Uluslararası iklim müzakerelerinin yavaş ilerlemesi, ülkeleri yeni iş birliği modellerine yöneltti. Kentler ile ulusal hükümetlerin birlikte geliştirdiği politikalar, Brezilya’dan Hindistan’a, Kolombiya’dan Meksika’ya kadar birçok ülkede emisyonların azaltılması ve iklim krizine uyum konusunda somut sonuçlar üretmeye başladı.
İklim krizinin etkileri her geçen yıl daha ağır hissedilirken, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve siyasi kutuplaşma, uluslararası iklim diplomasisini de çıkmaza sürüklüyor. Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen iklim müzakereleri ilerlemeye devam etse de, birçok ülkede çözüm artık yalnızca COP zirvelerinden beklenmiyor.
Bunun yerine kentleri, bölgesel yönetimleri ve ulusal hükümetleri aynı hedef etrafında buluşturan yeni ortaklıklar öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu çok katmanlı yönetim modeli, iklim taahhütlerini uygulamaya dönüştürmede giderek en etkili araçlardan biri haline geliyor.
İklim hedefleri yerelde hayata geçiriliyor
İklim krizinin etkileriyle ilk karşılaşanlar yerel yönetimler olsa da, emisyonları azaltacak büyük dönüşümlerin hayata geçirilmesi ulusal hükümetlerin desteğini gerektiriyor.
Araştırmalar, elektrik üretiminin karbonsuzlaştırılması hariç tutulduğunda, kentlerdeki sera gazı azaltım potansiyelinin yüzde 37’sinin ancak farklı yönetim kademelerinin ortak hareket etmesiyle hayata geçirilebildiğini gösteriyor.
Binalarda enerji verimliliği standartlarının belirlenmesi, ulaşım altyapısının dönüştürülmesi veya iklim değişikliğine uyum yatırımlarının finansmanı gibi alanlarda merkezi yönetimler politika, finansman ve düzenleyici çerçeveyi oluştururken; belediyeler bu politikaları yerel ölçekte uygulamaya geçiriyor.
Brezilya yüzlerce kenti iklim risklerine hazırlıyor
İklim uyumu konusunda dikkat çeken örneklerden biri Brezilya’da hayata geçirilen AdaptaCidades programı oldu.
2013-2024 döneminde ülkedeki belediyelerin yüzde 95’inin en az bir doğal afet yaşamasının ardından federal hükümet, Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu (GIZ) ile birlikte program başlattı.
Program kapsamında belediyelere iklim risk analizi, teknik kapasite geliştirme ve yerel uyum planlarının hazırlanması konusunda destek veriliyor.
Bugün yalnızca 22 olan iklim uyum planına sahip kent sayısının 2027 yılına kadar yaklaşık 500’e çıkarılması hedefleniyor. Programın yaklaşık 50 milyon kişiye doğrudan fayda sağlaması bekleniyor.
Hindistan elektrikli otobüs dönüşümünü hızlandırdı
Dünyanın en büyük toplu ulaşım dönüşümlerinden biri ise Hindistan’da yaşanıyor.
Merkezi hükümet, PM-eBus Sewa Programı kapsamında 100’den fazla kentte elektrikli otobüslerin yaygınlaştırılması için 2,4 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu.
Modelde araçların finansmanı ve tedariki merkezi hükümet tarafından yürütülürken, şarj altyapısı, işletme planlaması ve uygulama süreçleri belediyeler tarafından yönetiliyor.
Programın önceliği küçük ve orta ölçekli kentler oldu. Böylece hem ulaşım hizmetlerinin ülke geneline yayılması hem de karbon emisyonlarının azaltılması hedefleniyor.
2021 yılında yalnızca 985 elektrikli otobüse sahip olan Hindistan’da kayıtlı elektrikli otobüs sayısı 2026 itibarıyla 18 bin 400’ü aşarken, yaklaşık 37 bin yeni aracın satın alma süreci de devam ediyor.
Otobüslerin dizel tüketimdeki yüksek payı dikkate alındığında, program yalnızca karbon emisyonlarını değil, hava kirliliğini ve fosil yakıt bağımlılığını da azaltıyor.
Kolombiya kentleri iklim planının merkezine yerleştirdi
Kolombiya ise ulusal iklim politikasını yerel yönetimlerle birlikte hazırlayan ülkeler arasında öne çıkıyor.
2024 yılında yürütülen istişare sürecinde belediyeler ve bölgesel yönetimler, yeni Ulusal Katkı Beyanı’nın hazırlanmasına doğrudan katkı sundu.
Eylül 2025’te açıklanan yeni NDC, yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü resmi olarak tanırken, Bogotá’nın ilk metro hattının 2028’e kadar 23,9 kilometrelik bölümünü tamamlaması ve Cali’nin 2030’a kadar 26 elektrikli otobüsü hizmete alması gibi kent hedeflerini de ulusal plana dahil etti.
Hükümet ayrıca iklim projelerini finansman kaynaklarıyla buluşturan dijital platformlar oluşturarak yerel ve merkezi yönetimler arasındaki koordinasyonu güçlendirdi.
Meksika’nın modeli ülke geneline yayıldı
Meksika’da yaklaşık 30 yıl önce hava kirliliğiyle mücadele amacıyla başlatılan ProAire programı zamanla ulusal ölçekte örnek alınan bir modele dönüştü.
Belediye, eyalet ve federal hükümetlerin ortak finansmanıyla yürütülen program kapsamında toplu taşıma yatırımları artırıldı, Latin Amerika’nın en uzun metrobüs ağlarından biri kuruldu, bisiklet paylaşım sistemleri yaygınlaştırıldı, yeşil alanlar genişletildi ve sanayi ile ulaşımdan kaynaklanan emisyonları sınırlayan yeni düzenlemeler hayata geçirildi.
Bugün programın kapsamı ülke geneline yayılmış durumda. Federal hükümet tarafından yürütülen Megalopolis ProAire girişimi, karayolu taşımacılığından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılmasında önemli araçlardan biri olarak görülüyor.
Yeni iklim diplomasisi sahada şekilleniyor
Uzmanlara göre Brezilya, Hindistan, Kolombiya ve Meksika’da elde edilen sonuçlar, iklim mücadelesinin yalnızca uluslararası zirvelerde değil, ulusal ve yerel yönetimler arasındaki güçlü koordinasyon sayesinde de ilerleyebileceğini gösteriyor.
Bu yaklaşımın en önemli uluslararası platformlarından biri olan İklim Eylemi için Yüksek Hedefli Çok Katmanlı Ortaklıklar Koalisyonu (CHAMP), 2023 yılında düzenlenen COP28 Zirvesi’nde kuruldu.
Ulusal ve yerel yönetimler arasında iklim politikaları ile finansman alanındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan girişim, kısa sürede Avrupa Birliği ile birlikte 78 destekçiye ulaştı.
Kaynak: