Son dönemin en güçlü gıda trendlerinden biri açık ara protein. Sosyal medya fenomenlerinden gıda şirketlerine, hükümetlerden diyetisyenlere kadar herkes daha fazla protein tüketmemiz gerektiğini söylüyor.
ABD’nin yeni güncellenen beslenme rehberi de bu koroya katıldı. Rehber; “protein, süt ürünleri ve sağlıklı yağlar” vurgusu yaparak Amerikalıların, National Academies’ Institute of Medicine tarafından önerilen günlük protein miktarının neredeyse iki katına kadar tüketim yapabileceğini belirtiyor.
Bazı bireylerin daha fazla proteine ihtiyaç duyduğu doğru. Ancak toplum genelinde önerilen seviyenin artırılması uzmanlar arasında tartışma yaratıyor. Kesin olan bir şey var: Proteini nereden aldığımız, ne kadar aldığımız kadar önemli.
Protein tercihinin iklim bedeli
Protein denildiğinde akla ilk gelen kaynak çoğu zaman kırmızı et. Oysa özellikle sığır ve kuzu eti, çevresel etkisi en ağır protein kaynakları arasında yer alıyor.
Geviş getiren hayvanlar;
· Yoğun arazi kullanımına,
· Yüksek su ve yem tüketimine,
· Ormanların mera alanına dönüştürülmesine yol açabiliyor.
Ayrıca bu hayvanların sindirim sistemi, gezegeni ısıtan metan gazını yoğun biçimde atmosfere salmalarına yol açıyor.
Veriler durumu net biçimde ortaya koyuyor:
- 1 kilogram sığır proteini üretmek, nohut, fasulye ya da mercimekten elde edilen aynı miktardaki proteine göre 20 kat daha fazla arazi gerektiriyor ve 20 kat daha fazla sera gazı salımı yaratıyor.
- Tavuk ve domuz eti, protein başına sığır etine göre yaklaşık %85 daha emisyon üretiyor. Ancak bu geçişin hayvan refahı açısından farklı tartışmaları beraberinde getirdiği de unutulmamalı.
- İnek sütü ise bezelye sütü ve soya sütü gibi bitki bazlı alternatiflere göre yaklaşık 3 kat daha fazla karbon ayak izi bırakıyor.
Beslenme bireysel bir tercih. Ancak protein açısından zengin bir diyet ile iklim dostu bir beslenme biçimi arasında seçim yapmak zorunda değiliz.
Fasulye, mercimek, soya ürünleri, kuruyemişler ve tohumlar gibi bitki ağırlıklı seçenekler;
- Yüksek kaliteli protein sunuyor,
- Lif ve demir gibi önemli besin öğelerini içeriyor,
- Çoğu zaman kırmızı etten daha ekonomik oluyor.
Bugün raflarda sayısız bitki bazlı alternatif varken, daha az kaynak tüketen proteinleri tercih etmek hem bireysel sağlığımız hem de gezegen için güçlü ve etkili bir adım olabilir.
Protein arayışındaysak, belki de cevabı tabağımızdaki bitkilerde aramamız gerekiyor.
Kaynak: