Avrupa’nın en hızlı ısınan kıta haline gelmesiyle birlikte şehirlerin iklim krizine karşı dayanıklılığı da mercek altına alındı.
Yeni yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre Kuzey ve Doğu Avrupa başkentleri, artan iklim tehditlerine karşı en dayanıklı kentler arasında yer alırken; İspanya, Fransa ve Portekiz gibi Güney Avrupa ülkeleri ilk 10’a giremedi.
Avrupa genelinde 11 binden fazla kentsel alanı inceleyen COOLCITY Endeksi, şehirlerin sıcak hava dalgaları, kuraklık ve sel gibi iklim kaynaklı tehditlerle baş etme kapasitesini değerlendirdi.
Uydu görüntüleri, hava lazer taramaları ve yapay zekâ destekli analizlerle hazırlanan çalışma; geçirgen zemin yapısı, bitki örtüsünün durumu, biyolojik çeşitlilik, su kaynakları ve şehirlerin ısıyı dengeleme kapasitesi gibi kriterleri temel aldı.
Araştırmada İsveç’in başkenti Stockholm, 6,7 puanla Avrupa’nın iklim değişikliğine karşı en dayanıklı başkenti oldu. Geçen yıl listenin ilk sırasında yer alan Litvanya’nın başkenti Vilnius ikinci sıraya geriledi.
İlk 10’daki başkentler şöyle sıralandı:
- Stockholm, İsveç – 6,7
- Vilnius, Litvanya – 6,4
- Riga, Letonya – 6,3
- Tallinn, Estonya – 5,9
- Helsinki, Finlandiya – 5,8
- Zagreb, Hırvatistan – 5,8
- Bratislava, Slovakya – 5,7
- Varşova, Polonya – 5,7
- Berlin, Almanya – 5,6
- Prag, Çekya – 5,5
Avrupa hızla ısınıyor
Araştırma, Avrupa’nın iklim krizinden en sert etkilenen bölgelerden biri haline geldiğine işaret ediyor. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) verilerine göre geçen yıl kıtanın yüzde 95’inde ortalamanın üzerinde sıcaklıklar kaydedildi.
Avrupa Birliği yetkilileri, bu verilerin sera gazı emisyonlarının acilen ve kararlı adımlarla azaltılması gerektiğini, aynı zamanda şehirlerin iklim krizinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu vurguluyor.
Stockholm neden öne çıktı?
Araştırmaya göre Stockholm’ün başarısının arkasında güçlü yeşil altyapı ve doğayla bütünleşmiş kent planlaması yatıyor. Ormanlar ve doğal koruma alanlarıyla çevrili şehir, yağmur suyunu emebilen geçirgen toprak yapısıyla sel riskini azaltıyor.
Kent yönetiminin uzun yıllardır sürdürdüğü yeşil altyapı poltikaları da dikkat çekiyor.
2001 yılında ilk “ağaç sorumlusu”nun atanmasının ardından geliştirilen “Stockholm ağaç çukurları” adı verilen sistem sayesinde beton yüzeylerin altında orman benzeri bir ekosistem oluşturuld. Böylece hem ağaç kökleri besleniyor hem de yağmur suları doğal yollarla emiliyor.
Şehir ayrıca güçlü bitki örtüsü, geniş su yolları ve Baltık Denizi ile bağlantılı doğal yapısı sayesinde sıcaklık koşulları ve su yönetimi kategorilerinde de yüksek puan aldı.
Araştırma, iklim krizine karşı dayanıklı şehirlerin yalnızca teknolojiyle değil; doğayı koruyan, suyu yöneten ve yeşil alanları artıran uzun vadeli politikalarla mümkün olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Kaynak: