Arılar olmadan insan yaşamı olmaz

Arılar olmadan insan yaşamı olmaz

Arıların varlığı dünyamız için hayati önem taşıyor. Hatta arılar olmazsa dünyada insan yaşamı olmaz. Bilinen ilk arı fosili 80 milyon yıl öncesine ait olup, bunun yanında ilk insan fosili sadece 300 bin yıl öncesine ait. Ünlü bilim insanı Einstein ‘Arılar yok olursa, insanların yalnızca dört yıl ömrü kalır’ sözü ile konunun önemini vurguluyor.

Polen taşıyıcılar yeryüzündeki ekosistemin yaşam kaynağıdır. Bitkilerin üremesine yardımcı oluyorlar, biyolojik çeşitliliği artırıyorlar,türlerin yeni bölgelere dağılımını kolaylaştırıyorlar, bitki popülasyonlarındaki genetik çeşitliliği sürdürüyorlar, meyve ve sebze verimini artırıyorlar ve dolayısıyla besin zincirinin her seviyesinde bitki örtüsünü ve faunayı destekliyorlar. Arılar ise özellikle insanları destekleme söz konusu olduğunda tüm polen taşıyıcıların en önemlileri arasında yer alıyor.

Ancak dünyamız ve insanlık için bu kadar önem arz eden arı popülasyonu gün geçtikçe azalıyor. Örneğin son yıllarda Orta Doğu’da kaybolan arı nüfusunun yüzde 85 olduğu, Almanya’da bu oranın yüzde 25 ve son birkaç kıştır Avrupa’da ölen arı kolonisi oranının ise yüzde 53 olduğu belirtiliyor.  

Arı popülasyonunun veya genel sağlıklarının küresel ölçekte azalmasının tek bir nedeni yok, birçok faktörün birleşimi buna neden oluyor. Genel böcek ilaçları ve kimyasallar, iklim değişikliği, yoğun çiftçilik ve diğer kalkınma hamleleriyle oluşan habitat kaybı, ışık kirliliği, parazit ve patojenleri başlıca nedenler olarak sıralanabilir.

Bitkilerin tohum ve meyve üretebilmeleri için çiçeklerin tozlaşmasını sağlayan arıların ne kadar özgün canlılar olduğunu anlamak için çok bilinmeyen yönlerinden olarak;

  • Bal arıları çok hızlı kanat çırparlar ve duyduğumuz ‘vızzz’ sesi bir bal arısının saniyede 230 defa kanat çırpmasıyla açıklanıyor.
  • Sadece dişi arılar sokar çünkü sadece onların iğneleri var. Bal arıları herhangi birini ya da bir şeyi soktuktan sonra ölürler.
  • Bal arılarının 170 koku alıcısı bulunuyor. Bu sayede bizlerin kokusunu alamadığımız çiçeklerden o lezzetli balları üretiyorlar.
  • Her bir bal arısı kolonisi kendine has bir kokuya sahip ve arılar ait oldukları kolonileri bu sayede bulabiliyorlar.
  • İnsanların yiyebilecekleri gıdayı üreten tek böcek türü arılardır. Bu nedenle insanların en yakın dostudurlar.
  • Arılar kış aylarında kovanlarından çıkmaz ve yaz boyunca biriktirdikleri balı yiyerek yaşamlarını sürdürüyorlar. Kraliçe arıyı ve kendilerini sıcak tutmak için sıkı bir küme oluşturuyorlar.
  • Tek bir arı kovanında 50.000 arı yaşayabiliyor.
  • Bal arılarının 6 bacağı ve 5 gözü var.
  • Matematiksel olarak bir arı, 500 gramlık bir kavanoz bal için dünyanın etrafında bir buçuk tur dönüyor.

Arılar olmazsa biyoçeşitliliğin kaybolma ihtimali bulunuyor. Biyolojik çeşitliliğe sahip ekosistemin olmayışı da insan sağlığını ciddi derecede riske atabilir. Arıların nesli tükenirse insanlar da tükenebilir.

Dünyada arı popülasyonunun azalması konusunda farkındalık yaratmak için 2017 yılından bu yana 20 Mayıs ‘Dünya Arı Günü’ olarak kutlanıyor. Bilim insanları dünyada 20 binden fazla türü olduğu tahmin edilen arıların, yeryüzündeki dağılım haritasını da hazırlayarak önemli bir araştırmayı gözler önüne seriyor. Haritada, diğer hayvanların aksine, kutuplara doğru gidildikçe arı türlerinin arttığı, ekvator yakınlarında ise çeşitliliğin azaldığı gözlemleniyor.

Harita verileri; arıların tropical bölgelere göre çölleri ve ılıman iklimleri tercih ettiklerini gösteriyor. Nem faktörünün polen kaynaklarına zarar vermesi dağılımda önemli rol oynuyor. Bu noktada ekvatoral iklimden uzakta konumlanan Türkiye arı çesitliliğinin en yüksek olduğu bölgelerin başında geliyor. Arıcılık ve bal üretiminde Çin’den sonra ikinci büyük ülke olarak dünya pazarında yerini alıyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, tarım ürünlerine büyük katkı sağlayan polinasyonun baş faktörü arıların sayısındaki azalma, gıda güvenliği konusundaki endişeyi de beraberinde getiriyor.

Beslenmenin %90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünden dörtte üçü, arıların polinasyonu sayesinde elde ediliyor. Uzmanlar, arı türlerinin neslinin tükenmesinin domino etkisiyle bitkilerin, mahsullerin ve potansiyel olarak tüm ekosistemin ortadan kalkmasına yol açacağına işaret ediyor. Bireysel olarak uygulayabileceğimiz en basit adım olarak evlerimizde, bahçelerimizde daha fazla ağaç ve çiçek yetiştirmenin bile arı nüfusunu artırma yönündeki çabalara katkısı olacağı önemle vurgulanıyor.

Kaynak:

greenpeace.org/international/publication/6839/bees-in-decline/

greenpeace.org/turkey/blog/arilar-hakkinda-10-ilginc-bilgi-2/

https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/ari-populasyonunun-azalmasi-gida-guvenligini-tehdit-ediyor/2248139

Posts Carousel

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar "*" ile gösterilmektedir.

En Son Makaleler

Videolar