Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Küresel iş birliği güven kriziyle karşı karşıya: Çok taraflılığın geleceği sorgulanıyor

Dünya, onlarca yıldır uluslararası düzenin temel direği olan çok taraflı sistemi derinden sarsan bir güven kriziyle karşı karşıya. Küresel ölçekte artan siyasi gerilimler, dezenformasyon ve toplumsal kaygılar, uluslararası iş birliğini zayıflatırken, uzmanlar bu sürecin geri dönülmez sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

PoliSync Uluslararası Politika Katılım Merkezi yöneticileri Cecilia Cannon ve Marie McAuliffe’e göre, uluslararası iş birliğinin taşıyıcı kolonları sistematik biçimde aşındırılıyor. Bu nedenle güvenin yeniden tesis edilmesi, yalnızca mevcut düzeni korumak için değil, aynı zamanda daha etkili bir küresel sistem inşa edebilmek için de hayati önem taşıyor.

Dezenformasyon ana akıma yerleşti

Bir zamanlar marjinal görülen küresel iş birliği karşıtı söylemler artık siyasetin merkezine yerelşmiş durumda. Kimlik, güvenlik ve ekonomik belirsizlikler üzerinden beslenen yanlış bilgilendirme kampanyaları, toplumlarda derin karşılık buluyor.

Bu süreçte uluslararası dayanışma “zayıflık”, ortak hareket ise “naiflik” ya da “komplo” olarak sunuluyor. Kolektif küresel çabalar kamu yararı yerine ideolojik yönlendirme olarak çerçeveleniyor. Bu söylemler, Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere uluslararası kurumların bütçe kesintilerine siyasi meşruiyet kazandırıyor.

Dezenformasyonun en yoğun etkilediği alanlardan biri de göç. Göçmenler, kontrol kaybı, kültürel değişim ve egemenlik tartışmalarının sembolü olarak öne çıkarılıyor. 

Oysa birçok ülke yaşlanan nüfus, düşen doğurganlık oranları ve iş gücü açığı gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya. Buna rağmen göç, çoğu zaman gerçeklerden kopuk bir korku anlatısının merkezine yerleştiriliyor.

“Çok taraflılık sona eriyor” algısı güçleniyor

Uzmanlara göre en kaygı verici gelişme, çok taraflı sistemin çöktüğüne dair yaygınlaşan kanaat. Siyasetçilerden sivil topluma kadar geniş bir kesimde, kurallara dayalı uluslararası düzenin yerini güç temelli politikaların aldığına dair bir kabulleniş öne çıkıyor.

Bu atmosferde askeri harcamalar artarken, insani yardım ve kalkınma desteklerine ayrılan kaynakların azalması dikkat çekiyor. Analize göre bu durum, çatışmaların ekonomik bir “norm” haline gelme riskini de beraberinde getiriyor.

Oysa tartışmaların gölgesinde kalan önemli bir gerçek var: İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana elde edilen büyük kazanımlar. Büyük çaplı savaşların önlenmesinden bilimsel ilerlemelere, halk sağlığından insan haklarına, eğitimden ekonomik kalkınmaya kadar pek çok alanda sağlanan ilerleme, bu sistemin ürünü.

Uzmanlara göre bu yapı çökerse, dünya yeniden rekabetin ve istikrarsızlığın hâkim olduğu bir döneme sürüklenebilir.

Birleşmiş Milletler’e duyulan güvenin de son yıllarda birçok ülkede gerilemesi, bu kırılganlığı daha da derinleştiriyor.

Algoritmalar ve medya etkisi

Dezenformasyonun yayılmasında sosyal medya ve algoritmaların rolü de kritik. Sansasyonel ve kutuplaştırıcı içeriklerin doğruluktan daha fazla öne çıktığı, teknoloji şirketlerinin ise etkileşim uğruna içerik denetimini geri plana ittiği ifade ediliyor.

Ekonomik ve sosyal baskıların arttığı dönemlerde, basit ve çoğu zaman yanlış açıklamalar daha kolay kabul görüyor.

Uluslararası iş birliğine yönelik kamu güvenini yeniden inşa etmek için, küresel iş birliğinin günlük hayattaki somut katkılarının daha görünür hale getirilmesi gerekiyor. Uçuş güvenliğinden ilaç standartlarına, iletişim altyapısından insani yardımlara kadar pek çok alanda bu sistemin sağladığı faydalar çoğu zaman fark edilmeden hayat akışını sürdürüyor.

Analize göre çözüm, korku temelli siyasete karşı güveni yeniden tesis etmekten geçiyor. Bunun için yapılması gerekenler şöyle sıralanıyor:

  • Uluslararası iş birliğinin somut faydalarının daha iyi anlatılması 
  • Kamuoyuyla daha güçlü iletişim kurulması 
  • Şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılması 

Uzmanlar, uluslararası iş birliğinin, çatışma yerine diyalogla sorunların çözebileceği bir alan olarak yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Hükümetlerden sivil topluma, iş dünyasından teknoloji sektörüne kadar tüm aktörlere çağrı yapan uzmanlar, ortak bir mesaj veriyor:

Küresel ölçekte korku, kutuplaşma ve çatışmanın tırmandığı bir dönemde, iş birliğinin değeri daha açık ve güçlü bir şekilde anlatılmalı. Çünkü birbirine bağlı bir dünyada barışın, refahın ve ortak geleceğin tek yolu birlikte hareket etmekten geçiyor.

Kaynak:

http://click.e.weforum.org/