Beyin-bilgisayar arayüzleri, insan zekâsı ile yapay zekânın gelecekte nasıl bir arada var olacağının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ (YZ), hayatın her alanında köklü bir dönüşüm yaratmaya hazırlanıyor. Ancak bu teknolojik sıçrama, verimlilik artışı ve yeni fırsatların yanı sıra, milyonlarca insan için iş kayıpları ve derinleşen sosyal eşitsizlik riskini de beraberinde getiriyor.
Beyin-bilgisayar arayüzleri, insan zekâsı ile yapay zekânın gelecekte nasıl bir arada var olacağının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Yapay zekâ (YZ), hayatın her alanında köklü bir dönüşüm yaratmaya hazırlanıyor. Ancak bu teknolojik sıçrama, verimlilik artışı ve yeni fırsatların yanı sıra, milyonlarca insan için iş kayıpları ve derinleşen sosyal eşitsizlik riskini de beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler, bu dönüşümün kontrolsüz ilerlemesinin ciddi toplumsal sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Yapay zekâ konusunda “kıyamet senaryolarına inananlar” da var, gelişmeleri heyecanla karşılayanlar da. Ancak herkesin hemfikir olduğu bir gerçek var: Yapay zekâ, gündelik hayatın ve profesyonel yaşamın her köşesine hızla sızıyor.
Birleşmiş Milletler ise yıllardır bu alanda “insan odaklı” bir yaklaşım çağrısı yapıyor.
BM Genel Sekreteri António Guterres, 2024 yılında Güvenlik Konseyi’ne yaptığı konuşmada, insanlığın kaderinin “bir algoritmanın kara kutusuna” teslim edilemeyeceğini söylemiş, yapay zekâ kararları üzerinde insan denetiminin vazgeçilmez olduğunu vurgulamıştı.
Bu uyarının ardından BM sistemi, Küresel Dijital Mutabakat çerçevesinde yapay zekânın etik ve kapsayıcı biçimde yönetilmesine yönelik çalışmalarını hızlandırdı.
Öne çıkan başlıklar ise şöyle:
Eğitim, yapay zekâ çağının sigortası
BM’ye göre, yapay zekâ çağında insanların iş gücünde varlığını sürdürebilmesinin anahtarı eğitim. Ancak bu, okullara yapay zekâ araçları yerleştirmekten ibaret değil; öğrencilerin ve öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlığını yaygınlaştırmakanlamına geliyor.
UNESCO’da eğitimde teknoloji ve yapay zekâdan sorumlu birim başkanı Shafika Isaacs, “2030’a kadar küresel eğitim sisteminin 44 milyon öğretmene ihtiyacı olacak” diyor. Isaacs’e göre, öğretmenlere yatırım yapmak yerine yalnızca yapay zekâ teknolojilerine yönelmek büyük bir hata.
“Yapay zekâ veri aktarımını yönetebilir, ancak insan gelişimini yönetemez. Eğitim, teknik bir indirme süreci değil; temelde sosyal, insani ve kültürel bir deneyimdir.”
İşler yok olmuyor, şekil değiştiriyor
Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisi en büyük endişe alanı. Dünya Ekonomik Forumu’na bağlı bir sivil toplum kuruluşunun 2025 tahminlerine göre, işverenlerin yüzde 41’i yapay zekâ nedeniyle iş gücünü azaltmayı planlıyor.
Ancak uzmanlara göre bu tablo, topyekûn işsizlik anlamına gelmeyebilir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), her dört işten birinin yapay zekâdan etkileneceğini, fakat bunun çoğu durumda işlerin tamamen ortadan kalkması değil, dönüşmesianlamına geldiğini vurguluyor.
Makineler tekrarlayan görevlerde ve veri analizinde öne çıkarken; yaratıcılık, etik değerlendirme, karmaşık karar alma ve insan ilişkileri gibi alanlarda insan faktörü kritik olmaya devam ediyor. Bu da çalışanlar için sürekli öğrenmeyi ve beceri yenilemeyi kaçınılmaz kılıyor.
Yapay zekâ herkes için erişilebilir olmalı
Bugün yapay zekâ araştırmalarına ve yeni araçların geliştirilmesine birkaç büyük teknoloji şirketi hâkim. BM, bu durumun devam etmesi halinde ülkeler arasında ve toplumların kendi içinde eşitsizliklerin daha da derinleşeceği uyarısında bulunuyor.
BM’nin geliştirdiği stratejileri, eğitim, ekonomi ve yönetişim politikalarının yapay zekâdan doğan kazanımların yalnızca gelişmiş ekonomilere veya ayrıcalıklı gruplara değil, toplumun geneline yayılmasını hedefliyor.
İnsan hakları kırmızı çizgi
Birleşmiş Milletlerin altını çizdiği bir diğer kırmızı çizgi ise insan hakları. Kuruluş, kontrolsüz otomasyonun insan onuru, eşitlik ve özgürlükler üzerinde ciddi riskler yaratabileceği uyarısını yineliyor.
UNESCO 2021 yılında yayımladığı Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı’nda, insan haklarını isteğe bağlı değil, sürdürülebilir yapay zekâ sistemlerinin bağlayıcı temeli olarak tanımlıyor. Buna göre, temel hakları tehdit eden teknolojilerin sınırlandırılması veya yasaklanması, devletlerin aktif sorumluluğu olarak görülüyor.
Küresel uzlaşma şart
Birleşmiş Milletler’e göre yapay zekânın riskleri ve fırsatları, yalnızca bir hükümetin, özel sektörün ya da sivil toplumun tek başına yönetebileceği bir mesele değil. Bu nedenle, riskleri sınırlamak ve fırsatları büyütmek için uluslararası iş birliği şart.
Bu kapsamdaki öneriler arasında; yönetişim ve etik üzerine küresel diyaloglar, BM destekli koordinasyon platformları ve eğitim ile iş gücü dönüşümünü finanse edecek kamu-özel sektör ortaklıkları yer alıyor.
Kaynak:
https://news.us15.list-manage.com/track/click?u=372753f560ef60c400f1a4f3f&id=9c46702b8a&e=8b42edf312
















