ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), 2026 sonbaharı ile 2027 kışında Kuzey Yarımküre’de “çok güçlü” bir El Niño yaşanma olasılığını yüzde 90 olarak açıkladı.
2026 sonbaharında güçlenmesi beklenen El Niño’nun son 10 yılın en şiddetlisi olması bekleniyor. Uzmanlara göre Pasifik’teki sıcaklık artışı kuraklıktan aşırı yağışlara, orman yangınlarından küresel sıcaklık rekoarlarına kadar geniş bir coğrafyada etkisini gösterebilir.
Pasifik Okyanusu’nda yüzey sıcaklıkları şimdiden mevsim normallerinin 2 santigrat derece üzerindeseyrediyor. El Niño’nun ekim ayına kadar “Süper El Niño” seviyesine ulaşması beklenirken, yıl sonuna dek tarihin en güçlü El Niño’suna dönüşme olasılığı da yüzde 69olarak hesaplanıyor.
Neler olabilir?
· Dünya daha da ısınabilir: El Niño yılları, küresel ölçekte en sıcak yıllar arasında yer alıyor.
· Bazı bölgelerde aşırı yağış: Özellikle ABD’nin güneyinde daha yağışlı ve fırtınalı bir dönem yaşanabilir.
· Bazı bölgelerde sert kuraklık: Güney Afrika, Endonezya ve Avustralya’da sıcaklık ve kuraklık artabilir.
· Yangın riski büyüyebilir: Daha sıcak ve kurak koşullar Avustralya ve Endonezya’da orman yangınlarını tetikleyebilir.
· Tarım baskı altında kalabilir: Kuraklık, özellikle gıda üretiminin iklime daha duyarlı olduğu bölgelerde verim kayıplarına yol açabilir.
· Deniz ekosistemleri zarar görebilir: Isınan okyanuslar besin zincirini bozarak balık ve deniz canlılarının popülasyonlarını etkileyebilir.
El Niño neden önemli?
Doğal olarak tekrarlanan bir iklim ve hava olayı olan El Niño’nun kökeni tropikal Pasifik Okyanusu’na dayanıyor. Normal koşullarda doğudan batıya esen rüzgarlar, sıcak yüzey sularını ve fırtınaları Ekvador ve Peru kıyılarından Endonezya yönüne taşıyor; ancak etkileri Pasifik’le sınırlı kalmıyor.
Rüzgarların zayıflamasıyla birlikte sıcak su doğuya doğru hareket ediyor ve atmosferde geniş çaplı değişimler başlıyor.
Bilim insanları bu süreci uydular ve okyanus şamandıralarıyla sürekli izliyor. Özellikle denizin derinliklerinde biriken sıcak suyun yüzeye çıkması, yaklaşan El Niño’nun önemli göstergelerinden biri oluyor.
“Süper El Niño” ne anlama geliyor?
“Süper El Niño” bilimsel bir sınıflandırma değil. Uzmanlar bu ifadeyi, Pasifik sıcaklıklarının ortalamanın en az 2 santigrat derece üzerine çıktığı olağanüstü güçlü olayları tanımlamak için kullanıyor.
Bu ölçekteki son olay 2015-2016 yıllarında yaşandı.
El Niño’nun etkileri okyanusların ısınmasıyla birlikte deniz yaşamına kadar uzanıyor.
Örneğin 1980’ler ve 1990’larda yaşanan güçlü El Niño olaylarının ardından Galápagos penguenlerinin sayısında ciddi düşüş görüldü. Okyanus sıcaklıklarının yükselmesi, balık ve diğer besin kaynaklarının azalmasına neden olarak penguenlerin beslenmesini zorlaştırdı.
Bu nedenle güçlü bir El Niño yalnızca sıcaklık, yağış veya fırtına tahminlerinden ibaret değil; tarımdan su kaynaklarına, gıda güvenliğinden biyolojik çeşitliliğe kadar çok sayıda sistemi aynı anda etkileyebilecek küresel bir iklim olayı anlamına geliyor.
“İyi” ya da “kötü” değil, hazırlıklı olunması gereken bir risk
Bilim insanlarına göre El Niño’yu tek başına “iyi” veya “kötü” olarak değerlendirmek doğru değil. Etkisi bölgeden bölgeye değişiyor. Bir yerde kuraklık ve sıcaklık artışı yaşanırken başka bir yerde yağış ve fırtına riski yükseliyor.
Ancak güçlü bir El Niño’nun en önemli özelliği, etkilerinin büyük ölçüde önceden izlenebilmesi.
Bu da erken uyarı sistemleri, tarımsal planlama, su yönetimi ve afet hazırlıkları açısından kritik bir avantaj sağlıyor.
Pasifik’te başlayan bu olağanüstü ısınmanın önümüzdeki aylarda dünyanın farklı bölgelerinde nasıl bir iklim tablosu yaratacağını hep birlikte izleyeceğiz!
Kaynak:
https://www.nationalgeographic.com/environment/article/super-el-nino-extreme-weather-climate