Cinsiyetçi söylem ve içeriklerle mücadele eden platform: erktolia

Cinsiyetçi söylem ve içeriklerle mücadele eden platform: erktolia

Cinsiyetçilik üzerinden şiddet, aşağılama, ayrımcılık üreten, ötekileştiren, marjinalleştiren her türlü söylem, içerik ve yaptırıma karşı ses çıkaran, toplumsal farkındalık yaratan ve mücadele eden proaktif bir gönüllülük platformu erktolia’yı üyeleri Gizem Pehlevan ve Gizem Gülmez’den dinledik.

erktolia’dan kısaca bahseder misiniz? 

Gizem Pehlevan: erktolia, Fransa’da başlatılan macholand.org isimli projenin Türkiye’ye uyarlanmasıyla ortaya çıkan ve 2015 yılından bu yana varlığını sürdüren online ve proaktif bir platform. Yaşadığımız ataerkil topluma ithafen de erk-tolia ismini aldı. Başlangıcından bu yana pek çok arkadaşımız farklı dönemlerde gönüllü destek verdi ve erktolia’yı büyüttü. Bir süredir de aktif iki üyeyle yolumuza devam ediyoruz. erktolia kurulurken asıl hedefimiz; cinsiyetçilik üzerinden şiddet, aşağılama, ayrımcılık üreten, ötekileştiren, marjinelleştiren her türlü söylem, içerik ve yaptırıma karşı ses çıkarmak ve bir çeşit farkındalık yaratan ve mücadele eden proaktif bir gönüllülük platformu oluşturmaktı. Gezi Parkı sürecinde başlayan farkındalıkların bir sonucu olarak ihtiyaçtan doğan ve halihazırda toplumda başlayan uyanışı daha geniş kitlelere aktarmaya çalışan online bir platform olduk.

Toplumsal farkındalık yaratma konusunda nasıl bir yol izliyorsunuz? Hangi kanalları kullanmayı tercih ediyor ve nasıl bir organizasyonla ilerliyorsunuz?

Gizem Gülmez: erktolia online ve proaktif bir platform. Cinsiyetçilik üzerinden şiddet, aşağılama, ayrımcılık üreten, kişileri ve grupları marjinelleştiren her türlü söylem, içerik ve yaptırıma ses çıkarmak ve farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bunun için de herkesin sıklıkla kullandığı sosyal medya araçlarından faydalanıyoruz. Başlattığımız kampanyalara “eylem” demeyi tercih ediyoruz çünkü “harekete geçmenin” gücüne inanıyoruz. 

Eylemlerimizi sosyal medya üzerinden yürütüyoruz ve bu mecrayı mümkün olduğunca etkin kullanmaya çalışıyoruz; çünkü tek bir paylaşımla çok fazla kişiye ulaşmak ve bir farkındalık yaratmak mümkün oluyor. Hedef aldığımız kurum, şirket veya kişinin özelliğine göre change.org üzeriden imza kampanyası yapabiliyoruz veya Twitter üzerinden hashtag eylemi başlatıyoruz. Örneğin, resmi bir talepte bulunuyorsak veya bir davaya destek olmak ve kamuoyu yaratmak amacıyla bir eylem başlatıyorsak daha çok imza kampanyası yapmayı tercih ediyoruz. Böylece toplanan imzaları dilekçe olarak dava dosyasına eklemek veya ilgili kuruma/şirkete iletmek mümkün oluyor. Daha hızlı ilerlememiz gereken bir durum varsa Twitter üzerinden gitmeyi seçiyoruz. Bu tarz durumlarda hashtag eylemleri yaparak sorunu daha görünür kılmaya ve insanların dikkatini çekmeye çalışıyoruz. 

Sosyal medyada her şey o kadar hızlı ilerliyor ki bizim de kendi içimizde aynı hızda ilerlememiz gerekiyor elbette. Eylem çıkmak istediğimiz zamanda müsait olan arkadaşlar internet üzerinden iletişim halinde içerik ve görselleri hazırlıyor ve sosyal medya paylaşımlarını yapıyor. Hazırlanan her şeye ortak bir katkı sunmaya çalışıyoruz çünkü erktolia olarak çıktığımız her eylem aynı zamanda hepimiz için birbirimizden öğrenme sürecine dönüşüyor.     

Gizem Pehlevan

Şimdiye kadar başlattığınız ve başarılı olan kampanyalarınızdan örnekler verebilir misiniz? Geri dönüşler nasıldı?

Gizem Pehlevan: Özsüt’ün, “Evin reisi babalar” söylemine yönelik çıktığımız eylemin sonucunda gayet yapıcı bir şekilde eyleme katılan kişilerden tek tek özür dilemesi, İkea’nın Ankara mağazasında cinsiyetçi çocuk oyun alanlarına yönelik çıktığımız eylem sonunda talebimiz üzerine özür metni yayınlaması ve alanı yeniden düzenlemesi, Kariyer.net’in iş aramada cinsiyet kriterini kaldırması gibi pek çok başarılı eylemden söz etmek mümkün. Burada şunu belirtmeliyiz ki biz sadece gösterilen tepkileri bir Twitter etiketi, imza linki gibi bir çatı altında kolektif hale getiren bir platformuz ve başarıya ulaşan eylemler, erktolia’nın değil, eylemlere proaktif bir şekilde katılarak tepki gösteren herkesindir. Bu anlamda proaktifliğin altını çizmekte fayda olduğunu düşünüyoruz. Bu çalışmalarla da belirttiğimiz gibi yoğunlukla söylem ve içerik, yani dil üzerinden eylemlilik göstererek; cinsiyetçi, ayrımcı, aşağılayıcı, küçümseyen, ötekileştiren, marjinalleştiren, şiddet içeren dili ifşa edip, dönüştürerek, oluşumumuza da adını veren erkin hegemonik baskısıyla mücadele etmeyi amaçlıyoruz. 

Basında ve reklam dünyasında kullanılan dilde ayrımcılıkla ilgili en çok dikkat edilmesi gereken noktalar nedir?

Gizem Gülmez: Medya herkesin hayatında olan ve erişimi en çabasız araçlardan biri. Üstelik toplumu yönlendirme ve kitlesel bilinç edindirme açısından da oldukça etkili bir araç. Hal böyle olunca, birini ya da bir grubu, bir özelliği ya da atfedilen bir özellik üzerinden ayrımcı, ötekileştirici, dışlayıcı, aşağılayıcı bir yere koymadan haber üretebilmek çok elzem. Medyanın bu noktada bir şiddet haberini pornografikleştirmeden, fail yerine şiddete maruz bırakılan kişinin özelliklerine, kimliğine odaklanmadan, diğer şiddete maruz kalanları ikincil bir travmaya uğratmadan, ayrımcı bir dil üretmeden haber üretmesi gerekiyor. Ama Türkiye’deki gazetecilik anlayışına bakarsak, sorun bu farkındalıkların daha da ötesinde bir yerde aslında. Gazeteciler, dizi ve reklam sektöründeki yapımcılar, reklamcılar her ne kadar faili görünmez kılmanın tecavüzü veya kadın cinayetlerini bir yerde normalleştirmek ve güzellemek olduğunu bilseler de tıklanma oranlarını artırmak, reyting sıralamasında birinci olabilmek ve pazarladıkları ürünleri daha çok satabilmek için şiddetin pornografisini üretmeye ve cinsiyetçiliği körüklemeye devam ediyorlar. 

Son dönemde erkekleri mutfakta veya ev işleriyle bağdaştıran reklamlara rastlıyoruz. Bu kampanyaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gizem Pehlevan:Reklamlar sonuçta bir hedef kitlesi üzerinden ilerliyor ve amaçları bir ürünü sattırmak. Kadın ve LGBTİ+’lerin artık klişelere ses çıkardığının farkındalar. Bu da hem bir pazarlama tekniği hem de toplumdaki değişimin bir yansıması diye düşünüyoruz. Bir firmanın daha feminist bir bakış açısıyla ortaya koyduğu reklam filmi elbette bu konuyu hiç irdelememiş ve olduğu gibi kabul etmiş olan bir insan için farkındalık yaratıcı olabilir ve bu noktada değerlidir. Ancak firmaların bu konuda ne kadar “ciddi ve gerçekçi” olduğuna da bakmak lazım. Örneğin, hazırladığı reklam filminde “ev işleri sadece kadının sorumluluğu değildir, erkek de bu sorumluluğu üstlenmelidir” mesajı veren bir firmanın kendi çalışanı olan kadınlara firma içerisinde ne kadar alan açtığına, kaç kadını yönetici olarak işe aldığına veya hamile olan kadınların haklarını ne derece koruduğuna da bakmak lazım. İşte ancak o noktada yapılan reklamın niyetini anlayabiliyoruz. Sadece göz boyamak ve “popüler” olan bir mücadele alanı üzerinden sermayeyi artırmayı mı amaçlıyorlar yoksa gerçekten toplumsal cinsiyet eşitliği açısından eşitlikçi politikalar mı yürütüyorlar?

Gizem Gülmez

Gönüllü olmak için kriterleriniz var mı? Nasıl destek verilebilir?

Gizem Gülmez: Elbette var. Herkes sitemiz üzerinden gönüllü talebi üretebilir. Gönüllüye her zaman ihtiyacımız var. Öncelikle başvuran kişinin kendini feminist olarak tanımlamasını bekliyoruz ve diğer cinsel yönelimlerle ilgili feminist bakışını ve olası katkısını merak ediyoruz. Yani insan haklarına duyarlı ve ataerki ve homonegativitenin ne olduğunu bilen herkes gönüllü olabilir. Bunları beklendiği ölçüde karşılamayan ya da amacı bu olmayan herkes zaten eylemlerimize destek vererek katkı sunabilir. Bu yüzden “erktolia proaktif bir platformdur” diyoruz.

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar