Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
ILO: Uzun çalışma saatleri ve mobbing erken ölümlere yol açıyor

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni raporu, modern çalışma hayatının giderek daha görünmez ama ölümcül bir bedel ürettiğini ortaya koyuyor. Uzun çalışma saatleri, iş güvencesizliği, işyerinde baskı, zorbalık ve taciz gibi faktörlerle bağlantılı sağlık sorunları nedeniyle her yıl 840 binden fazla insan hayatını kaybediyor.

Rakam yalnızca bir istatistik değil; iş yaşamının nasıl kurgulandığına dair derin bir yapısal soruna işaret ediyor. Rapora göre, işin niteliğinden yönetim biçimlerine, performans baskısından ödüllendirme sistemlerine kadar pek çok unsur, çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını doğrudan etkiliyor. Bu etkiler ise özellikle kalp-damar hastalıkları, ruh sağlığı bozuklukları ve intihar vakalarında artış olarak kendini gösteriyor.

“Psikososyal çalışma ortamı: Küresel gelişmeler ve eylem yolları” başlıklı çalışma, işyerindeki riskleri üç temel eksende değerlendiriyor: işin içeriği ve yükü, işin nasıl organize edildiği ve yönetildiği ve işyerindeki genel politikalar. Özellikle şiddet ve tacizi önlemeye yönelik mekanizmaların yetersizliği, riski daha da artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.

Araştırma sonucu ortaya çıkan tahmini 800 binden fazla ölüm; iş stresi, emek-ödül dengesizliği, iş güvencesizliği, uzun çalışma saatleri, zorbalık ve taciz gibi faktörlerin küresel yaygınlığı ile sağlık verilerinin birleştirilmesi analizine dayanıyor. Bilimsel çalışmalar, bu risklerin ciddi sağlık sorunları olasılığını artırdığını gösteriyor. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Küresel Hastalık Yükü araştırmasının verileri, bu risklerin ciddi ve ölçülebilir sonuçlara yol açtığını doğruluyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), bu risklerin yeni olmadığını ancak çalışma hayatındaki dönüşümle birlikte daha karmaşık ve yaygın hale geldiğini vurguluyor. Dijitalleşme, yapay zekâ, uzaktan çalışma ve esnek istihdam modelleri, doğru yönetilmediğinde mevcut baskıları artırabiliyor ya da yeni stres alanları yaratabiliyor.

ILO’da İş Sağlığı ve Güvenliği Politikaları ve Sistemleri ekip lideri Manal Azzi, psikososyal risklerin artık iş sağlığı ve güvenliği alanının en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor. Azzi’ye göre, sağlıklı bir çalışma ortamı yalnızca bireysel refah için değil, aynı zamanda üretkenlik, kurumsal performans ve ekonomik sürdürülebilirlik için de temel bir gereklilik.

Raporun en önemli vurgularından biri, bu ölümlerin ve hastalıkların büyük ölçüde önlenebilir olduğudu

Psikososyal risklerin iş güvenliği sistemlerine entegre edilmesi, etkili yönetim mekanizmalarının kurulması ve hükümetler, işverenler ile çalışanlar arasında güçlü bir sosyal diyalog geliştirilmesi, çözümün temel bileşenleri olarak öne çıkıyor.

Bu yaklaşımın benimsenmesi halinde, yalnızca çalışanların sağlığı korunmakla kalmayacak; aynı zamanda kurumların verimliliği ve ülkelerin ekonomik dayanıklılığı da güçlenecek.

Küresel tablonun çarpıcı verileri ise şöyle;

  • Psikososyal riskler her yıl yaklaşık 45 milyon sağlıklı yaşam yılınınkaybına yol açıyor 
  • Bu risklere bağlı kalp-damar hastalıkları ve ruhsal bozukluklar nedeniyle küresel ekonominin yüzde 1,37’si kaybediliyor 
  • Çalışanların yüzde 35’i haftada 48 saatten fazla çalışıyor (uzun çalışma saatleri kritik bir risk faktörü) 
  • Dünya genelinde çalışanların yüzde 23’ü, iş yaşamları boyunca en az bir kez şiddet veya tacize maruz kalıyor

ILO’nun raporu, iş hayatının yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı olmadığını; aynı zamanda insan sağlığını doğrudan şekillendiren güçlü bir sosyal belirleyici olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. 

Kaynak:

https://news.us15.list-manage.com/track/click?u=372753f560ef60c400f1a4f3f&id=07249eb8a9&e=8b42edf312