Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Sürdürülebilir lojistik dönüşümüne yön veren öncü şirketler

Küresel ticaretin büyümesi, taşımacılık ve lojistik sektörünün çevresel etkisini artırıyor. Artan yük hacmini karşılamaya çalışan şirketler, aynı zamanda tedarik zincirlerinden kaynaklanan emisyonlarını azaltmak için yeni teknolojilere ve daha düşük karbonlu çözümlere yatırım yapıyor. 

Sustainability Magazine tarafından piyasa değerleri esas alınarak hazırlanan sıralama, karayolu, demiryolu, havayolu ve denizyolu taşımacılığında sürdürülebilirlik alanında öne çıkan 10 şirketi bir araya getiriyor. Liste, lojistik sektöründeki dönüşümün yalnızca alternatif yakıt kullanımından ibaret olmadığını; elektrifikasyon, enerji verimliliği, karbon hesaplama, düşük emisyonlu ulaşım ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin de giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor.

Listenin 10. sırasında yer alan ABD merkezli Old Dominion Freight Line, yakıt tüketimini ve operasyonlarından kaynaklanan emisyonları azaltmaya odaklanıyor. Şirket, daha verimli ekipmanların yanı sıra yenilenebilir dizel ve biyodizel kullanımını artırırken elektrikli forklift ve saha araçlarını da filosuna dahil ediyor. Bu yakıtların kullanımında 2020’den bu yana yüzde 49 artış sağlayan şirket, rota ve yük optimizasyonu ile atıkların azaltılmasına yönelik uygulamalar da yürütüyor.

DSV, sıralamanın dokuzuncu sırasında yer alıyor. Şirket, 2050’ye kadar kendi operasyonları ve değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor. Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanan hedefleri kapsamında DSV, 2019 baz yılına göre 2030’a kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50, Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 azaltmayı planlıyor. Düşük karbonlu taşımacılık çözümlerinin yanı sıra enerji verimliliği ve çevre yönetimine yatırım yapan şirket, sürdürülebilirlik performansını üst düzey yöneticilerin ücretlendirme sistemine de dahil ediyor.

DHL Group, 63,57 milyar dolarlık piyasa değeriyle listenin sekizinci sırasında yer alıyor. 2050’ye kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen şirket, 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını 29 milyon ton CO₂e’nin altına indirmeyi planlıyor. DHL ayrıca son kilometre teslimat filosunun yüzde 66’dan fazlasını elektrikli hale getirmeyi ve sürdürülebilir yakıt kullanımını yüzde 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyor. Karbon nötr binalar ile hava, deniz ve karayolunda daha düşük emisyonlu taşımacılık çözümleri de şirketin dönüşüm programının parçası.

Sürdürülebilir demiryolu taşımacılığı alanında öne çıkan Canadian National Railway (CN), listenin yedinci sırasında yer alıyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımını emisyon azaltımının yanı sıra güvenlik, sorumlu tedarik ve toplumsal yatırımlarla birlikte ele alan şirket, 2024 yılında Kapsam 1 ve 2 emisyon yoğunluğunu yüzde 4 azaltırken, lokomotif yakıtındaki yenilenebilir yakıt payını yaklaşık yüzde 10’a yükseltti. 

Sürdürülebilirlik yaklaşımını tedarik zincirine de taşıyan CN’de satın alma ve tedarik yönetimi ekibinin yüzde 97’si sürdürülebilir tedarik konusunda eğitim aldı.

FedEx, hava ve kara taşımacılığında emisyonları azaltmaya yönelik yatırımlarıyla altıncı sırada bulunuyor. Şirket, 2040’a kadar küresel operasyonlarında karbon nötr olmayı hedefliyor. Bu doğrultuda araçların elektrifikasyonu, sürdürülebilir enerji ve karbon tutma çalışmalarına 2 milyar doların üzerinde yatırım yapmayı taahhüt ediyor. Sürdürülebilir havacılık yakıtı, sıfır emisyonlu teslimat araçları ve yakıt verimliliği daha yüksek uçaklara yatırım yapan FedEx, karbon yakalama araştırmalarını desteklemek amacıyla Yale Center for Natural Carbon Capture’a da 100 milyon dolar kaynak ayırıyor. 

Beşinci sıradaki United Parcel Service (UPS), 86,8 milyar dolarlık piyasa değeriyle alternatif yakıt ve araç teknolojilerine yaptığı yatırımlarla öne çıkıyor. Şirket, 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedeflerken 2000 yılından bu yana alternatif yakıtlarla 5 milyar milden fazla yol kat etti. Filoda 19 binden fazla alternatif yakıtlı veya ileri teknolojiye sahip araç bulunuyor. Bu uygulamalarla 1,8 milyon ton karbondioksit emisyonunun önlendiği belirtilirken, tesislerde kullanılan elektriğin yüzde 27,4’ü yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor.

CSX Corporationü bulunuyor. Demiryolu şirketi, çevresel performansı güvenlik, sosyal etki ve sorumlu yönetişimle birleştiren Service with Purpose yaklaşımıyla sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine yerleştiriyor.

CSX, sıralamada dördüncü sırada yer alıyor. Demiryolu şirketi, emisyon azaltımını güvenlik, sosyal etki ve sorumlu yönetişim uygulamalarıyla birlikte ele alıyor. CSX, 2034’e kadar mutlak Kapsam 1, 2 ve ilgili Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 42 azaltmayı hedefliyor. Şirket ayrıca yük taşımacılığının karayolundan demiryoluna kaydırılmasını teşvik ederek müşterilerinin emisyonlarını azaltmasına katkı sağlıyor. Çevre yönetim sistemleri, tedarikçi iş birlikleri ve karbon hesaplama araçları da bu yaklaşımı destekliyor.

Üçüncü sıradaki Canadian Pacific Kansas City (CPKC), demiryolu taşımacılığında yeni teknolojilere yaptığı yatırımlarla öne çıkıyor.

Şirketin hidrojenle çalışan hat lokomotifi, Kuzey Amerika’da türünün ilk örneği olarak tanımlanıyor. CPKC bunun yanı sıra müşterilerinin demiryolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonlarını hesaplmasına yardımcı olan bir karbon hesaplama aracı sunuyor. Kanada, ABD ve Meksika’yı birbirine bağlayan demiryolu ağı ise yüklerin daha düşük karbonlu bir ulaşım modeliyle taşınmasına olanak sağlıyor.

Union Pacific, listenin ikinci sırasında bulunuyor. Şirket, 2018 baz yılına göre 2030’a kadar mutlak Kapsam 1, 2 ve belirli Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını yüzde 50,4 azaltmayı hedefliyor. Bu hedefin yüzde 37’sine 2024 itibarıyla ulaşıldı. Yakıt verimliliğinin artırılması, enerji tüketiminin azaltılması ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yatırım, şirketin çevre stratejisinin temel unsurları arasında yer alıyor. 

Union Pacific ayrıca demiryolu ağı boyunca biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve tedarikçilerin sürdürülebilirlik performansının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyor.

Listenin ilk sırasında ise A.P. Moller – Maersk yer alıyor. Şirket, sürdürülebilirlik çalışmalarını denizyolu taşımacılığının yanı sıra hava ve karayolu taşımacılığı ile lojistik hizmetlerine de yayıyor. Maersk’in ECO Delivery hizmetleri, müşterilere daha düşük emisyonlu taşımacılık seçenekleri sunarken sağlanan CO₂e tasarrufunu ve kullanılan yakıtları belgeleyen sertifikalar sağlıyor.

Şirket, taşımacılığın elektrifikasyonuna da yatırım yapıyor. Suudi Arabistan’da Unilever ile elektrikli bir vanı devreye alan Maersk, tedarik zincirlerinin elektrifikasyonu konusunda CATL ile iş birliği yürütüyor. Şirketin Emissions Studio platformu ise farklı taşıyıcılar ve ulaşım türlerinden kaynaklanan emisyonları görünür hale getirerek müşterilerin özellikle Kapsam 3 emisyonlarını azaltabilecekleri alanları belirlemelerine yardımcı oluyor.

Maersk’in yanı sıra sıralamada yer alan şirketlerin çalışmaları da lojistik sektöründe karbonsuzlaşmanın farklı teknolojiler ve yöntemler üzerinden ilerlediğini ortaya koyuyor. Elektrikli araçlardan hidrojenli lokomotiflere, alternatif yakıtlardan sürdürülebilir havacılık yakıtlarına ve karbon hesaplama platformlarına kadar birçok çözüm aynı dönüşümün parçası haline geliyor.

Sıralamanın ortaya koyduğu temel tablo, sürdürülebilirliğin lojistik şirketleri için artık yalnızca yakıt tüketimini azaltmaya yönelik bir hedef olmadığını gösteriyor. Şirketler kendi operasyonlarının yanı sıra tedarikçilerini, müşterilerini ve tüm değer zincirini dönüşümün içine dahil etmeye çalışıyor. Bu yaklaşım, lojistik sektörünün daha düşük karbonlu bir yapıya geçişinde teknolojik yatırımlar kadar verimlilik, veri kullanımı ve tedarik zinciri yönetiminin de belirleyici olacağını ortaya koyuyor.

Kaynak:

https://email.sustainabilitymag.com