Küresel ısınmanın başlıca nedenleri arasında madencilik, inşaat, fosil yakıtlara dayalı enerji üretimi ve tüketim alışkanlıkları yer alıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) verilerine göre, sera gazı yoğunlukları 800 bin yıldır görülmemiş seviyelere ulaştı. Karbondioksit yoğunluğu ise 2025 yılında milyonda 420 parçayı aşarak yeni bir rekor kırdı. Enerji, ulaşım, imalat, binalar ve tarım; küresel emisyonların yüzde
Küresel ısınmanın başlıca nedenleri arasında madencilik, inşaat, fosil yakıtlara dayalı enerji üretimi ve tüketim alışkanlıkları yer alıyor.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) verilerine göre, sera gazı yoğunlukları 800 bin yıldır görülmemiş seviyelere ulaştı. Karbondioksit yoğunluğu ise 2025 yılında milyonda 420 parçayı aşarak yeni bir rekor kırdı.
Enerji, ulaşım, imalat, binalar ve tarım; küresel emisyonların yüzde 80’inden fazlasını oluşturuyor.
Sıcaklıklar sanayi öncesi döneme kıyasla halihazırda yaklaşık 1,2°C artmışken, tüm sektörlerin düşük karbonlu çözümlere geçişini hızlandırması gerekiyor.
Dünyanın en büyük şirketlerinden bazıları da bu alanlarda etki yaratmayı hedefleyen girişimler başlatmış durumda.
10. Madencilik
Madencilik faaliyetleri, fosil yakıtla çalışan makineler ve yüksek enerji gerektiren çıkarma süreçleri nedeniyle sera gazı emisyonlarının en büyük kaynakları arasında yer alıyor. Kömürden değerli metallere kadar uzanan bu faaliyetler, hem doğrudan karbon salımı yaratıyor hem de ciddi çevresel tahribata yol açıyor.
Dünyanın en büyük madencilik şirketlerinden biri olan Birleşik Krallık merkezli Rio Tinto, kömür yerine biyokütle kullanan düşük karbonlu demir üretim yöntemi olan BioIron ile tüm üretim zincirini yeniden kurguluyor. Şirket, emisyonları azaltmak amacıyla tesislerinde yenilenebilir enerjiye ve elektrikli ekipmanlara yatırım yapıyor.
9. İnşaat
İnşaat sektörü, özellikle enerji yoğun çimento üretimi ve fosil yakıtla çalışan ağır makineler nedeniyle küresel sera gazı emisyonlarında önemli bir paya sahip.
Tek başına beton, küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 8’inden sorumlu.
İsviçre merkezli Holcim Group, altyapı projelerinde gömülü karbonu önemli ölçüde azaltan düşük karbonlu beton ürünü ECOPact’i geliştirdi.
Kentler büyümeye devam ederken, düşük karbonlu inşaat çözümleri büyüme ile iklim sorumluluğu arasında denge kurmanın anahtarı olacak.
8. Ormansızlaşma
Ormansızlaşma, depolanmış karbonun atmosfere salınmasına neden olarak ve doğanın emisyonları emme kapasitesini zayıflatarak küresel ısınmanın en yıkıcı itici güçlerinden biri olmaya devam ediyor.
Her yıl yaklaşık 10 milyon hektar orman, tarım ve hayvancılık amacıyla yok ediliyor.
ABD merkezli Amazon şirketinin Right Now Climate Fund girişimi, dünya genelinde orman restorasyonu ve koruma projelerine yüz milyonlarca dolar yatırım yapıyor. Bu projeler arasında tahrip olmuş tropikal ekosistemlerin rehabilitasyonu da yer alıyor.
Amazon, yeniden ağaçlandırma ve tarımsal ormancılığı destekleyerek lojistik faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları dengelemeyi ve daha sürdürülebilir arazi kullanımını teşvik etmeyi hedefliyor.
7. Ulaşım
Ulaşım sektörü, enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yaklaşık dörtte birini oluşturuyor.
Karayolu trafiği başlıca kaynak olurken, havacılık ve deniz taşımacılığı da hızla artan katkı sağlıyor. ABD merkezli Tesla’nın elektrikli araç üretimi ve altyapı yatırımları, sektörün karbonsuzlaşmasında rol oynuyor.
Gigafactory’ler ve şarj ağları dahil olmak üzere elektrikli araç altyapısının genişlemesi, yeşil dönüşümü destekliyor. Elektrikli araçlar yaygınlaştıkça, ulaşımın karbonsuzlaşması giderek daha ulaşılabilir hale geliyor.
6. Binalar
Binalar, küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor ve ısıtma, soğutma ile aydınlatmadan kaynaklanan karbon emisyonlarında büyük paya sahip.
Fransa merkezli Schneider Electric, EcoStruxure Building platformu aracılığıyla enerji kullanımını optimize eden ve yenilenebilir kaynakları entegre eden akıllı ve enerji verimli altyapılara geçişte öncülük ediyor.
Mevcut binaların akıllı enerji çözümleriyle yenilenmesi, kentsel karbon ayak izini azaltmanın en hızlı yollarından biri olarak görülüyor.
5. Gıda üretimi
Hayvancılıktan gübre kullanımına kadar uzanan gıda üretimi, metan, karbondioksit ve azot oksit gibi güçlü sera gazlarının önemli bir kaynağı.
Tarım alanlarının genişlemesi ormansızlaşmayı körüklerken, küresel gıda sistemi toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Birleşik Krallık merkezli Unilever, rejeneratif tarım uygulamalarıyla çiftçileri toprak sağlığını iyileştirmeye, biyoçeşitliliği korumaya ve gübre bağımlılığını azaltmaya teşvik ediyor. Şirketin uzun vadeli hedefi, sürdürülebilir tarımı tüm tedarik zinciri boyunca standart uygulama haline getirmek.
4. İmalat
Çelik, çimento ve elektronik üretimi gibi enerji yoğun süreçler nedeniyle imalat sektörü yüksek miktarda emisyona yol açıyor. Almanya merkezli Siemens, Siemens Xceleratorplatformu ile dijital ikiz teknolojisi ve otomasyonu kullanarak enerji verimliliğini artırıyor ve israfı azaltıyor.
Şirket, üreticilerin elektrikli ve hidrojen tabanlı üretim hatlarına geçişini destekliyor. Net sıfır hedeflerine doğru yarış hızlanırken, dijitalleşme ve yenilenebilir entegrasyonu temiz bir sanayi geleceğinin temel taşı olarak öne çıkıyor. Siemens’in yaklaşımı, sanayi büyümesi ile çevresel sorumluluğun bir arada mümkün olduğunu gösteriyor.
3. Atık ve kirlilik
Atık yönetimi, düzenli depolama sahalarından salınan metan ve enerji yoğun bertaraf yöntemleri nedeniyle küresel ısınmaya katkıda bulunuyor.
Fransa merkezli Veolia, atıkları kaynağa dönüştürerek – biyogaz yakalama, geri dönüşüm ve sürdürülebilir kentsel sistemler aracılığıyla – döngüselliğe geçişe liderlik ediyor.
Atığı değerli bir varlık olarak yeniden tanımlayan bu yaklaşım, kaynak verimliliğinin emisyon azaltımında kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.
2. Aşırı tüketim
Aşırı tüketim, üretimden taşımaya ve atığa kadar uzanan zincirde emisyonları körükleyerek iklim krizinin merkezinde yer alıyor.
ABD merkezli Patagonia markası, daha az tüketmeyi savunan radikal bir yaklaşımı marka kimliğinin temeline yerleştirdi. Worn Wear programı ve şirket kârlarını çevresel amaçlara yönlendiren mülkiyet yapısı sayesinde, döngüsel tüketimi ve ürünlerin uzun ömürlü kullanımını teşvik ediyor.
Verilen mesaj net: İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca daha temiz üretimi değil, aynı zamanda tüketim kültüründe köklü bir dönüşümü de gerektiriyor.
1. Fosil yakıta dayalı enerji üretimi
Kömür, petrol ve gazdan elektrik üretimi, küresel sera gazı emisyonlarının hâlâ en büyük kaynağı konumunda.
Danimarka merkezli Ørsted, bir zamanlar Avrupa’nın fosil yakıta en bağımlı enerji şirketlerinden biriyken, bugün denizüstü rüzgâr enerjisi ve yenilenebilir güç alanında küresel bir lider haline geldi.
Şirketin projeleri bugün milyonlarca haneye yeşil elektrik sağlıyor ve Ørsted’i kurumsal enerji dönüşümünde örnek bir iklim lideri konumuna taşıyor.
Kaynak:
https://email.sustainabilitymag.com/c/15hkwEI7RUbu7McbwIH5PqcFfU
















