LOOPLIFE, SENSESCAPING, WORTHWISE ve HUMANIFESTO adlarıyla bilinen dört trend 2025’te iş dünyasını yeniden şekillendirecek ve harekete geçirecek stratejiler olarak dikkat çekiyor. 1.LOOPLIFE Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir yaşam tarzlarını benimseyen, yeniden kullanım ve geri dönüşüm temelli bir iş modeli. Kaynakların verimli kullanımı ve atıkların azaltılmasına odaklanıyor. BINIT şirketi bu akıma örnek olarak verilebilir: Finlandiya merkezli iklim teknolojisi
LOOPLIFE, SENSESCAPING, WORTHWISE ve HUMANIFESTO adlarıyla bilinen dört trend 2025’te iş dünyasını yeniden şekillendirecek ve harekete geçirecek stratejiler olarak dikkat çekiyor.
1.LOOPLIFE
Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir yaşam tarzlarını benimseyen, yeniden kullanım ve geri dönüşüm temelli bir iş modeli. Kaynakların verimli kullanımı ve atıkların azaltılmasına odaklanıyor.
BINIT şirketi bu akıma örnek olarak verilebilir: Finlandiya merkezli iklim teknolojisi şirketi, evlerde geri dönüşüm verimliliğini artırmayı hedefleyen Binit Waste Tracker adlı bir cihaz geliştirdi.
Mutfakta kullanılan bu cihaz, yerleşik kameralar ve sensörlerle atıkları tarayarak ve yapay zeka yardımıyla analiz ederek, bir uygulama üzerinden kullanıcıya geri bildirim sağlıyor. yüzde 98 doğruluk oranıyla çalışan cihaz, kullanıcıların haftalık çöp skorlarını görmelerine yardımcı oluyor.
ABD ve Avrupa’da hayata geçirilecek pilot uygulamaların ardından, 2024’ün son çeyreğinde yaklaşık 199 ABD doları fiyatla piyasaya sürüldü.
2. SENSESCAPING:
Çoklu duyusal deneyimler yaratarak müşterilerin daha güçlü duygusal bağlar kurmasını hedefleyen bir trend. Görsel, işitsel ve dokunsal unsurları birleştiren yenilikçi tasarımlarla öne çıkıyor.
Türk Havayollarının, ünlü sanatçı Refik Anadol ile yaptığı işbirliği bu trende örnek gösterilebilir: THY ve Refik Anadol işbirliği sayesinde, Haziran 2024 tarihinde Art Basel etkinliğinde Inner Portrait adlı benzersiz bir sanat projesi başlatıldı. Bu proje, teknoloji ve sanatın birleşiminden doğan dijital bir deneyimle, kimlik ve içsel ifadeyi keşfermeye odaklanıyor.
Refik Anadol, dört eserden oluşan seriyi yaratmak için daha önce hiç yurtdışına çıkmamış dört kişiyi yeni destinasyonlara gönderdi. Katılımcıların duygusal verileri, kalp atış hızı, deri iletkenliği ve EEG çıktıları sensörlerle toplandı. Bu ham veriler, katılımcıların seyahate verdikleri duygusal yanıtları yansıtan dijital sanata dönüştürüldü.
Seyahat ile nöral aktivite arasındaki bağlantıyı göstermeyi amaçlayan bu çalışmayla, etkileyici deneyimler sanal ortamda görsel sanata aktarıldı. Türk Hava Yolları, portrelerle ilgili çalışmayı 2024’ün 4. çeyreğinde 30 dakikalık bir belgesel olarak yayınlamaya başladı.
3. WORTHWISE:
Değer odaklı tüketimi ve yatırımı temsil ediyor. Tüketiciler, etik ve sürdürülebilirliği temel alan ürün ve hizmetlere öncelik veriyor. Şirketler, anlamlı katkılar sağlayarak fark yaratıyor.
Haziran 2024’te IKEA, Roblox’ta The Co-Worker Game adlı bir oyun başlattı. Oyunculara sanal bir IKEA evreninde çalışma deneyimi sunan bu oyun, Birleşik Krallık ve İrlanda’da yaşayan 18 yaş ve üzeri kişilerin 10 sanal işe başvurup saatte 13,15 GBP kazanma şansı elde etmelerini sağladı.
Roblox topluluğuna etkileşimli deneyimler ve özel IKEA içerikleri sunan bu girişim, IKEA’nın Careers Done Different kampanyasının bir parçası ve yeni nesil iş arkadaşlarına hitap ediyor.
4. HUMANIFESTO:
İnsan odaklı bir yaklaşımla iş dünyasında empati, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi değerleri ön plana çıkarıyor. Şirketlerin, çalışanlar ve toplum için pozitif etkiler yaratmayı misyon edinmesi gerektiğini savunuyor.
Londra merkezli moda markası MIISTA 2024 temmuz ayında New York’taki mağazasının bir kısmını geçici olarak ofis temalı bir ‘’öfke odasına’’ dönüştürdü. Şehirde bulunan terkedilmiş malzemelerle dekore edilen alanda öfkelerini fiziksel olarak ifade etmeleri için davet edilen katılımcılar, her şeyi kırıp parçalayarak streslerini atma fırsatı buldu. Bu konsept, daha sonra ziyaretçilerin kişisel ya da politik kaygılarını Post-It notlarına yazıp, duvarda sergileyebilecekleri bir “topluluk öfke duvarı”na dönüştü.
Katılımcılara duygularını ifade etme fırsatı sunan ve toplumsal baskılar hakkında düşüncelerini aktarmaya alan açan bu girişim, paylaşılan bir deneyim ve kolektif bir duygu oluşmasına yol açtı.
Bu trendleri anlamak ve uygulamak, 2025’te rekabet avantajı elde etmenin anahtarlarından biri olabilir.
Kaynak:
















