Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Şahin, 2050 yılından itibaren Türkiye genelinde sıcak ve kurak bozkır ikliminin yaygınlaşacağını öngörüyor. Bu bağlamda, su kaynakları ve içme suyu kalitesine yönelik ciddi risklere dikkat çekiyor.
İklim değişikliği ve kuraklık üzerine çalışan, Almanya’daki Justus Liebig Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde konuk araştırmacı olan Şahin, Yükseköğretim Kurulunca desteklenen ‘’Uluslararası Araştırmacı Programları’’ kapsamında yürüttüğü bilimsel çalışmada 9 ay boyunca Türkiye ile Avrupa-Akdeniz bölgesinde iklim değişikliğinin etkilerini inceledi.
Araştırma, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası ile Kuzey Afrika ve Avrupa’nın kuzeyini kapsayan geniş bir alanda yürütüldü.
Çalışmanın sonuçlarına göre, 20250’den itibaren Türkiye’nin büyük bölümünde Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına (Sıcaklık ve yağış verilerine dayanarak yeryüzünü beş ana iklim grubuna ayıran, bitki örtüsüyle ilişkili iklim sınıflandırma sistemi) göre sıcak ve kurak bozkır ikliminin hakim olması öngörülüyor.
Şahin yaptığı açıklamada; Türkiye’nin iklim değişikliğinin etkilerini en hızlı hisseden bölgeler arasında yer aldığını söyledi.
Çalışmanın karar alıcılar ve yerel yönetimler için yol gösterici olduğunu belirten Şahin, iklim değişikliğine uyum ve etkilerinin azaltılmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çölleşme riski artıyor
İklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal sonuçları da olduğuna dikkat çeken Şahin, iklim üzerindeki etkilerin azaltılması için yoğun ve plansız şehirleşmeden kaçınılması, ormanların korunması ve artırılmasına yönelik kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
2100 yılına kadar farklı senaryoların incelendiğini dile getiren Şahin, “Orta seviye senaryoya göre bile Türkiye’nin karasal iç kesimleri ile Avrupa’nın özellikle güneyi ve güneybatısındaki alanlar kuraklaşacak ve bozkır iklimine dönüşecek. Bu durum, su kaynakları ve su kalitesi için büyük bir tehlike. Tarım için gerekli suyu bir kenara bırakırsak, özellikle 2050 yılından sonra içmek için bile kaliteli su bulma şansımız azalacak.” diye konuştu.
Bu durumun özellikle su kaynakları açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Şahin, tarımsal üretimin yanı sıra içme suyu temininin de risk altına gireceğini ifade etti.
En kötü senaryoya göre Akdeniz Havzası’nda sıcaklıkların 6-7 derece artabileceğine dikkati çeken Şahin, yıllık yağış miktarında da ortalama 100 milimetre azalma beklendiğini kaydetti.
Şahin, yaz mevsiminin etkisinin uzadığını belirterek, geçmişte 3 ay hissedilen yaz sıcaklarının son dönemde 4-5 aya kadar çıktığını ifade etti.
İklim değişikliği sürecinde Avrupa’nın yalnızca kuzey kesimlerinin mevcut iklim koşullarını büyük ölçüde koruyabileceğini belirten Şahin, güney ve iç bölgelerde kuraklık baskısının artacağını belirtti.