Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
BM görüşmeleri vize engelleri ve daralan sivil alan nedeniyle tepki çekiyor

Almanya’nın Bonn kentinde başlayan Birleşmiş Milletler iklim görüşmeleri, bu kez yalnızca fosil yakıtlar ve iklim politikalarıyla değil, “karar masasına kimin oturabildiği” sorusuyla da gündemde. İklim aktivistleri, gazeteciler ve özellikle gelişmekte olan ülkelerden gelen temsilciler; vize engelleri, yüksek maliyetler ve kısıtlanan sivil toplum alanı nedeniyle müzakerelere erişimde ciddi sorunlar yaşadıklarını söylüyor.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 64. Yardımcı Organlar Oturumu (SB64), 8-18 Haziran tarihleri arasında Bonn’da düzenleniyor. Bu toplantı, geçen yıl Brezilya’nın Belém kentinde yapılan COP30’dan sonraki ilk büyük müzakere oturumu olması nedeniyle büyük önem taşıyor.

COP30’da yaklaşık 200 ülke, fosil yakıtlardan çıkış için net bir yol haritası oluşturamamıştı. Bonn görüşmelerinin ise uyum politikaları, enerji dönüşümü, gıda sistemleri ve adil geçiş gibi başlıklarda somut ilerleme sağlaması bekleniyor.

Ancak zirve daha başlamadan, katılım adaleti tartışmaları gündemi belirledi.

Afrika merkezli düşünce kuruluşu Power Shift Africa’nın kurucusu Mohamed Adow, iklim müzakerelerinin milyarlarca insanın hayatını etkilediğini ancak bu insanların büyük çoğunluğunun kararların alındığı salonlara giremediğini vurguladı.

Son 30 yıldır 150’den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 2 bin 500’ü aşkın sivil toplum kuruluşunu bünyesinde barındıran Climate Action Network’e (CAN), bu yıl Bonn’da tüm konferans boyunca yalnızca beş basın toplantısı hakkı tanındı.

Adow, bu kararı “sivil alanın kasıtlı biçimde daraltılması” olarak nitelendirdi. Tepkilerin büyümesi üzerine BM yönetimi iki ek toplantı hakkı tanımak zorunda kaldı.

Resource Justice Network İcra Direktörü Dr. Ketakandriana Rafitoson ise, “Sivil toplumun sesini kısmak, kamuoyunun müzakereleri denetleme imkânını da azaltır” diyerek kararın şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından tehlikeli olduğunu söyledi.

Sivil toplum dışarıda kalırken fosil yakıt lobileri içeride

Eleştirilerin odağındaki bir diğer konu ise fosil yakıt sektörünün müzakerelerdeki etkisinin artması.

“Kick Big Polluters Out” (KBPO) koalisyonunun 2025 yılında yayımladığı analize göre, COP30’a katılan her 25 kişiden biri fosil yakıt lobicisiydi. Bu oran, bir önceki yıl Bakü’de düzenlenen COP29’a göre yüzde 12 artış anlamına geliyor.

Sivil toplum temsilcileri, bir yandan çevre örgütlerinin alanı daraltılırken diğer yandan petrol ve gaz sektörünün müzakerelerde giderek daha görünür hale gelmesini “iklim diplomasisinin çelişkisi” olarak değerlendiriyor.

En büyük engel vize

İklim görüşmelerine katılımın önündeki en büyük engellerden biri ise vize meselesi.

Bonn’daki görüşmelere katılmak isteyen birçok Afrikalı ve Asyalı delege vize süreçleri nedeniyle hâlâ belirsizlik yaşıyor.

Geçen yıl Bonn’da gerçekleştirilen iklim toplantılarında Afrika ve Asya’dan 223 delege vize sorunları yaşadı. Bunlardan 25’inin başvurusu doğrudan reddedilirken, 167 başvuru sonuçlandırılamadı ve 37 kişi ise vizesini geç alabildi.

Burundi, Kamerun, Mısır, Fas ve Ruanda gibi ülkeler toplantılarda hiç temsil edilemedi.

Alman Kalkınma ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü’ne (IDOS) verilerine göre bu yıl vize sorunları yaşayan delege sayısı 298’e yükseldi.

Mısırlı çevre aktivisti Randa Khaled de vize başvurusu zamanında yapılmasına rağmen sonucu bekleyen isimlerden biri. BM akreditasyonunu almasına, ücretleri ödemesine ve seyahat hazırlıklarını tamamlamasına rağmen Bonn’a gidip gidemeyeceğini hâlâ bilmiyor.

Khaled, “İklim müzakereleri sürekli kapsayıcılıktan söz ediyor. Ama kararların alındığı salonlara fiziksel olarak giremiyorsanız, bu ilkeler evrensel olmaktan çıkıyor” diyerek yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi.

Sonuç olarak, Bonn’daki müzakerelerde temsil krizi büyüyor.

Gelişmekte olan ülkelerden gelen temsilciler ve sivil toplum kuruluşları, “iklim krizinden en çok etkilenenlerin sesinin duyulmadığı bir müzakerenin meşruiyetinin tartışmalı olacağını” vurguluyor.

Kaynak:

https://u33157014.ct.sendgrid.net/