Dünya genelinde giderek daha sık ve daha yıkıcı hale gelen orman yangınları, yalnızca yandıkları bölgeleri değil, binlerce kilometre uzaktaki toplumları da etkiliyor. Hava kirliliğinden su kaynaklarının kirlenmesine, sel riskinden milyonlarca dolarlık ekonomik kayıplara kadar uzanan zincirleme etkiler, yangınların küresel bir kriz haline geldiğini ortaya koyuyor.
Orman yangınlarının etkisi artık yanan ormanlarla sınırlı değil. İklim değişikliğinin etkisiyle daha sık, daha uzun ve daha şiddetli yaşanan yangınlar; hava kalitesini bozuyor, karbon salımını artırıyor, içme suyu kaynaklarını tehdit ediyor, sel riskini büyütüyor ve ekonomiler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor.
World Resources Institute’un (WRI) Global Forest Watch verileri de yangın riskindeki artışı doğruluyor. Buna göre, bugün orman yangınları nedeniyle yok olan ağaç örtüsü miktarı, 20 yıl öncesine kıyasla yaklaşık iki katına ulaşmış durumda.
Uzmanlar, bu tablo karşısında orman yangınlarının artık yalnızca bir çevre sorunu değil; halk sağlığı, su güvenliği, iklim ve ekonomik istikrar açısından da küresel ölçekte değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir kriz olduğuna dikkat çekiyor.
1. Yangınlar hava kalitesini tehlikeli seviyede bozuyor
Orman yangınlarının en görünür etkisi gökyüzünü kaplayan yoğun duman olsa da asıl tehlike, bu dumanın içerdiği ince partiküllerden kaynaklanıyor. Solunum yollarına kadar ulaşabilen bu parçacıklar; gözlerde tahrişe, bronşit gibi solunum hastalıklarına ve özellikle kalp ile akciğer rahatsızlığı bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.
Araştırmalar, yangınların yalnızca duman üretmekle kalmadığını, normal şartlarda görülmeyen bölgelerde günler hatta haftalar sürebilen yoğun toz fırtınalarını da tetikleyebildiğini ortaya koyuyor. Bu durum hem insan sağlığını hem de altyapıyı olumsuz etkiliyor.
2015 yılında Ekvator Asyası’nda yaklaşık 69 milyon kişinin uzun süre orman yangınlarından kaynaklanan sağlıksız hava koşullarına maruz kaldığı, bunun yaklaşık 12 bin erken ölüme yol açmış olabileceği tahmin ediliyor. ABD’de ise 2020 yılında her yedi kişiden biri, orman yangınları nedeniyle tehlikeli seviyede hava kirliliğiyle karşı karşıya kaldı.
2. Yangınlar iklim değişikliğini hızlandırıyor
Ormanlar atmosferden karbon tutarak iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynuyor. Ancak yangınlar sırasında ağaçlarda depolanan karbon yeniden atmosfere salınıyor.
Sadece 2021 yılında Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’daki boreal orman yangınlarından kaynaklanan karbonsdioksit 1,76 milyar tona ulaştı. Bu miktarın, birçok ülkenin yıllık emisyonundan daha yüksek seviyede olduğu hesaplandı.
Yangın sonrası ormanlar zaman içinde yeniden büyüse de, kaybedilen ağaç örtüsünün karbon tutma kapasitesinin yeniden oluşması onlarca yıl alıyor.
3. İçme suyu kaynakları da yangınlardan etkileniyor
Ormanlar yalnızca karbon depolamıyor; aynı zamanda temiz su kaynaklarının korunmasında da kritik görev üstleniyor. Dünya genelindeki içme suyunun üçte ikisinden fazlası ormanlık su havzalarından sağlanırken, dünyanın en büyük 105 kentinin 33’ü su ihtiyacını doğrudan bu alanlardan karşılıyor.
Yangın sonrası bitki örtüsünün yok olmasıyla kül, tortu ve kirleticiler yağışlarla birlikte göl, nehir ve barajlara taşınıyor. Bunun sonucunda su kalitesi düşerken arıtma maliyetleri önemli ölçüde artıyor ve bazı su kaynakları geçici olarak kullanım dışı kalabiliyor.
Ayrıca ormanların yeraltı sularını besleme ve yağış rejimini dengeleme kapasitesi de ciddi zarar görüyor.
4. Yangınların ardından sel riski katlanarak artıyor
Sağlıklı ormanlar yağmur suyunu emerek ani su akışını yavaşlatıyor ve şehirleri taşkınlardan koruyor. Ancak yangın sonrası bitki örtüsünün kaybolmasıyla birlikte en küçük yağışlar bile ani sellere dönüşebiliyor.
Uzmanlar, bitki örtüsünün yeniden eski haline dönmesinin yıllar alabildiğini, bu nedenle sel riskinin de uzun süre devam ettiğini belirtiyor.
5. Ekonomik maliyet milyarlarca doları buluyor
Orman yangınlarının ekonomik etkileri sağlık, su yönetimi, altyapı ve turizm gibi pek çok sektöre yansıyor.
ABD’de yalnızca orman yangını kaynaklı hava kirliliğinin sağlık sistemi üzerindeki yıllık maliyetinin yaklaşık 16 milyar dolar olduğu hesaplanıyor.
Büyük yangınların ardından içme suyu üretim maliyetleri 10 milyon ila 100 milyon dolar arasında artabiliyor.
Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde, sel kaynaklı ekonomik kayıpların 2050 yılına kadar küresel ölçekte 1 trilyon dolara ulaşabileceği öngörülüyor.
Uzmanlara göre orman yangınlarıyla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra yürütülecek çalışmalarla sınırlı olmamalı. Orman restorasyonuna yatırım yapılması, su havzalarının korunması, yüksek riskli bölgelerde yangına dayanıklı yerleşimlerin oluşturulması ve sera gazı emisyonlarının azaltılması, uzun vadeli çözümün temel unsurları arasında yer alıyor.
Kaynak: