Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026 listesi açıklandı

Küresel ekonomide artan belirsizlikler, enerji krizi endişeleri ve değişen siyasi önceliklere rağmen şirketler sürdürülebilirlik hedeflerinden vazgeçmiyor. TIME ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” araştırması, çevresel performansın artık yalnızca bir itibar meselesi değil, aynı zamanda ticari başarı ve rekabet gücünün önemli bir göstergesi haline geldiğini ortaya koydu.

Kurumsal sürdürülebilirlik açısından 2026 yılı, şirketler için zorlu bir dönem olarak değerlendiriliyor. Birçok işletme maliyetleri düşürmeye ve  operasyonel verimliliği artırmaya odaklanırken, sürdürülebilirlik hedeflerine ilişkin standartlar da yeniden şekilleniyor. ABD yönetiminin yenilenebilir enerji teşviklerini sonlandırması ve çevre düzenlemelerinin önemli ölçüde gevşetilmesi şirketlerin yeşil dönüşüm sürecinde karşılaştığı baskıları artırıyor.

750 şirket çevresel performanslarına göre sıralandı

TIME dergisi ile veri analiz şirketi Statista, dünyanın en büyük ve etkili şirketlerini sürdürülebilirlik performanslarına göre değerlendirdiği “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” araştırmasının üçüncü edisyonunu yayımladı.

Araştırmada 750 şirket; şeffaflık, hesap verebilirlik ve çevresel etkileri temel alınarak sıralandı.

Listede özellikle temiz enerji teknolojileri geliştiren şirketlerin öne çıktığı görüldü. Enerji yönetimi ve karbonsuzlaşma çözümleri alanında faaliyet gösteren Schneider Electric, üst üste üçüncü kez listenin zirvesinde yer aldı.

Uzmanlara göre elektrifikasyonun hız kazanması, enerji ve kamu hizmetleri şirketlerinin sürdürülebilirlik performansını güçlendiren en önemli unsurlardan biri oldu. Elektrik kullanımının yaygınlaşması, işletmelere hem enerji verimliliği hem de enerji güvenliği açısından avantaj sağlıyor.

Bununla birlikte tüketim malları sektöründe faaliyet gösteren şirketler için emisyon azaltım hedeflerine ulaşmak daha karmaşık bir süreç olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, tedarik zincirlerinden kaynaklanan emisyonların azaltılmasının; politika tercihleri, maliyetler, tedarikçiler ve müşteriler gibi çok sayıda faktöre bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

Lüks markalar sürdürülebilirlik tercihleriyle öne çıkıyor

Listede üst sıralarda yer alan şirketler arasında lüks tüketim markaları da bulunuyor.

İtalyan moda markası Moncler, son yıllardaki yüksek performansını koruyan şirketlerden biri oldu.

Şirket, 2025 yılında kullandığı iplik ve kumaşların yüzde 55’ten fazlasının geri dönüştürülmüş, organik, rejeneratif veya sertifikalı alternatiflerden oluştuğunu açıkladı. Ayrıca tedarik zincirindeki emisyonları azaltmak amacıyla tedarikçileriyle çeşitli iş birlikleri yürüttü.

Mendiluce, lüks markaların yüksek kâr marjları sayesinde sürdürülebilirlik yatırımlarına daha fazla kaynak ayırabildiğini belirterek, bu şirketlerin çevresel dönüşüm süreçlerinde daha hızlı ilerleyebildiğini söyledi.

Bununla birlikte yenilenebilir enerji teknolojilerindeki maliyet düşüşleri sayesinde sürdürülebilirliğin artık yalnızca yüksek bütçeli şirketlere özgü bir avantaj olmaktan çıktığı ifade ediliyor.

Uzmanlara göre güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve batarya teknolojilerinin maliyetlerindeki gerileme, sürdürülebilir uygulamaları birçok sektör için ekonomik açıdan daha erişilebilir hale getiriyor.

Karbon emisyonlarının raporlanmasını takip eden uluslararası kuruluş Carbon Disclosure Project’in (CDP) CEO’su Sherry Madera, sürdürülebilirlik verilerinin şirketlerin ticari performansı açısından giderek daha kritik hale geldiğini söyledi.

Madera’ya göre küresel tedarik zincirlerinde faaliyet gösteren şirketler, karbon emisyonları, su kullanımı ve iklim risklerine ilişkin verilerini açıklayarak müşterileri ve iş ortakları nezdinde güven oluşturuyor. Bu durum şirketlerin gelirlerini korumalarına ve yeni iş fırsatlarına erişmelerine katkı sağlıyor.

CDP’nin analizleri, birçok sektörde iklim performansı yüksek şirketlerin piyasa büyümesi açısından rakipleriyle benzer ya da daha iyi sonuçlar elde ettiğini gösteriyor.

Özellikle su kullanımına ilişkin verilerin son yıllarda yatırımcılar tarafından daha fazla talep edildiğine dikkat çeken Madera, su kaynaklarının artık yalnızca çevresel değil ekonomik bir unsur olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Gıda, içecek, tekstil, üretim, veri merkezleri ve yapay zekâ altyapıları gibi çok sayıda sektörün su kaynaklarına bağımlı olması, bu alandaki şeffaflığın önemini artırıyor.

Şirketler sistem dönüşümüne odaklanıyor

Araştırmaya göre kurumsal sürdürülebilirlik anlayışında yeni bir döneme giriliyor. Şirketler artık yalnızca hedef açıklamak yerine, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayacak sistemsel dönüşümlere ağırlık veriyor.

Oxford Üniversitesi iklim politikaları araştırmacısı Kaya Axelsson, şirketlerin sürdürülebilirliğin ekonomik değerini giderek daha net gördüğünü belirterek, iklim hedeflerine ulaşmak için kamu ve özel sektör arasında daha fazla iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Uzmanlara göre enerji güvenliği, tedarik zinciri dayanıklılığı ve maliyet avantajları, şirketlerin iklim yatırımlarını sürdürmesinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Kaynak:

https://time.com/article/2026/06/23/worlds-most-sustainable-companies-2026