Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, hızla büyüyen yapay zekâ sektörünün çevre üzerindeki etkilerine ilişkin daha fazla şeffaflık çağrısı yaparak, büyük teknoloji şirketlerinden veri merkezlerinin enerji, su ve arazi kullanımını kamuoyuna açıklamalarını istedi. Guterres, tüm yapay zekâ veri merkezlerinin 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjiyle çalıştırılması hedefini de gündeme taşıdı.
Dünyanın iklim hedeflerinden hızla uzaklaştığını vurgulayan Guterres, veri merkezlerinin yenilenebilir enerjiye geçişini hızlandıracak yeni bir BM girişimini de duyurdu.
“İklim kaosu gözlerimizin önünde hız kazanıyor” diyen Guterres, Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği enerji krizinin de fosil yakıtlara bağımlı küresel enerji sisteminin kırılganlığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Yapay zekânın görünmeyen çevresel faturası
Yapay zekâ uygulamalarını ve dijital hizmetleri ayakta tutan veri merkezleri, artan elektrik tüketiminin yanı sıra yoğun su ve arazi kullanımı nedeniyle iklim politikalarının en kritik başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
“Artık açık olmanın zamanı geldi” diyen Guterres, “Yapay zekâ insanlık için daha iyi bir gelecek inşa edecekse, bunun bugün çevreye neye mal olduğunu da dürüstçe ortaya koymalıdır” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda başlatılan Yapay Zekâ Çevresel Şeffaflık Girişimi, büyük yapay zekâ şirketlerinden çevresel etkilerini düzenli olarak ölçmelerini ve kamuoyuna açıklamalarını istiyor ve 2030 yılına kadar tüm veri merkezlerinin yenilenebilir enerjiyle çalışmasını taahhüt etmelerini öngörüyor.
BM’nin bu ay yayımladığı araştırmaya göre veri merkezleri, 2025 yılında dünyanın en fazla elektrik tüketen ilk 10 ülkesi dışında kalan tüm ülkelerden daha fazla elektrik kullandı. Aynı çalışmada, mevcut büyümenin sürmesi halinde veri merkezlerinin elektrik talebinin 2030 yılına kadar ilk beş ülke dışındaki tüm ülkeleri geride bırakabileceği tahmin ediliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verileri ise veri merkezlerinde tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 30’unun kömürden sağlandığını ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yüzde 27, doğal gaz yüzde 26 ve nükleer enerji ise yüzde 15 paya sahip.
Bu gelişmelere ek olarak Londra yerel yönetimi de veri merkezlerinin çevresel etkisini azaltmayı amaçlayan Küresel Kentsel Veri Merkezleri Paktı’nı duyurdu.
İklim hedeflerinden tehlikeli biçimde uzaklaşıyoruz
Guterres, konuşmasında küresel iklim hedeflerine ilişkin de sert uyarılarda bulundu.
2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma konusunda dünyanın “tehlikeli biçimde rotadan çıktığını” söyleyen BM Genel Sekreteri, 2015 Paris İklim Anlaşması kapsamında belirlenen 1,5 derece hedefinin yaklaşık 2030 yılında aşılabileceğine ilişkin bilim insanlarının uyarılarını hatırlattı.
Metan emisyonları için yeni küresel standart
Guterres, uzun vadeli küresel ısınmanın temel nedeni olan fosil yakıt kaynaklı karbondioksit emisyonlarının hızla azaltılması gerektiğini vurgularken, kısa vadede güçlü bir sera gazı olan metanın da iklim mücadelesinde kritik önem taşıdığını belirtti.
Küresel ısınmanın yaklaşık üçte birinden sorumlu olan metan, karbondioksitten yaklaşık 80 kat daha güçlü bir etkiye sahip olmasına karşın atmosferde 10 ila 20 yıl içinde parçalanıyor.
Mevcut teknolojiler kullanılarak petrol ve doğal gaz sektöründeki metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’inin önlenebileceğini söyleyen Guterres, buna rağmen yalnızca 2025 yılında yaklaşık 167 milyar metreküp doğal gazın yakılarak boşa harcandığını, bunun Afrika’nın bir yıllık doğal gaz tüketimine eşdeğer olduğunu belirtti.
BM Genel Sekreteri, hükümetlere petrol ve doğal gaz sektöründe metan emisyonlarını “sıfıra yakın” seviyeye indirecek yeni bir küresel standart üzerinde uzlaşmaları çağrısında bulundu.
Kaynak: