hakları, kadınlara yönelik ayrımcılık, siyasi temsilde eşitlik ve kadına yönelik şiddet gibi konuların kamuoyunda daha fazla tartışılmasında önemli rol oynadı.
Kadın dergisi Ms.’in kurucuları arasında yer alan Steinem, farklı kuşaklardan kadın hakları savunucularıyla birlikte çalışarak toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine ömrü boyunca katkı sundu.
Steinem, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmenin yollarından birinin farklı deneyimlere ve bakış açılarına kulak vermek olduğuna inanıyordu.
İlerleyen yaşlarında da yazmayı, kadın hakları için mücadele etmeyi ve insanları bir araya getirmeyi sürdüren Steinem, New York’taki evinde düzenli olarak “Talking Circles” adı verilen buluşmalar düzenledi.
Gloria Steinem, geride yalnızca feminist hareketin tarihine damga vuran bir gazetecilik ve aktivizm mirası değil, kadın haklarının demokrasi, barış ve insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu yönünde güçlü bir anlayış bıraktı.
Kaynak: