Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu 2026: Minilateralizm yükselişte

Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu 2026: Minilateralizm yükselişte

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Küresel Riskler Raporu 2026, zayıflayan çok taraflılıkla birlikte dünyada belirgin bir “küresel yönetişim boşluğu” olduğuna dikkat çekiyor. Bu boşluk ise gönüllü koalisyonlar, kamu-özel sektör iş birlikleri ve paydaş temelli yapılarla doldurulmaya çalışılıyor.

Küresel çok taraflı iş birliği mekanizmalarının giderek etkisini yitirdiği bir dönemde, “minilateralizm” olarak adlandırılan daha dar, esnek ve hedef odaklı ortaklıklar uluslararası sahnede hızla öne çıkıyor.

WEF Başkanı ve CEO’su Børge Brende, küresel iş birliğinin tamamen ortadan kalkmadığını, yalnızca biçim değiştirdiğini vurguluyor: 

“İş birliği su gibidir. Önüne set çekildiğinde başka bir yol bulur. Çünkü iş birliği bir lüks değil, zorunluluktur.’’

Brende’ye göre büyük güçlerin kendi nüfuz alanlarını sağlamlaştırmaya çalıştığı yeni rekabetçi düzende, iş birliği artık eski kalıplarla değil, daha esnek ve pragmatik modellerleilerliyor.

Minilateralizm neden güç kazanıyor?

WEF’in her yıl yayımladığı Küresel İş Birliği Barometresi, ülkelerin ve kurumların artık geniş ve ağır işleyen platformlar yerine, daha küçük ama çevik gruplar aracılığıyla somut sorunlara çözüm üretmeye yöneldiğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, küresel iş birliğinin yeni yolu olarak görülüyor. 

Stratejik ve Savunma Araştırmaları Konseyi’nin (CSDR) kurucusu Happymon Jacob, bu dönüşümü şöyle özetliyor: 

“Bazı bölgelerde ülkeler bir araya gelip bağlantısallığı, iklim değişikliğini ya da enerji güvenliğini konuşuyor. Çok taraflılık tıkansa bile, minilateralizm ilerliyor.”

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzen; Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi neredeyse evrensel kurumlar üzerinden şekillendi. Bu sistem; resmi anlaşmalar, uzlaşıya dayalı karar alma süreçleri ve uluslararası hukuk üzerine kurulu bir yapıyı temsil ediyordu.

Ancak son yıllarda bu model ciddi bir aşınma yaşıyor. Çok kutuplu ve daha çatışmacı bir küresel ortamda ortak karar almak giderek zorlaşıyor. 

Minilateralizm ise daha küçük gruplara odaklanıyor ve ortak değerlerden ziyade ortak çıkarlara öncelik veriyor. Farklı siyasi sistemlere ve dünya görüşlerine sahip aktörler, ideolojik uyum aramadan belirli konularda iş birliği yapabiliyor.

Jacob’a göre bu yaklaşımın özü şu:
“Bir ülkeyi sevmek zorunda değilsiniz. Ama ortak fayda için aynı masaya oturabilirsiniz.”

Minilateralizmin en büyük avantajı hız. Bürokratik engellerin ve siyasi kilitlenmelerin daha az olduğu bu yapılar, acil sorunlara hızlı yanıt verebiliyor. Örneğin Hindistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD’den oluşan I2U2 ortaklığı, 2022’de kurulmasının ardından bir yıl dolmadan ilk liderler zirvesini gerçekleştirdi.

Ancak bu modelin riskleri de var. Uzmanlar, artan sayıda minilateral girişimin uluslararası düzeni parçalayabileceği ve evrensel kurumların etkisini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Bağlayıcılığı olmayan gönüllü taahhütler, hesap verebilirlik ve süreklilik sorunlarını da beraberinde getiriyor.

WEF’e göre özellikle biyolojik, kimyasal ve nükleer riskler gibi evrensel tehditler, hâlâ güçlü çok taraflı mekanizmalar gerektiriyor. Bu nedenle minilateralizm, çok taraflılığın yerine geçmekten ziyade onu tamamlayıcı bir rol üstlenmeli.

WEF’e göre çözüm, iki yaklaşımı birlikte yürütmekten geçiyor

Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’taki yıllık toplantıları, minilateral iş birliklerinin hayata geçmesine zemin hazırlıyor. First Movers Coalition, CEO İklim Liderleri İttifakı, GAVI Aşı İttifakı, Reskilling Revolution, EDISON Alliance ve AI Global Alliance gibi girişimler; iklim krizi, sağlık, dijital dönüşüm ve istihdam alanlarında ölçülebilir sonuçlar üretiyor.

Bazı uzmanlar, minilateralizmin dünya genelinde altın çağına girdiğini düşünüyor. 2026’ya girerken asıl soru ise şu: Bu esnek ortaklıklar ivmesini koruyabilecek mi, yoksa küresel yönetişimi daha da mı parçalayacak?

Uzmanlara göre olası gelecek, hibrit bir model üzerine kurulacak. Belirli bölgesel ve tematik sorunlarda küçük ama kararlı ortaklıklar öne çıkarken, küresel tehditlerle mücadelede reformdan geçmiş çok taraflı kurumlar belirleyici olmaya devam edecek. Artık önemli olan sayı değil; doğru ölçekte, etkili ve sonuç üreten iş birliği kurabilmek.

WEF 2026 raporunda jeoekonomik çatışma, kısa vadeli risk sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Bu risk, önümüzdeki iki yıl için etki şiddeti açısından da il sırada ve geçen yıla göre sekiz basamak yükselmiş durumda. 

Kaynak:

https://www.weforum.org/stories/2026/01/minilateralism-and-will-2026-be-the-year-size-doesnt-matter/

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar