“Kadın futboluyla yetinmeyip, tüm altyapılardaki eğitim modüllerini değiştirmek istiyoruz”

“Kadın futboluyla yetinmeyip, tüm altyapılardaki eğitim modüllerini değiştirmek istiyoruz”

Futbolun erkek hegemonyasındaki bir spor olmasına karşı kadınların ön yargılarını kırmaları hedefiyle kurulan Kızlar Sahada, zamanla önemli bir dönüşüm yaşayarak çok büyük bir taşın altına elini koydu. Kız çocuklarına daha ön yargıları oluşmadan toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsellik eğitimi, spor psikolojisi gibi konularda eğitimler vererek, bireysel gelişimlerine katkıda bulunan Kızlar Sahada’nın kurucu ortağı Kiraz Öcal ile dönüşüm hikayelerini, VISA sponsorluğunda hayata geçirdikleri Kızlar Sahada Futbol Okulları’nı, öne çıkardıkları iletişim dillerini ve hedeflerini konuştuk.

Kızlar Sahada’nın oluşum sürecinden bahseder misiniz?

Kızlar Sahada, Melis Abacıoğlu’nun kişisel futbol oynama deneyiminden yola çıkarak 2013 yılında kurduğu bir sosyal girişim. Kendi arkadaş grubunda “beceremezsin”, “ne işin var halı sahada” gibi tipik ön yargılarla karşılaştıktan sonra Melis, bir arkadaşının da cesaretlendirmesiyle ilk defa futbol sahasına çıkıyor. Sahadaki takım oyunu, içindeki hırs ve tutkuyu takım için ortaya koymak onu çok etkiliyor. Saha içinde yaşadığı keşif dolu zamanın ardından Melis, kendi içinde yaşadığı dönüşümü fark ediyor ve “diğer kadınlar da bunu yaşamalı” düşüncesiyle Kızlar Sahada’nın ilk adımları atılmaya başlıyor.

Ben de Kızlar Sahada’ya 2014’te gönüllü olarak katıldım. Uzmanlığım sürdürülebilirlik ve kadın-erkek eşitliği üzerineydi. Hatta, futbolda sürdürülebilirlik ve futbolda eşitlik konularında çalışmalar yapıyordum. Aslında Melis ile yollarımız kesişmeden önce, o sahada bir şeyler üretirken, ben de teori kısmıyla ilgili çalışıyordum.

Kızlar Sahada’nın dönüşümünden bahseder misiniz?

Öncelikle, kurumsal şirketlerdeki kadınları sahaya çıkarmak ve “yapamazsın” ön yargısını kırmak amacıyla iki hafta sonu süren bir turnuva düzenledik. Kadınların futbol oynamasıyla bir fayda yaratılabildiğini göstermek istiyorduk. O dönemki turnuva gelirlerini, AÇEV ve Darüşşafaka’ya bağışladık. Yıllar içinde lise çağındaki kız çocuklarının dahil olacağı Gençlik Kupası’nı da turnuvalarımıza ekledik.

2016’da ise bizim için en önemli kırılma noktası olan Kızlar Sahada Akademi’yi kurduk. Akademi’yi ilkokul düzeyindeki çocuklara bu faydayı götürmek üzere düzenledik. Liseli ve üniversiteli gençler 15 kişilik gönüllü ekibi oluşturarak, sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı olan bir bölgedeki devlet okulundaki kız çocuklarına bir haftalık eğitim verdiler. Eğitim programının yarısını futbol oluştururken, yarısını da sanat, dans, müzik ve toplumsal cinsiyet eğitimi oluşturuyordu. Çocuklar bir haftalık sürecin sonunda ailelerine yaptıkları aktivitelerin sunumunu ve bir gösteri maçı yaptı. Bu organizasyonumuzun önemli bir etki yarattığını gözlemledik ve sosyal etki raporunu hazırlatmak istedik. Türkiye’de ilk kez kullanılan “Social Return on Investment” aracıyla yapılan araştırmada, mali yatırımımızın yarattığı sosyal etkiyi mali cinsten değerlendiren bir rapor hazırlattık. Rapor elimize geldiğinde, yatırdığımız her 1 TL’nin karşılığında 12,45 TL’lik geri dönüşüm aldığımızı gördük. Bu çok yüksek bir orandı. Raporu, uluslararası akreditasyon alması için denetime yolladık ve oradan onay aldı. Şu an o denetimden geçerek uluslararası akreditasyon alan Türkiye’deki tek ve ilk rapor özelliğini taşıyor. (SROI raporuna buradan ulaşabilirsiniz. http://www.socialvalueuk.org/report/girls-soccer-field/)

Bu raporun önemi neydi?

Raporun bize söyledikleri, vizyonumuzu bambaşka bir yere götürdü. Kadınların futbol üzerinden güçlenmesini konuşurken; asıl dönüşümün henüz daha standart kalıp yargıları oluşmamış kız çocuklarında olduğunu gördük. 2016’dan sonra bu modeli nasıl geliştirip, Türkiye geneline yayabiliriz diye düşünmeye başladık. 2018’de imece’nin sosyal girişimcilik yarışmasına katıldık ve hibeyi kazanan ilk üç takımdan biri olduk. Aldığımız hibeyle, artık yılda bir ya da birkaç kez yaptığımız bir proje veya turnuvanın ötesinde etkimizi Türkiye’ye yayabilecek ve ekonomik sürdürülebilirliği olan bir sosyal girişim modeline dönüştürdük. Yıllardır hazırlıklarını yaptığımız işleri yürürlüğe koyarak hem kendi finansmanını döndürecek derecede kârlı hem de etkiyi ücretsiz sunacak kadar sosyal fayda odaklı bir iş modeli benimsedik. O dönem çalıştığım Zorlu Enerji’deki işimden ayrıldım ve Melis’le ortak olduk. 2018’den beri büyümeye devam ediyoruz. Geldiğimiz nokta bizi çok mutlu ediyor, şimdiden planlarımızın ötesine geçtiğimizi söyleyebilirim.

Visa’nın sponsor olduğu Kızlar Sahada Futbol Okulları’ndan bahseder misiniz?

Visa, UEFA’da kadın futbolunun sponsoru, aynı zamanda globalde de kadın futboluyla ilgili bir anlaşması var. Türkiye’de de bu stratejiyi devam ettirmek istiyorlardı. Ülkemizde kadın futboluna dönüp bakıldığında bir tek biz varız bu işi yapan.Visa’yla Futbol Okulları konusunda ilerlememiz çok hızlı oldu. Hayatımda bu kadar hızlı bir anlaşma görmemiştim. Sanıyorum, iki tarafın da odağının çok net olması bu sonucu doğurdu. Doğru zamanda, doğru kişilerle doğru yerde olmak herhalde bu demek.

Visa’yla ana sponsorluk sözleşmesi imzalayarak, Kızlar Sahada Futbol Okulları’nı kurduk. Hedefimiz, her ilde bir futbol okulumuzun olması, kız çocuklarının ücretsiz bir şekilde o okula giderek eğitimler almasıydı. UEFA’da da kadın futbolunun sponsoru olan Visa, global stratejisinin devamı olarak Türkiye’de bunu sahiplendi. Şu an Ankara, Adana, Manisa, Kocaeli, İstanbul, Şanlıurfa, Kayseri, Erzincan ve Ordu olarak dokuz tane kulübümüz var. Bu kulüplerin altyapısında kasım ayından itibaren 9-14 yaş grubundaki kız çocukları eğitimlerine başladı ve 250’ye yakın çocuğun aldığı eğitimler 2020’nin sonuna kadar devam edecek. Bu programdaki asıl amacımız futbolcu yetiştirmek değil, amacımız futbol zeminini kullanarak çocuklara psiko-sosyal gelişimlerini destekleyecek eğitimleri de vermek.

Eğitimlerinizden bahseder misiniz?

Çocukların ve antrenörlerin eğitimi farklı şekilde yapılıyor. Visa Kızlar Sahada Futbol Okulları kapsamında kadın antrenörlerin yer almasını şart koştuk. Dokuz ilde 18 antrenörümüz var. Çocukları emanet edecek tecrübe düzeyinde yeterli kadın antrenör bulmakta zorlandık. Bulamadığımız illerde, BESYO’da okuyan öğrencileri veya A takımda oynayan futbolcuları projeye entegre ederek, sorumluluklarını yardımcı antrenör olarak konumlandırdık. Şu an bazı takımlarımızın başında bulunan erkek antrenörler, kadın antrenörlerin gelişimlerini destekleyerek, bir yıl içinde takımı tek başlarına idare edecek düzeye getirmeye çalışıyorlar.

