Kasım ayında Türkiye’de gerçekleşecek COP31’de alınacak kararların ilk adımı olan Bonn İklim Değişikliği Konferansı, 18 Haziran’da tamamlandı. Konferans, fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması, ormanların korunması ve iklim ile uyum finansmanı konusunda ilerleme sağlanması için gerekli adımlar atılamadan sona erdi.
Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen BM iklim görüşmeleri, finansman ve bilim temelli hedefler konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle somut sonuç üretemeden sona erdi. Adaptasyon ve emisyon azaltımı başta olmak üzere birçok kritik başlıkta uzlaşma sağlanamazken, gözler Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi’ne çevrildi.
İki hafta süren Birleşmiş Milletler iklim müzakereleri, ülkeler arasındaki derin görüş ayrılıklarının gölgesinde gerçekleşti. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında iklim finansmanı konusunda yaşanan gerilim, iklim eyleminin en önemli başlıklarından bazılarını çıkmaza sürükledi.
Müzakerelerin son saatlerinde taraflar, iklim değişikliğinin etkilerine uyum için daha güçlü finansman güvenceleri talep eden gelişmekte olan ülkeler ile emisyon azaltım çalışmalarının hızlandırılmasına öncelik veren gelişmiş ekonomiler arasında ortak bir zemin oluşturmaya çalıştı; ancak çabalar sonuç vermedi.
Kritik başlıklar COP31’e kaldı
Bonn’daki en sert tartışmalar, iklim değişikliğinin etkilerine karşı kırılgan ülkelerin uyum kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan Küresel Uyum Hedefi etrafında yaşandı.
Özellikle adaptasyon finansmanının 2035 yılına kadar üç katına çıkarılması hedefinin metne dahil edilmemesi, Afrika ülkeleri ile küçük ada devletlerinin tepkisini çekti. Bu durum, taraflar arasında zaten kırılgan olan güven ortamını daha da zedeledi.
Kenya merkezli düşünce kuruluşu Power Shift Africa’nın Direktörü Mohamed Adow, Afrika’nın hâlihazırda kuraklıklar, seller ve aşırı hava olaylarının etkileriyle mücadele ettiğini söyledi.
Kapanış oturumunda söz alan küçük ada devletlerinin temsilcileri, Bonn’dan somut ilerleme beklediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini dile getirdi.
Fiji delegasyonu, iklim değişikliğinin ülkeleri için artık geleceğe ilişkin bir tehdit değil, günlük yaşamın bir parçası olduğunu vurguladı. Su kaynakları, gıda güvenliği ve yerinden edilme risklerinin giderek arttığını belirten temsilciler, en kırılgan ülkelerin ihtiyaç duyduğu rehberlik ve kararların bir kez daha ertelendiğini ifade etti.
Birçok gelişmekte olan ülke, yaşanan çıkmazın yalnızca teknik bir anlaşmazlık değil, aynı zamanda ülkeler arasındaki güven ilişkisini zayıflatan siyasi bir sorun olduğu görüşünü dile getirdi.
Emisyon azaltımında da ilerleme sağlanamadı
Müzakerelerin tıkandığı bir diğer önemli alan ise emisyon azaltımına yönelik çalışma programı oldu.
COP27’de başlatılan süreç, ülkelerin sera gazı emisyonlarını daha hızlı düşürmelerine yönelik ortak bir yol haritası oluşturmayı amaçlıyordu. Ancak özellikle fosil yakıt üreticisi ülkelerin itirazları nedeniyle taraflar, programın kapsamı ve hedefleri konusunda ortak bir yaklaşım geliştiremedi.
Buna rağmen Çin, görüşmeler sırasında bazı ortak noktaların ortaya çıktığını ve bunların COP31’deki müzakerelere temel oluşturabileceğini savundu.
Bonn görüşmeleri yalnızca finansman başlıklarıyla değil, iklim biliminin rolüne ilişkin tartışmalarla da dikkat çekti.
Avrupa ülkeleri ile iklim etkilerine karşı savunmasız birçok gelişmekte olan ülke, bazı tarafların Paris Anlaşması’nın 1,5 derece sıcaklık sınırına ilişkin bilimsel değerlendirmeleri zayıflatmaya çalıştığını öne sürdü.
Elektrifikasyon girişimi öne çıktı
Tüm anlaşmazlıklara rağmen Bonn’da dikkat çeken gelişmelerden biri, Türkiye tarafından gündeme getirilen küresel elektrifikasyon hedefi oldu.
Elektriğin enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar önemli ölçüde artırılmasını amaçlayan öneri, elektrikli araçlar, ısı pompaları ve elektrikli pişirme teknolojileri gibi çözümlerin yaygınlaştırılmasıyla enerji dönüşümünün hızlandırılmasını hedefliyor.
Gözlemciler bu girişimi olumlu karşılasa da, fosil yakıtlardan çıkışı açık biçimde ortaya koyan kapsamlı bir küresel plan olmadan hedeflerin etkisinin sınırlı kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Bonn’da ilerleme kaydedilen nadir alanlardan biri ise “adil dönüşüm” gündemi oldu. Ülkeler, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinin sosyal ve ekonomik açıdan adil şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaların geleceğine ilişkin önemli kararlar aldı. Sivil toplum kuruluşları, bu süreci gelişmekte olan ülkeler ve dönüşümden etkilenecek topluluklar açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Sonuç olarak Bonn görüşmeleri, iklim krizinin giderek ağırlaşan etkilerine rağmen uluslararası müzakere sürecinin hâlâ finansman, sorumluluk paylaşımı ve emisyon azaltımı gibi temel konularda ortak bir yön belirlemekte zorlandığını ortaya koydu.
Bu kapsamda çözülemeyen konular Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi’nde yeniden ele alınacak.
Kaynak: