Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Afrika şehirlerinden iklim krizine karşı “doğal kalkan’’

Afrika’nın hızla büyüyen şehirleri, iklim krizinin etkileri karşısında yeni bir yol haritası çiziyor. Artan seller, ölümcül sıcak hava dalgaları ve hava kirliliği nedeniyle birçok kent, beton ağırlıklı geleneksel altyapı modellerinden uzaklaşıp doğa tabanlı çözümlere yöneliyor.

Kinşasa’dan Dire Dawa’ya kadar pek çok Afrika kenti, sel ve iklim değişikliğiyle mücadelede çözümü beton projelerde değil, doğanın kendisinde arıyor. Sulak alanlar, yeşil koridorlar ve kent ormanları yeni nesil ‘’iklim altyapıları’’ olarak benimseniyor.

Yeşil alanların azalması; hapsedilen ısı, artan fırtınalara eşlik eden sel ve kirli hava anlamına geliyor. İklim değişikliği ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Araştırmalar, 2100 yılına kadar Afrika kentlerinde yaşayan yaklaşık 950 milyon insanın, “kentsel ısı adası” etkisiyle daha da şiddetlenen aşırı sıcak dalgalarına maruz kalacağını gösteriyor.

Bu yüzden Afrika şehirleri, “altyapı” kavramını yeniden tanımlıyor. 

Artık sulak alan parkları, yağmur bahçeleri ve kent ormanları gibi “doğa tabanlı çözümler” yeni altyapı modelleri olarak kabul ediliyor. Nitekim 2012-2022 yılları arasında Afrika’daki doğa tabanlı altyapı projelerinin sayısı her yıl ortalama %15 oranında arttı.

Doğayı iklim krizine karşı güçlü bir kalkan olarak kullanan Afrika şehirlerinin başarı hikayesi aşağıda sıralanıyor.

1. Yeşil koridorlar Addis Ababa’ya nefes aldırıyor

Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa, yıllık %3,7’lik büyüme oranıyla nüfusu en hızlı artan şehirlerden biri. Bu büyüme, ısıyı hapseden beton ve asfaltın hızla yayılmasına neden oluyor. Şehrin en yoğun bölgeleri olan Merkato Pazarı, Jacros ve Ayer Tena’da sıcaklıklar 40 santigrat dereceyi aşıyor. Artan sıcaklıklar yoğun trafikle birleştiğinde hava kalitesini de düşürüyor: 2021-2023 verilerine göre şehrin ortalama PM2.5 endeksi, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınırın tam beş katı (27.5) olarak ölçüldü.

Ancak şehir, 2024 yılında hayata geçirilen “Yeşil Koridorlar” projesiyle makus talihini yenmeye başladı. Ana caddelere yerleştirilen doğrusal yeşil şeritlerle; kent parkları, nehir kıyıları, meydanlar ve açık alanlar birbirine bağlandı. 

2024’ten bu yana 58 kilometreden fazla yol ve nehir kenarı ağaçlandırılarak, New York’taki Central Park’ın 10 katından daha büyük bir alan yeşile büründü. Bu koridorlara eklenen bisiklet ve yürüyüş yolları sayesinde motorlu araç trafiği de azaldı.

Bugün Addis Ababa’nın PM2.5 seviyeleri 2023’e göre 4.6 puan daha düşük. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) teknik desteğiyle şehre 80 yerli ağaç türü yeniden kazandırıldı. 2030 yılına kadar bu ağaçların büyümesiyle şehrin ciddi oranda serinlemesi bekleniyor.

2. Kigali’de kayıp sulak alanlar geri kazanılıyor

Ruanda’nın başkenti Kigali, yüzey alanının %10’undan fazlasını kaplayan 37 sulak alandan oluşan bir havzada yer alıyor. Bu alanlar, dik yamaçlara sahip şehirde yağmur suyunu emmek için hayati öneme sahip. Geçmişte yapılaşma ve sanayi faaliyetleri nedeniyle zarar gören bu doğal alanlar, günümüzde şehrin sel kontrol sisteminin merkezine yerleştiriliyor.

2022 yılında Kigali Uluslararası Havalimanı’nın karşısında açılan 121 hektarlık Nyandungu Eko-Parkı bunun en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Restore edilen sulak alan ve orman bölgesi, yağmur suyunu depolayan havuzları, yürüyüş yolları ve geniş yeşil alanlarıyla hem taşkın riskini azaltıyor hem de biyoçeşitliliği güçlendiriyor.  

Projeyle birlikte 17 bin yerli ağaç dikildi, 100’den fazla kuş türü geri döndü ve binlerce kişiye yeşil istihdam sağlandı. Başarının ardından Kigali’de beş sulak alanın daha rehabilite edilmesi için milyonlarca dolarlık yeni yatırım kararı alındı.

3. Johannesburg nehirlerini geri kazanıyor

Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde, Jukskei Nehri çevresindeki istilacı bitki türleri yerli bitkilerin besinlerini tüketerek ekosistemi tehdit ediyordu. İstilacı bitkilerin kökleri, toprağı tutan yerli bitkileri yok ettiği için nehir kıyısındaki toprak gevşiyor, yağmur yağdığında ise bu toprak nehir yatağına akarak nehrin su taşıma kapasitesini azaltıyordu. 

Yerel topluluklarla iş birliği yapan WRI’ın SUNCASA projesi, bu istilacı bitkileri temizlemek için harekete geçti. Başlatılan rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yüzlerce hektarlık alan istilacı türlerden temizlendi. Yerlerine ise toprağı güçlendiren yerli ağaçlar dikildi. 

Proje aynı zamanda bölge halkına yeni iş imkanları sağlamaya da devam ediyor.

Kent yönetimi şimdi özel sektörün de dahil olacağı geniş çaplı bir nehir restorasyon programı üzerinde çalışıyor.

Afrika şehirlerinde yükselen bu yaklaşım, iklim krizine karşı yalnızca beton projelerin yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre sulak alanlar, parklar ve kent ormanları artık yalnızca estetik alanlar değil; şehirleri selden, aşırı sıcaktan ve hava kirliliğinden koruyan yaşamsal altyapılar olarak görülüyor.

Kaynak:

https://engage.wri.org/