Ekim ayında dokuz ildeki 18 antrenörü, antrenör eğitimi için İstanbul’da ağırladık. İki gün boyunca yoğun bir eğitici eğitimi sürecinden geçtiler. Eğitimlerimizin içerik danışmanlığını KASFAD adına Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Koca Arıtan yapıyor. Program kapsamında tüm paydaşlarda olmasını beklediğimiz gelişim hedeflerini tanımladık. Buna göre, sporcuda, antrenörde ve ailede nasıl bir dönüşüm yaratmak istediğimizi odağımıza alarak, takım olma, iletişim, toplumsal cinsiyet, spor psikolojisi, beslenme gibi çeşitli modüller belirledik. İlgili konuların eğitimlerini alanında uzman kişiler veriyor. Programın devamında eğitmenlerle illeri ziyaret ederek ailelere ve çocuklara yerinde eğitim vereceğiz.

Eğitim konusunda altını çizmemiz gereken bir diğer modülümüz de Football3. Bu eğitim modelini, 85’ten fazla ülkede futbolla çalışan sivil toplum kuruluşlarının üye olduğu bir çatı kuruluş olan Almanya’daki 25 yıllık Street Football World (SFW) kurumundan aldık. SFW’nun Türkiye’deki tek üyesi olarak, bulunduğumuz coğrafyada toplumsal cinsiyet eşitsizliğine çözüm üretmek için futbol üzerinden eğitimler tasarlıyoruz. Başka ülkelerde de her ülkenin kendine özgü toplumsal sorunları SFW’nun geliştirdiği eğitim yöntemleri ile çözülüyor. Örneğin, Afrika’da AIDS’ten korunma eğitimlerini futbol sahasında veriyorlar, Meksika’da uyuşturucu ve silahsızlanmayla ilgili gençlerin topluma kazandırılması gibi projeler yine futbol üzerinden yapılıyor. Futbol3 sahada maç esnasında verilen bir eğitim ve içine grubun ihtiyacına göre eşitlik, kapsayıcılık, şiddetsiz iletişim gibi temaları dahil edebiliyorsunuz. Çocuklar sınıf eğitiminin yanında, sahada da futbolun gelişimsel bir motifle işlenmiş Futbol3 eğitimini alıyorlar.

Sınıf içi eğitimlerimizde ise toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, cinsellik eğitimi, spor psikolojisi eğitimi, sporcu beslenmesi, gelişim psikolojisi, spor hukuku ve sporcu hakları eğitimi gibi kapsamlı modüllerimiz var. Bunlardan hem antrenörler hem de çocuklar yararlanıyor. İlgili modüller ailelere de veriliyor. Çocukta kalıcı davranış değişimi yaratabilmek için çocuğu çevreleyen tüm tarafların aynı dili konuşabilmesi ve konuya aynı yerden bakabilmesini önemsiyoruz.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine bakışınız nasıl?

Kızlar Sahada olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığı yerlerde kız çocukları üzerinden bu eşitliği sağlamaya çalışıyoruz. Bunun tek cephede verilecek bir savaş olmadığının da farkındayız. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği hem kadın hem de erkek için problem yaratıyor. Kadınlar için toplumsal cinsiyet eşitliği gibi bir mesajımız asla yok. Toplumsal cinsiyet eşitliği herkes içindir. Toplumda bir erkeğe cinsiyeti sebebiyle yüklenen çok fazla yük var. En basitinden ekonomik olarak aile geçimini sağlamak, kuvvetli olmak, duygularını göstermemek, pembe renk giymemek gibi. Kadınların da erkeklerden az kalmayacak çokça kısıtlanmış hakkı var. Dünyanın da yüzyıllardır uğraştığı bu sorunu çözmek üzere, en fazla etkiyi yarattığımızı gördüğümüz kız çocukları ve kadınlardan başladık çalışmaya. Yarattığımız model, şu anda hakkaniyetli bir şekilde işliyor. endüstriyel futbolda karşılaştığımız gelir dağılımındaki adaletsizliğin aksine, içine dahil olan antrenörün de, yöneticinin de, oyuncunun da eşit şekilde kalkındığı bir sistem olması için çalışıyoruz.

Megan Rapinoe’nun son Dünya Kupası dönemindeki tutumuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Megan’ın duruşu gerçekten çok ses getirdi, onu milyonlar takip etti.  Bulundukları toplumun sosyal yapısı gereği onların kullandığı üslup dikkat çekiciydi. Biz daha pozitif ve yapıcı bir dil kullanmayı tercih ediyoruz. Muhalif ve provokatif bir iletişim dilimiz yok; öyle bir yerde durursak sürekli negatiflikleri konuşmamız ve sürekli bir şeyleri eleştirmemiz gerekir. Eşitsizliklere ve kadın futbolu hakkında konuşmaya başlarsak, olumlu yönde konuşacak bir şey bulamayabiliriz. Bu konuda sorumluluğu olan tüm tarafların da mevcut durumun farkında olduklarına inanıyoruz. Bir kez daha bizden duymaya ihtiyaçları olmadığını düşünüyoruz. Birilerini eleştirmek, birilerini karşımıza almak yerine güç birliği çağrısı yapıyoruz.

Biz 2013 yılından bu yana gönüllülerimizin ve destekçilerimizin sayesinde çok güzel şeyler yaptık ve birçok kadının ve kız çocuğunun hayallerini dönüştürdük. Bu nedenle yaptığımız iyi işlerin konuşulması istiyoruz, konuşuluyor da. Hem Türkiye’de hem de yurt dışında başarımız karşılığını buluyor. En son TMOK’un Fair Play dalında Tanıtım Büyük Ödülünü aldık. Biz futbol dünyasında “daha iyisi de daha temizi de yapılabilir” demeyi tercih ediyoruz.

Türkiye Futbol Federasyonu ile iş birlikleriniz var mı?

Hayır, stratejik bir iş birliğimiz veya anlaşmamız bulunmuyor henüz. Bizi biliyorlar, tanıyorlar, turnuvalarımızda hakem desteği sağlıyorlar. Biz de yaptığımız işlerden sürekli haberdar ediyoruz. İletişimimiz şimdilik bu kapsamda, umarız ortaklık yapacağımız alanları büyütebiliriz zaman içinde.

Yeni dönemde Spor İstanbul’un önemli işler yaptığını görüyoruz? Herhangi bir iletişiminiz oldu mu?

Spor İstanbul’la görüşmelerimiz başladı. Birkaç projemiz var ama hepsi olgunlaşma sürecinde. Netleşmiş bir şey yok şimdilik. Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur’u sosyal girişimin içinden gelen bir insan olduğu için yıllardır çok iyi tanıyoruz. Onun etkisi ve belediyenin dahiliyetiyle sporun erişebilirlik anlamında önemli bir yol kat edileceğine inanıyorum zira belediyenin imkanları çok geniş, tesisler eğitmenler ve sahip oldukları diğer kaynaklar etkin kullanıldığında çok fazla insana dokunabilecek düzeyde bir etki yaratılacağına inanıyorum.

Çatı olarak belirlediğiniz hedefleriniz neler?

Öncelikle, futbol sistemi içindeki eşitsizliği gidermeye çalışıyoruz. Ondan sonraki amacımız ise futbolu dönüştürmek. Tribünde ve sahadaki küfür, örnek olmayan tavır ve davranışları, haksızlıklar ve yolsuzlukları; yani sürdürülebilirlik kapsamı içinde yolunda gitmeyen her şeyi “iyi futbol ve eşitlik mümkün” mottomuzla dönüştürmek istiyoruz. Yaptığımız işler doğrultusunda birkaç yıl içinde kadın futbolunun, altyapı çalışmalarımızla yönetimsel ve stratejik anlamda iyi bir noktaya gelmesini hedefliyoruz. Erkek futbolunun altyapısındaki eğitim modüllerini değiştirmek ve dönüştürmek de hedeflerimiz içinde var. Oradaki toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını değiştirmek istiyoruz. Futbolun hırs, kırmak, dökmek ve kazanmak üzerine olmadığını, aslında yaşam becerilerini geliştirebileceğimiz bir alan olduğunu göstermeyi hedefliyoruz. Araştırmalara göre futbol oynayan tüm sporcuların sadece binde 2’si elit futbolcu seviyesine ulaşıyor. Orana baktığınız zaman geri kalan 998 çocuğa ne olacak bu sistem içinde? Alternatifleri ne olacak? Bu çocuklara hayatta kalmaları için gerekli olan becerilerin verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Hayatın kazanmak veya kaybetmekten ibaret olmadığını, futbolun da yaşamın ta kendisi gibi bir yolculuk olduğunu anlatmak ve bu yolculukta en iyi şekilde sağlıkla, sevgiyle ve özgürce yürüyebilmelerini istiyoruz.

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar