Dünyanın farklı kentlerindeki belediyeler, yeni sosyal hizmet binaları inşa etmek yerine insanların zaten kullandığı marketleri, sokakları ve kamusal alanları bakım ve dayanışma ağının parçası haline getiriyor.
İklim krizinin derinleşmesi, kent yoksulluğunun büyümesi ve sosyal eşitsizliklerin görünür hale gelmesi, belediyelerin rolünü altyapı ve hizmetlerin ötesine taşıyor. Dünyanın farklı kentlerinde hayata geçirilen uygulamalar ise bu dönüşümün yalnızca yeni tesisler kurarak değil, insanların zaten kullandığı gündelik mekanları yeniden düşünerek de mümkün olduğunu gösteriyor.
Bir market, aşırı sıcaklarda açık havada çalışan bir kurye için serinleyip dinlenebileceği güvenli bir alana dönüşebiliyor. Yaz aylarında hizmet veren bir gündüz barınağı, evsizler için yalnızca geçici bir konaklama noktası değil, sıcak dalgalarında hayati bir iklim sığınağı olabiliyor.
Güney Kore’nin Busan kentinde belediye, aşırı sıcaklarda özellikle açık havada çalışanların karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmak için mevcut ticari altyapıyı kullanıma açtı.
Kent genelindeki 48 adet 24 saat açık market, kuryeler ve hareket halinde çalışan diğer açık hava emekçileri için ücretsiz dinlenme alanları olarak belirlendi. Çalışanlar ihtiyaç duyduklarında marketlere girerek serinleyebiliyor, su içebiliyor ve kısa süreliğine dinlenebiliyor.
Uygulamanın dikkat çekici yönü, bunun için yeni bir tesis inşa edilmemesi. Kentte halihazırda bulunan marketler, basit bir düzenleme ve belediye politikasıyla iklim risklerine karşı kamusal koruma noktalarına dönüştürülüyor.
Sıcak hava dalgalarının daha sık, uzun ve şiddetli yaşandığı bir dönemde bu tür çözümler, iklim uyumunun yalnızca büyük altyapı yatırımlarıyla değil, mevcut kaynakların yeniden değerlendirilmesiyle de sağlanabileceğine işaret ediyor.
Barcelona’da sıcaklara karşı kalıcı sosyal destek
Barcelona kentinde iklim krizinin etkilerine karşı daha kırılgan durumda olan evsizlere yönelik düzenli bir destek mekanizması uygulanıyor.
Belediye, yaz aylarında evsiz insanların kullanabileceği mevsimlik bir gündüz barınağıişletiyor. İklim kontrollü alanların yanı sıra su istasyonları ve sosyal destek hizmetlerinin sunulduğu merkez, sıcak hava dalgalarında güvenli bir sığınak işlevi görüyor.
Uygulamayı önemli kılan nokta, merkezin yalnızca olağanüstü durumlarda açılmaması. Barınak her yaz düzenli olarak hizmet veriyor.
Bu yaklaşım, aşırı sıcakları yalnızca meteorolojik bir olay olarak değil, aynı zamanda bir sosyal adalet ve halk sağlığı meselesiolarak ele alıyor. Çünkü iklim riskleri kent sakinlerini eşit biçimde etkilemiyor. Güvenli ve serin bir mekâna erişimi olmayan evsizler ile açık havada çalışanlar, iklim krizinin etkilerine karşı çok daha savunmasız durumda.
Köpek gezintisi mahalle temizliğine dönüşüyor
Seul’deki Gangnam Bölge Ofisi ise yurttaşların günlük rutinlerinden kamusal fayda üretmenin farklı bir yolunu deniyor.
Belediye, köpek sahiplerini evcil hayvanlarıyla yaptıkları yürüyüşler sırasında mahalledeki çöpleri toplamaya teşvik ediyor. Katılımcılara toplama araçları sağlanırken, çevreye yaptıkları katkı da görünür biçimde takdir ediliyor.
Böylece yurttaşların zaten gerçekleştirdiği bir faaliyet, belediye hizmetleriyle buluşuyor. Her gün yapılan sıradan bir köpek gezintisi, düzenli bir mahalle temizliğine dönüşüyor.
Busan, Barcelona ve Seul’deki uygulamalar farklı ihtiyaçlara yanıt verse de ortak bir anlayışı ortaya koyuyor: Kentler yalnızca insanların yaşadığı, çalıştığı ve hareket ettiği fiziksel alanlar değil, aynı zamanda bakım, dayanışma ve karşılıklı destek ağlarının kurulabileceği ortak yaşam alanları.
Kentlerin geleceği belki de yalnızca yeni yollar, binalar ve teknolojiler inşa etmekten değil; var olan mekânları herkes için daha güvenli ve yaşanabilir hale getirmekten geçiyor.
Kaynak: