Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi başlıyor

Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi başlıyor

Türkiye’de 2026’nın ikinci yarısında pilot uygulamasına başlanacak Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile sera gazı emisyonlarının fiyatlandırılması ve emisyon azaltımının piyasa mekanizmaları üzerinden teşvik edilmesi hedefleniyor.

9 Temmuz 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İklim Kanunu ile hukuki zemini oluşturulan piyasanın işletilmesinden Enerji Piyasaları İşletmeciliği (EPİAŞ) sorumlu olacak.

ETS pilot uygulamasının devreye girmesi; tahsisatların nasıl belirleneceği ve dağıtılacağı, karbon fiyatının hangi mekanizmalarla oluşacağı ve tüm bu uygulamaların emisyon azaltımını ne ölçüde teşvik edebileceği gibi pek çok soruyu beraberinde getiriyor.

Türkiye’de henüz yeterince anlaşılmayan bu mekanizmanın nasıl işleyeceği aşağıda başlıklar altında ele alınıyor:

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) nedir?

İklim değişikliği kaynaklı etkilerin giderek kötüleşmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını zorunlu hale getirdi. Sera gazı emisyonlarında azaltım sağlanabilmesi için maliyet etkin araçların önemine 1992 yılında benimsenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 3. maddesinin 3. bendi vurgu yapıyor. Bu madde, iklim değişikliği ile mücadelede üstü kapalı bir şekilde emisyon ticaretine işaret ediyor. Bir karbon fiyatlama aracı olan ETS, emisyon azaltımı sağlamak için kullanılan piyasa temelli, maliyet etkin yöntemlerden biri. Dünya Bankası’nın 2025 raporuna göre küresel olarak  uygulamada olan 37 ETS var.

Emisyonlarını azaltmakla yükümlü tutulan işletmeler, kendileri için tahsis edilenden daha fazla kirletmeleri halinde ya tahsisat satın alıyor ya da ton başına belirlenen cezayı ödüyor. Başka bir ifadeyle ETS, müştereklerden biri olarak bilinen atmosfer kirletildiğinde ödenmeyen bedelin ödenmesini şart koşuyor ve böylelikle kirliliği kontrol altına almayı amaçlıyor. Kirleticilerin zaman içinde daha temiz üretim modelleri geliştirmesi teşvik ediliyor.

Emisyon tahsisatı nedir? 

Emisyon tahsisatları, ETS tarafından regüle edilen şirketlere belirli miktarda karbondioksit eşdeğeri sera gazı salım hakkı veriyor. Ülkemizde tahsisatların belirlenmesinden İklim Değişikliği Başkanlığı sorumlu.

Tahsisatların dağıtımında iki temel yöntem var: İlki, tahsisatların ücretsiz olarak verilmesi. İkincisi ise tahsisatların açık artırma yöntemi ile dağıtılması.

Emisyon tahsisatlarının alım-satımı ise karbon piyasasında gerçekleşiyor. İklim Kanunu, karbon piyasasını birincil ve ikincil piyasa olarak ikiye ayırıyor. ‘‘Birincil piyasa’’, tahsisatların ihale yöntemi ile işletmelere verildiği piyasayı ifade ediyor. ‘‘İkincil piyasa’’ ise tahsisatların ücretsiz dağıtıldığı ya da birincil piyasada satın alınan tahsisatların işlem gördüğü piyasayı kapsıyor. 

İklim Kanunu’nda EPİAŞ, piyasaların işletilmesinden sorumlu kurum olarak tayin edildi.

Tahsisatlar neye göre yapılacak?

Türkiye’de işletmelere verilecek tahsisatlar belirlenirken ürün bazlı hesaplamalar yapılacak. Bu şu anlama geliyor: Bir sektörde faaliyet gösteren tüm işletmelerin işletme bazlı emisyonları dikkate alınarak sektörün ortalama değeri belirlenecek ve tahsisatlar buna göre yapılacak. Pilot dönemde tahsisatlar, işletmelere İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından ücretsiz dağıtılacak.

Daha temiz üretim yapan işletmeler, tahsisatlarının tamamını kullanmayacakları için ikincil piyasada olası satıcı durumuna geçecek. Emisyonu yüksek olan işletmelerin ise emisyon tahsisatı satın alması gerekecek. Böylece, tüm piyasalarda olduğu gibi, ton başına karbon fiyatı piyasa araçları tarafından belirlenecek. Kısacası, tahsisatların miktarı ve tahsisatlara olan talep, ton başına karbon fiyatının belirleyicisi olacak.

Tahsisatından fazla kirleten şirketler ne yapacak?

ETS tarafından regüle edilen işletmeler, karbon piyasasında ya alıcı ya da satıcı olabiliyor. 

Kısa vadede en olası denkleştirme yöntemi, kendilerine tanınan tahsisatlardan daha az emisyona neden olan işletmelerden tahsisat satın almak. Hukuki düzenlemelere bağlı olarak bu denkleştirme sadece zorunlu piyasalarda satılan karbon kredileri ile değil, gönüllü piyasalarda satılan karbon kredileri ile de yapılabiliyor.

Birincil piyasada alınan tahsisatların yetersiz kalması veya tahsisatların fazla gelmesi durumunda işletmeler bu tahsisatları ikincil piyasada alıp satabilecek.

Pilot dönemde tahsisat alım-satımı sadece ETS ile regüle edilen işletmeler arasında olacak. Pilot dönemden sonra tahsisatları yatırım amaçlı olarak üçüncü kurumların alması da mümkün olabilecek.

Tahsisat alım-satımının iklim hedeflerine faydası ne?

Tüm karbon piyasalarının esas amacı, orta ve uzun vadede işletmelerin daha az salıma yol açacak kararlar almalarını sağlamak ve karbon piyasalarında satıcı durumuna gelmek isteyecek işletmeleri, sürekli olarak emisyonlarını azaltmaya teşvik etmek. 

Bunun nedeni daha az kirleten işletmelerin, kullanmadıkları tahsisatları, ihtiyacı olan işletmelere satarak gelir elde etmeleri. Bu hak, işletmeleri, üretim süreçlerini sera gazı emisyonundan arındırmaları için motive ederken, finans kurumlarından kredi talep etmeleri halinde bir avantaj da sağlayabilir.

Alım-satım bedeli ne kadar olacak?

29 Kasım 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu’nun 27 Kasım 2025 tarihli ve 13.975 sayılı kurul kararına göre işletmeler, tahsisat alım-satımında ton başına 4 TL ödeyecek.

Bu fiyat, piyasa işletmecisi olarak yetkilendirilen EPİAŞ’a ödenecek bedeli ifade ediyor. Elde edilecek bu gelir, piyasanın işletilmesi için yapılacak masrafları karşılayacak. Aynı zamanda bu şekilde elde edilen gelirlerin yarısı özel bütçeye aktarılarak yeşil dönüşümde finansman aracı olarak kullanılacak.

Bu bedelin, karbon piyasalarında ton başına ortaya çıkacak olan karbon fiyatı ile karıştırılmaması gerekiyor.

Ton başına karbon fiyatı nasıl belirlenecek?

Ton başına piyasada oluşacak karbon fiyatını etkileyecek faktörlerden bazıları şunlar:

  • İşletmelere ne kadar tahsisat dağıtılacağı,
  • İşletmelerin üretim esnasında ne kadar emisyona yol açtıkları,
  • İşletmelerin dengeleme yapmak zorunda kalmaları halinde, ne kadarını zorunlu piyasadan ne kadarını ise gönüllü piyasadan karşılayabilecekleri.

Avrupa Birliği’nin ETS pilot uygulamasında, çok fazla tahsisat dağıtıldığı için fiyatlar sıfıra kadar düşmüştü. Elbette ETS’de arzulanan, karbon fiyatının sıfır olması değil. Ancak pilot uygulamalar esnasında piyasa aktörlerinin deneyim kazanması çok önemli ve ETS’nin etkin işlemesi için gerekli. Pilot uygulamayı takip eden yıllarda işletmelerin tecrübelerine dayanarak tahsisatların, ülkenin azaltım hedeflerini yansıtacak şekilde azaltılması gerekiyor.

Karbon fiyatı ne kadar olmalı?

Sıcaklık artışını Paris Anlaşması tarafından belirlenen sınırların altında tutabilmek için ton başına karbon fiyatının 2030 yılına kadar 50-100 ABD doları arasında seyretmesi gerektiği hesaplanıyor. IMF’ye göre ise ortalama sıcaklık artışının iki derece ile sınırlandırılabilmesi için ton başına karbon fiyatının 80 dolar olması gerekiyor.

Diğer yandan, çeşitli ülkelerde uygulanan karbon piyasalarında ortaya çıkan fiyatlar, bu miktarlardan düşük seyrediyor. 2019 yılında, ton başına uygulanan karbon vergisinin ortalaması 26 dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’de fiyatların ne düzeyde seyredeceğini tahmin etmek için henüz çok erken. Karbon vergisinin aksine ETS, fiyatı baştan belirlemiyor. Ancak pilot uygulama sonrası birincil piyasada ihale yöntemi ile satılacak tahsisatların fiyatları, piyasanın genel göstergesi olacak. Bu nedenle de bu fiyatlar, “karbon referans fiyatı” olarak adlandırılıyor.

Her halükarda, pilot uygulama sonrası ETS piyasasında oluşacak fiyatlar, tahsisatlara olan talep ile belirlenecek. Tahsisatların azaltılması ve/veya daha yüksek fiyatlardan ihale yöntemi ile satılması, ikincil piyasalardaki fiyatları da artıracak.

ETS nasıl güvenli ve etkin bir sistem olabilir?

ETS’nin güvenli ve etkili bir şekilde işlemesi için aşağıdaki adımların atılması gerekiyor:

  • ETS’yi uygulayacak ülkenin iklim politikası geliştirmesi ve bu bağlamda sera gazı azaltım hedefini belirlemesi,
  • ETS’ye dahil olacak işletmelerin belirlenmesi,
  • ETS kapsamına alınan işletmelerin emisyon miktarlarının izleme, raporlama ve doğrulama adımları ile teyit edilmesi,
  • Emisyon hakkı olarak bilinen tahsisatların nasıl belirleneceğinin, dağıtılacağının ve kullanılmayan tahsisatların nasıl değerlendirileceğinin belirlenmesi,
  • Bankalama, ödünç alma gibi esneklik mekanizmalarının tanımlanması,
  • Denkleştirme işleminin hangi piyasalardan (zorunlu ve/veya gönüllü) yapılabileceğinin belirlenmesi,
  • Tahsisatların aşılması halinde ton başına uygulanacak ceza miktarının belirlenmesi.

ETS’nin pilot uygulamasının 2026 yılının ikinci yarısında hayata geçmesi planlanıyor. Pilot uygulamanın ardından başlayacak Birinci Uygulama Dönemi, 2028-2035 yılları arasında gerçekleşecek. Bu süreç ise 1. Alt Dönem (2028-2030) ve 2. Alt Dönem’den (2031-2035) meydana gelecek.

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar