Temiz enerji yatırımları hızlanırken Avrupa merkezli şirketler, iklim kriziyle mücadelede küresel dönüşümün lokomotifi olmayı sürdürüyor. Rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve enerji depolama teknolojilerine öncülük eden şirketler, dünyanın enerji geleceğini de yeniden şekillendiriyor.
Küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 75’ten fazlası enerji sektöründen kaynaklanırken, fosil yakıtlardan uzaklaşma süreci artık yalnızca çevresel değil, ekonomik ve stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutabilmek için enerji sektörünün 2050 yılına kadar tamamen karbonsuz hale gelmesi gerektiğini vurguluyor. Bu dönüşümde Avrupa, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla dünyanın öncü bölgeleri arasında yer alıyor.
Sustainability Magazine, temiz enerji teknolojilerine yön veren ve küresel enerji dönüşümünü hızlandıran Avrupa’nın en etkili 10 yenilenebilir enerji şirketini listeledi.
İtalya’dan Danimarka’ya uzanan temiz enerji ağı
Listenin 10’uncu sırasında yer alan İtalya merkezli Nadara, biyokütle, rüzgâr, güneş enerjisi, enerji depolama ve atıktan enerji üretimi alanlarında faaliyet gösteriyor. Avrupa ve ABD’de 4,2 gigavatlık kurulu güce ulaşan şirketin geliştirme aşamasındaki projeleri ise 18 gigavatı buluyor.
Dokuzuncu sıradaki Fransa merkezli Voltalia, beş farklı yenilenebilir enerji teknolojisini aynı çatı altında geliştirirken, dünyanın en büyük entegre rüzgâr ve güneş enerjisi projelerinden biri olan Brezilya’daki Serra Branca kompleksini de işletiyor.
İskoçya merkezli ScottishPower Renewables, deniz üstü rüzgâr enerjisindeki yatırımlarıyla dikkat çekerken, İngiltere merkezli RES Group dünya genelinde yönettiği 41 gigavatlık yenilenebilir enerji varlığı ve yeşil hidrojen projeleriyle sektörün önemli oyuncuları arasında bulunuyor.
Sıfır karbon hedeflerine milyarlarca euroluk katkı
Altıncı sırada bulunan İspanya merkezli Acciona Energía, yalnızca yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren en büyük şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. 15,4 gigavatlık kurulu güce sahip şirket, bugüne kadar 14 milyon tondan fazla karbondioksit emisyonunun atmosfere salınmasını önledi.
Fransa’nın enerji devlerinden EDF Renewables ise rüzgâr ve güneş enerjisinin yanı sıra büyük ölçekli batarya depolama sistemleri ile yüzer deniz üstü rüzgâr teknolojilerine yaptığı yatırımlarla enerji dönüşümünün hızlanmasına katkı sağlıyor.
Rüzgâr enerjisinin küresel liderleri ilk dörtte
Dördüncü sırada yer alan Siemens Gamesa, bugün dünya genelinde kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesinin yaklaşık 130 gigavatını sağlayan türbinleriyle sektörün en büyük üreticileri arasında bulunuyor.
Üçüncü sıradaki Danimarka merkezli Vestas, onlarca yıllık deneyimiyle dünyanın en büyük rüzgâr türbini üreticisi olmayı sürdürüyor. Şirket, üretimin yanı sıra kurulum, bakım ve dijital enerji çözümleriyle de küresel pazarda önemli rol üstleniyor.
İkinci sırada bulunan Ørsted ise enerji sektöründeki en dikkat çekici dönüşüm hikâyelerinden birine sahip. Bir zamanlar Avrupa’nın kömüre en bağımlı şirketlerinden biri olan Ørsted, fosil yakıtlardan tamamen çıkarak Çin hariç, dünyanın en büyük deniz üstü rüzgâr enerjisi geliştiricisi konumuna ulaştı. Şirket, 2030 yılına kadar deniz üstü rüzgâr kapasitesini iki katına çıkarmayı hedefliyor.
Zirvede Enel Green Power var
Listenin ilk sırasında İtalya merkezli Enel Green Power yer alıyor.
1.300’den fazla yenilenebilir enerji tesisini işleten şirket, yaklaşık 66,4 gigavatlık kurulu kapasitesiyle dünyanın en büyük temiz enerji üreticileri arasında gösteriliyor.
Rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklardan yılda 148 teravatsaatten fazla elektrik üreten Enel Green Power, yalnızca 2025-2027 döneminde yenilenebilir enerji projelerine 12 milyar euro yatırım yapmayı planlıyor.
Temiz enerji yatırımları geleceği de şekillendiriyor
Yenilenebilir enerji sektörüne öncülük eden bu şirketler, elektrik üretiminin ötesinde küresel iklim hedeflerine ulaşılması, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması açısından da kritik rol üstleniyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda rüzgâr, güneş ve enerji depolama teknolojilerine yapılacak yatırımların hız kazanmasıyla birlikte Avrupa merkezli şirketlerin küresel enerji dönüşümündeki etkisinin daha da artması bekleniyor.
Kaynak:
https://email.sustainabilitymag.com/c/113Vy1jQXsvIsdicKznCaZL4hJB