Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edildi. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzaladı. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edildi. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzaladı.
Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemler. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmıyor; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi yaşamsal işlevleri de yerine getiriyor.
Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altında.
Yeryüzündeki sulak alanların yüzde 35’i son 55 yılda kayboldu.
Bu tehlike ile ilgili farkındalık yaratmayı amaçlayan Dünya Sulak Alanlar Günü’nün 2026 teması, dünya genelindeki toplulukların gelenekleri ve bilgi sistemleri ile sulak alanlar arasındaki köklü bağları ele almayı amaçlıyor.
Sulak alanlar tropik yağmur ormanlarından sonra dünya üzerinde biyolojik çeşitliliği üzerinde barındıran yegâne alanlar. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatarak, toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden oluyor.
2026 Dünya Sulak Alanlar Günü’nün teması, ‘’Sulak Alanlar ve Geleneksel Bilgi: Kültürel Mirası Kutlamak’’ olarak belirlendi.
Ramsar sözleşmesine göre sulak alanlar ‘’alçak gelgitte derinliği altı metreyi aşmayan deniz suyu alanlarını da kapsamak üzere, doğal ya da yapay, sürekli ya da geçici, durgun ya da akar, tatlı, acı ya da tuzlu bütün sular ile bataklık, sazlık, ıslak çayırlar ve turbalıklar olarak tanımlanıyor. Dünya üzerinde sulak alan olarak tanımlanmış 2400, Türkiye de ise 106 sulak alan bulunuyor.
Taşkın ovaları, nehirler, göller ve bataklıklar gibi iç sulak alanlar sünger görevi görerek fazla yağışı emiyor, depoluyor ve sel baskınlarını azaltıyor. Ayrıca, kurak ve yarı kurak iklimlerde, kuru mevsimlerde depolanan suyu serbest bırakarak kuraklığın başlamasını geciktirme ve su kıtlığını en aza indirme işlevi de görüyor.
Bunlara ek olarak sulak alanlar dünya üzerindeki en etkili karbon yutakları olarak biliniyor. Turbalıklar, mangrovlar ve deniz çayırları da çok büyük miktarlarda karbon depoluyor.
















