Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
İklim krizinde dönüşümü hızlandırabilecek çözümler açıklandı

Bilim insanlarının hazırladığı yeni rapor, temiz elektriğe geçiş, metan emisyonlarının azaltılması ve ormansızlaşmayla mücadele gibi adımların çevresel dönüşümü kendi kendine hızlandırabilecek kritik eşikler yaratabileceğini ortaya koyuyor. 

Dünyanın temiz elektriğe hızla yönelmesinin, iklim krizinin yol açtığı tahribatın giderilmesinde zincirleme bir dönüşüm başlatabileceği bildirildi.

İngiltere’deki Exeter Üniversitesi tarafından Earthshot Prize iş birliğiyle hazırlanan raporda, çevresel sorunların çözümünde değişimi hızlandırabilecek “olumlu eşik noktaları”incelendi. Kavram, sürdürülebilir bir teknoloji veya uygulamanın belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra daha ekonomik, yaygın ve politik açıdan uygulanabilir hale gelmesini ifade ediyor.

Rapora göre temiz elektrik, bu dönüşümü tetikleme kapasitesi en yüksek alan olarak öne çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisinde maliyetlerin gerilemesi, elektrikli araçlar, ısı pompaları ve düşük karbonlu sanayi teknolojilerinin de önünü açıyor. Böylece enerji sektöründeki gelişmeler, ulaşım ve sanayi başta olmak üzere diğer alanlardaki dönüşümü hızlandırıyor.

Güneş ve rüzgarda kritik eşik aşıldı

Raporun yazarı ve Exeter Üniversitesi araştırmacısı Steve Smith, güneş ve rüzgar enerjisinin birçok büyük pazarda artık bu olumlu eşiklerden geçtiğini belirtti. Artan kurulumlar maliyetleri aşağı çekerken yeni yatırımları teşvik ediyor ve kapasitenin daha da büyümesini sağlıyor.

Çalışmada doğanın korunması, hava kalitesinin iyileştirilmesi, okyanusların canlandırılması, atıkların azaltılması ve iklim kriziyle mücadele başlıkları altında 51 öncelikli alan değerlendirildi.

Bununla birlikte temiz enerji dönüşümünün önündeki engellerin sürdüğüne dikkat çekildi. Özellikle gelişmiş ekonomilerde yavaş ilerleyen planlama süreçleri ve elektrik şebekelerinin genişletilememesi yatırımların hızını düşürürken, gelişmekte olan ülkelerde finansman eksikliği daha büyük bir sorun oluşturuyor.

Rapora göre Afrika, dünyanın en iyi güneş enerjisi kaynaklarının yaklaşık yüzde 60’ına sahip olmasına rağmen küresel temiz enerji yatırımlarından yüzde 2’den az pay alıyor.

Araştırmalar, enerji, ulaşım ve ısınma politikalarının eş zamanlı biçimde desteklenmesinin bu sektörlerdeki kritik eşiklerin 2 ila 8 yıl daha erken aşılmasını sağlayabileceğini gösteriyor.

Ormansızlaşmayla mücadelede ortak standart önerisi

Raporda küresel emtia tedarik zincirleri de yüksek dönüşüm potansiyeline sahip alanlardan biri olarak gösterildi.

Sığır eti, soya, palm yağı, kereste, kakao ve kahve gibi ürünlerin üretim ve ticareti, tropikal ormansızlaşmanın önemli nedenleri arasında yer alıyor. Avrupa Birliği, Çin, İngiltere ve ABD gibi büyük pazarların ortak kurallar benimsemesi halinde ormansızlaşmaya yol açmayan ürünlerin küresel standart haline gelebileceği belirtildi.

Bunun gerçekleşmesi için yalnızca üreticilerin değil, düzenleyicilerin, tüketicilerin, bankaların ve sigorta şirketlerinin de aynı yönde hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

2,1 milyar kişi temiz pişirme teknolojilerine erişemiyor

Temiz pişirme ve hane halkı enerjisi de bazı ülkelerde dönüşüm eşiğine yaklaşan başlıklar arasında bulunuyor. Kullanım kadar ödeme modellerinin geliştirilmesi ve merkezi olmayan güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması, temiz teknolojilerin daha geniş kesimlere ulaştırılmasını kolaylaştırıyor.

Buna karşın yaklaşık 2,1 milyar kişi yemek pişirmek için hâlâ katı yakıt kullanıyor. Bunun yol açtığı ortam hava kirliliği, özellikle kadınlar ve çocuklar açısından önemli bir sağlık riski oluşturuyor.

Raporda hızlı sonuç alınabilecek alanlardan biri olarak metan emisyonlarının azaltılması da öne çıkarıldı.

Metan, bugüne kadar gerçekleşen küresel ısınmanın yaklaşık yüzde 30’undan sorumlu. Ancak atmosferde karbondioksite kıyasla çok daha kısa süre kalması nedeniyle emisyon azaltımında etkili bir yöntem olarak düşünülüyor.

Uydu ve drone teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde metan sızıntıları artık daha kolay tespit edilebiliyor. Bu nedenle görece düşük maliyetli müdahalelerle önümüzdeki 10 yıl içinde küresel sıcaklık artışının seyri üzerinde etkili olunabileceği belirtiliyor.

İklim uyumuna yatırım kendi etkisini büyütebilir

İklim değişikliğine uyum çalışmaları da raporda dönüşümü besleyebilecek alanlar arasında yer aldı. Sel savunma sistemleri, erken uyarı mekanizmaları ve dayanıklı altyapının ekonomik kayıpları azaltması; sigorta ve borçlanma maliyetlerinin düşmesini, yatırımcı ilgisinin artmasını ve yeni projelerin finanse edilmesini sağlayabilir.

Ancak küresel finansman akışının halen büyük ölçüde doğanın korunmasının tersine işlediği vurgulanıyor. BM verilerine göre doğaya zarar veren faaliyetlere yılda yaklaşık 7,3 trilyon dolar yönlendirilirken doğa temelli çözümlere ayrılan kaynak yaklaşık 220 milyar dolarda kalıyor.

Kaynak:

https://ablink.email.theguardian.com/