Ekolojik miyopluk: İklim eylemini yavaşlayan kör nokta

Ekolojik miyopluk: İklim eylemini yavaşlayan kör nokta

University College London (UCL) Siyaset Bilimi Bölümü’nden Profesör Tom Pegram’ın The Conversation için kaleme aldığı değerlendirmesinde, iklim değişikliğinin, gezegen ölçeğinde bir sistem krizi olarak değil, çevre başlığı altında ele alınan tekil bir sorun gibi görülmesinin ciddi bir kör noktaya yol açtığını vurguluyor. Bu dar çerçeve, iklim eyleminin neden sürekli yetersiz kaldığını açıklayan temel bir soruna dikkat çekiyor: ekolojik miyopluk.

Pegram’a göre, iklim değişikliğini küresel ölçekte bütüncül bir tehdit olarak görmek yerine, birçok sorundan yalnızca biriymiş gibi ele almak iklim eylemini zayıflatıyor.

Kasım 2025’te Brezilya’da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, bu kör noktanın somut bir örneğini sundu. Kuraklık ve yangınlarla ağır baskı altındaki Amazon Ormanları’nın gölgesinde gerçekleşen zirve, iklimi dar bir çevre meselesi olarak ele almanın artık sürdürülemez olduğunu ortaya koydu.

Ekolojik miyopluk, iklim değişikliğini gezegensel bir kriz değil, klasik bir çevre sorunu olarak yorumluyor. Bu bakış açısında iklim, “çevre” veya “sürdürülebilirlik” başlığı altında izole edilirken; ekonomi, siyaset ve toplumsal yaşam ayrı alanlar olarak ele alınıyor. Oysa modern toplumlar, enerji kullanımı, sanayi altyapıları ve arazi dönüşümleri yoluyla doğrudan Dünya sisteminin bir parçası hâline gelmiş durumda.

Bu noktada Pegram, “siyasal jeoekoloji” yaklaşımına dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, siyasetin ve ekolojinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini savunuyor. Toplumların iklim risklerini ve eşitsizlikleri belirleyen temel dinamikler, çoğu zaman görünmez kılınan bu ekolojik bağlantılarda yatıyor.

Buna rağmen günlük dilde rekor sıcaklıklar ve seller hâlâ “olağandışı hava olayları” olarak tanımlanıyor. Şirketler net-sıfır hedeflerini açıklarken, yeni emisyonları kalıcı hâle getiren yatırımları sürdürüyor. Hükümetler ise sorumluluğu çevre bakanlıklarına devrediyor; oysa iklim krizinin ana sürükleyicileri finans, enerji ve güvenlik politikalarında şekilleniyor.

Gezegen merkezli yaklaşım

Pegram’a göre ekolojik miyopluğun panzehiri, gezegensel bakış açısını benimsemekten geçiyor. Bu yaklaşım, enerji, su, gıda ve sağlığın Dünya sistemiyle ayrılmaz biçimde bağlantılı olduğunu kabul ediyor.

Bu mercekten bakıldığında öncelikler değişiyor. İklim politikası, ekonomik ve sosyal politikalardan ayrı düşünülemiyor; emisyon hedefleri, arazi kullanımı ve altyapı kararlarıyla birlikte ele alınıyor. Yerli ve yerel bilgi sistemleri, dayanıklılığın vazgeçilmez kaynakları olarak tanınıyor. Amazon gibi ekosistemlerin korunması, yağış rejimlerini ve bölgesel istikrarı ayakta tutan süreçlerin korunması anlamına geliyor.

İklim krizine dair asıl mesele, yalnızca emisyonları azaltmak değil; toplumların yaşayan Dünya ile kurduğu ilişkiyi köklü biçimde yeniden düşünmesi. Amazon Ormanları, sıkça “gezegenin akciğerleri” olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda, insanlığın Dünya sistemiyle ne kadar iç içe yaşadığını ve bu sistemin ne kadar kırılgan hâle geldiğini gösteren güçlü bir ayna işlevi görüyor.

Ekolojik miyopluk yalnızca bir kavram değil, küresel bir kör noktaya işaret ediyor; bu körlüğü aşmak, gezegensel gerçeklikle yüzleşmenin ve etkili iklim eyleminin ön koşulu!

Kaynak:

https://www.ucl.ac.uk/news/2026/jan/comment-ecological-myopia-blind-spot-holding-back-climate-action

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar