Yıllar süren tükenmişlik ve kariyer odaklı yaşamların ardından, Y kuşağı rotayı kararlı ve daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir hevesle hobilere çevirdi. Yazar Anne Helen Petersen, bu eğilimi ‘’Y Kuşağı Hobi Enerjisi’’ olarak adlandırıyor. Bu yeni hobi dalgası, büyük bir tutkuyla genişliyor, ticarete dönüşmeye direniyor ve sıradan uğraşları özgün bir estetikle adeta kişisel markalara
Yıllar süren tükenmişlik ve kariyer odaklı yaşamların ardından, Y kuşağı rotayı kararlı ve daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir hevesle hobilere çevirdi.
Yazar Anne Helen Petersen, bu eğilimi ‘’Y Kuşağı Hobi Enerjisi’’ olarak adlandırıyor. Bu yeni hobi dalgası, büyük bir tutkuyla genişliyor, ticarete dönüşmeye direniyor ve sıradan uğraşları özgün bir estetikle adeta kişisel markalara dönüştürüyor.
Petersen, bu eğilimin kökenini Y kuşağının şekillendiği yıllara bağlıyor.
O dönemde pek çok aktivite, keyif almak için değil, başarı elde etmek ya da CV’ye eklemek için yapılıyordu. Şimdi ise otuzlu ve kırklı yaşlarına gelen birçok kişi, yıllar sonra hobilerine geri dönüyor ama bu kez de onları sadece ‘’eğlenmek için’’ yapmakta zorlanıyor. Sonuç, eğlenceye karşı çelişkili bir ilişki yaratıyor: hem özgürleştirici hem de yorucu.
Hobilere olan ilgi her kuşakta var olsa da, Y kuşağının bu durumu 2020’lerin kendine has baskılarını ve zorluklarını yansıtıyor.
Petersen’in belirttiği gibi milenyum kuşağı tutkularının peşinden koşuyor olmasına rağmen, ‘’Covid’in bitmeyen gölgesi, yerel ve küresel faşizmin yükselmesi, üstelik tüm bunlara finansal belirsizlik ve iklim krizi endişesinin de eklenmesi durumu karmaşıklaştırıyor.
Bu bağlamda hobiler, basit birer uğraştan çok daha fazlasına dönüşüyor. Belirsizlik ve kısıtlamalarla şekillenen bir ortamda, hobiler artık sadece vakit geçirme aracı değil; insanlara hayatı anlamlı hissettiren duygusal birer dayanak noktası haline geliyor.
Kaynak:
















