Greenpeace Orta ve Doğu Avrupa adına T3 Ulaşım Düşünce Kuruluşu (T3 Transportation Think Tank) tarafından yapılan yeni analize göre; first ve business class yolcuları uzun mesafeli uçuşlardaki yolcuların sadece yüzde 14’ünü oluşturmasına rağmen, bu uçuşlardan kaynaklanan tüm emisyonların üçte birinden fazlasından (%36) sorumlu. Lüks sınıf uçuşlar, ekonomi sınıfı uçuşlara göre yolcu-kilometre başına 4 ila 5 kat daha fazla
Greenpeace Orta ve Doğu Avrupa adına T3 Ulaşım Düşünce Kuruluşu (T3 Transportation Think Tank) tarafından yapılan yeni analize göre; first ve business class yolcuları uzun mesafeli uçuşlardaki yolcuların sadece yüzde 14’ünü oluşturmasına rağmen, bu uçuşlardan kaynaklanan tüm emisyonların üçte birinden fazlasından (%36) sorumlu.
Lüks sınıf uçuşlar, ekonomi sınıfı uçuşlara göre yolcu-kilometre başına 4 ila 5 kat daha fazla koarbondioksit yayıyor. Bunun başlıca nedeni bu sınıfların yolcu başına çok daha fazla alan kaplaması ve daha fazla ağırlık taşıması. İklim üzerindeki yıkıcı etkilerine rağmen, şu anda lüks hava yolculuğu için Avrupa genelinde herhangi bir sınırlama veya vergi bulunmuyor.
Havacılık sektörü, devasa vergi avantajları sağlanarak geniş çapta sübvanse ediliyor. Örneğin, sınır ötesi uçuşların hiçbirinde yakıt (kerosen) vergisi veya Katma Değer Vergisi (KDV) bulunmuyor. Buna karşın, demiryolu işletmecileri gibi karasal toplu taşıma şirketleri, çoğu Avrupa ülkesinde enerji vergileri, yüksek ray veya otoyol kullanım bedelleri ve KDV ödemek zorunda kalıyor.
Avrupa’daki havayolu yolcularının yüzde 95,7’si ekonomi sınıfında seyahat ediyor. Ancak daha fazla premium uçuş bileti alma yönünde belirgin bir eğilim var.
Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Sistemler Kampanya Sorumlusu Berk Butan raporu şöyle değerlendirdi: “Küresel havacılık emisyonları ve vergi politikaları üzerine konuşurken Türkiye örneğini atlamak imkansız. Bu araştırmaya baktığımızda Türk Hava Yolları, First Class hizmeti sunmamasına rağmen 2.5 milyon adetlik lüks bilet hacmiyle Avrupa’da dördüncü sırada yer alıyor. Bu, üzerinde durulması gereken devasa bir ölçek. Asıl mesele ise şu: Bu lüks trafiği kim finanse ediyor? Dünya genelinde havacılık endüstrisine sağlanan cömert vergi muafiyetleri, aslında lüks tüketimi teşvik ederken kamu kaynaklarının tabana yayılmasını engelliyor. Analizde yer alan havayolu şirketleri vergi avantajlarıyla kârlarını artırırken oluşan açık ne yazık ki düşük ve orta gelirli vatandaşa yük olarak dönüyor. Oysa ihtiyacımız olan şey, lüksü sübvanse etmek değil; vatandaşın günlük ulaşım maliyetlerini azaltacak, raylı sistemleri ve toplu taşımayı güçlendirecek gerçekçi ve sürdürülebilir politikalardır.”
Greenpeace, daha fazla kirliliğe yol açtığı ve ağırlıklı olarak yüksek gelirli kişiler ile kârlı şirketler tarafından kullanıldığı için premium uçuşlara vergi getirilmesini destekliyor ve talep ediyor.














