Global Compact Türkiye’nin yayımladığı 2025 İlerleme Bildirimi (Communication on Progress-CoP) Analizi, Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirliği kurumsal yönetimin temel unsurlarından biri olarak benimsediğini ortaya koyarken, uygulamaların değer zincirine yaygınlaştırılması ve performansın daha etkin ölçülmesi gerektiğine işaret etti.
153 ülkeden 11 bin 435 şirketin verilerinin değerlendirildiği analizde, Türkiye’den 167 büyük ölçekli şirket ve 83 KOBİ olmak üzere toplam 250 şirketin sonuçları incelendi. Çalışmada Türkiye’nin performansı, küresel ve Avrupa ortalamalarının yanı sıra şirket ölçekleri bazında karşılaştırıldı.
UN Global Compact’in 2023 yılında güncellediği İlerleme Bildirimi soru setine dayanan analiz; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ile yolsuzlukla mücadele başlıklarında şirketlerin yalnızca politika ve taahhütlerini değil, bunların kurumsal uygulamalara ne ölçüde yansıdığını da değerlendirdi.
Rapora göre, Türkiye’de sürdürülebilirlik gönüllü bir sosyal sorumluluk yaklaşımından çıkarak risk yönetimi, kurumsal dayanıklılık ve uzun vadeli değer yaratmanın önemli bileşenlerinden biri haline geliyor. Bununla birlikte, politika düzeyindeki ilerlemenin operasyonel süreçlere ve tedarik zincirine aynı ölçüde yansımadığı belirtiliyor. Özellikle KOBİ’lerin finansmana erişim, veri yönetimi ve nitelikli insan kaynağı konularında desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Küresel ortalamanın üzerinde kalan göstergeler
Raporda, sürdürülebilir kalkınma taahhüdü ve yolsuzluğa sıfır tolerans gibi göstergelerde Türkiye’nin küresel ortalamaların üzerinde performans sergilediği belirtiliyor.
Şirketlerin yüzde 69’u sürdürülebilir kalkınmayı kurumsal taahhütleri arasına dahil ederken, yolsuzluğa sıfır tolerans politikası uygulayanların oranı yüzde 58 olarak ölçüldü.
Kritik iş ortaklarının haritalandırılma oranının yüzde 78-81 aralığında olması en dikkat çekici göstergelerden biri oldu. Bununla birlikte, yönetim kurullarında bağımsız üye oranının yüzde 28 seviyesinde kaldığı ve üst yönetimde kadın temsilinin sınırlı olduğu görülüyor.
İnsan hakları ve çalışma standartları alanında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yaygınlığı yüzde 94’e, ayrımcılıkla mücadele uygulamalarının oranı ise yüzde 85’e ulaştı. Raporda, cinsiyetler arası ücret farkının yüzde 17 ile küresel ortalamaya göre daha düşük olduğu belirtilirken, değer zincirinde insan hakları uygulamalarının kapsamının genişletilmesi ve paydaş katılımının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Çevresel performansta ise enerji ve atık yönetimi politikalarının uygulanma oranı yüzde 84 ile küresel ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Kapsam 3 emisyonlarını ölçen şirketlerin oranı yüzde 68’e, yenilenebilir enerji yatırımı yapanların oranı ise yüzde 59’a yükseldi.
Bununla birlikte, net sıfır hedeflerinin yaygınlaştırılması, Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (SBTi) ile uyumlu taahhütlerin artırılması ve biyoçeşitlilik risklerinin kurumsal süreçlere daha kapsamlı biçimde entegre edilmesi gerektiği ifade edildi.
Uyum mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor
Yolsuzlukla mücadele başlığı kapsamında şirketlerin yüzde 49’unun uyum programlarını kamuoyu ile paylaştığı, yüzde 74’ünün çalışanlarına bu alanda eğitim verdiği kaydedildi. Analiz, özellikle KOBİ’lerde uyum kapasitesinin geliştirilmesi, bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik performansının düzenli olarak izlenmesinin öncelikli alanlar arasında yer aldığını ortaya koyuyor.
Global Compact Türkiye’nin 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, iş dünyasının sürdürülebilirlik alanında önemli bir aşama kaydettiğini gösteriyor. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde kurumsal taahhütlerin operasyonel süreçlere, değer zincirine ve ölçülebilir performans göstergelerine daha güçlü biçimde yansıtılması gerektiğine işaret ediyor.
Kaynak: