Birleşmiş Milletler verileri, plastik kirliliğinin korkunç boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi: Mavi balinalar her gün tam 43 kilogram mikroplastik yutuyor. Bu felakete çözüm olabilecek yosun ve bambu gibi doğal alternatifler ise adaletsiz vergi politikaları, yasal boşluklar ve fosil yakıt lobisinin baskısı nedeniyle hak ettiği pazar payına ulaşamıyor.
BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) ve Dünya Okyanus Değerlendirmesi raporlarından derlenen çarpıcı veriler, plastik lobisinin küresel ticarette nasıl kayırıldığını ve yeşil alternatiflerin nasıl baltalandığını ortaya koydu. Okyanuslar plastik çorbasına dönerken, ambalaj sektörünü dönüştürebilecek doğa dostu alternatiflerin önü bizzat devletlerin uyguladığı vergi politikalarıyla kesiliyor.
Mavi balinalar her gün 43 kilogram plastik yutuyor!
Gezegenimizde üretilen plastiklerin yalnızca %10’u geri dönüştürülebiliyor. Geri kalan devasa kütle ise akarsular yoluyla okyanuslara ulaşıyor. Her yıl tam 52 milyon ton plastik atık denizlere karışıyor ve 4 binden fazla deniz canlısının hayatını cehenneme çeviriyor.
Durumun vehameti şu çarpıcı örnekle gözler önüne seriliyor: Dünyanın en büyük memelisi olan bir mavi balina, günde ortalama 10 milyon mikroplastik parçası (yaklaşık 43 kilogram) yutuyor. Bali’deki manta vatozları plastik çorbasına dönmüş denizlerde yüzmeye çalışırken, Kenya sahillerinde halk her hafta tonlarca atık topluyor.
Plastik kirliliğini durdurmanın yolu tek kullanımlık ürünleri bitirmek ve üretimi kısmaktan geçiyor. Ancak ekonomi dünyası tam tersi bir yöne hizmet ediyor. UNCTAD verilerine göre:
- Son 30 yılda geleneksel plastik ve kauçuk ürünlerinin gümrük vergileri %34’ten %7,2’ye düşürüldü.
- Plastik yerine ikame edilebilecek kağıt, bambu, doğal lifler ve deniz yosunu gibi çevre dostu alternatiflere uygulanan vergi oranı ise bu rakamın tam iki katı: %14,4.
Kısacası küresel ticaret sistemi, doğayı katleden fosil yakıt bazlı plastikleri ödüllendirirken; gezegeni iyileştirecek çözümleri cezalandırıyor.
Plastiğe karşı en etkili alternatif çözüm yine okyanusun kendisinde yetişiyor. Zanzibar’ın en büyük üçüncü ekonomik kaynağı haline gelen deniz yosunu, geleceğin ambalaj malzemesi olmaya aday. Gübre, tatlı su veya tarım arazisi gerektirmeden hızla büyüyen yosun, doğada sıfır atıkla tamamen yok olabiliyor.
Ancak yosun ticareti de çok farklı küresel düzenlemelere takılıyor. 2022’de üretilen 36 milyon tondan fazla deniz yosununun yalnızca 750 bin tonu uluslararası ticarete sunulabildi. Yasal boşluklar, gelişmekte olan kıyı ülkelerindeki küçük işletmelerin belini büküyor.
Plastiğin %98’i fosil yakıtlardan üretildiği için petrol fiyatındaki dalgalanmalar yeşil alternatiflerin önünü açabilir. Örneğin, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından, ambalajlarda sıkça kullanılan polietilen hammaddesinin fiyatı Avrupa pazarında %70 ila %80 oranında fırladı. Plastiğin pahalanması, yosun gibi yenilenebilir alternatifleri kaçınılmaz olarak daha rekabetçi hale getiriyor.
Son şans: Küresel Plastik Anlaşması
Uluslararası toplum, plastik üretimini sınırlandıracak küresel bir anlaşma üzerinde altı yıldır çalışıyor. Gözler, 13-24 Mart 2027 tarihleri arasında yapılacak bir sonraki kritik müzakere turuna çevrilmiş durumda.
Tüketicilerin baskısı, şirketlerin sürdürülebilirlik hedefleri ve politikacıların yeni kısıtlama kararları geleceğe dair umut ışığı yakmaya devam ediyor. Ancak net olan bir şey var: Gümrük vergileri dengelenmeden ve doğa dostu yatırımlar ödüllendirilmeden, mavi gezegen plastik esaretinden kurtulamayacak.
Kaynak:
https://news.us15.list-manage.com/track/click?u=372753f560ef60c400f1a4f3f&id=e66e1ac916&e=8b42edf312