Röportaj: Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer

0

Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Sayın Betül Selcen Özer ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

SosyalUp: Sayın Betül Selcen Özer, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Betül Selcen Özer: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nün 1998 yılı mezunlarındanım. Mezun olduktan sonra yüksek lisans derecemi Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Ekonomik ve Sosyal Demografi Ana Bilim Dalı’ndan aldım. 2000 yılından itibaren aktif olarak Sivil Toplumun içindeyim.

S: Tohum Otizm Vakfı’nın kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Vakfın faaliyetlerinden söz edebilir misiniz?

B.S.Ö: Tohum Otizm Vakfı, 2003 yılında otizmli çocukları erken tanı ve eğitimle topluma kazandırmak, otizmli çocuklar ve ailelerinin eğitim ve sağlık hizmetlerinden eşit şart ve fırsatlarla yararlanabilmelerini sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Vakfımızın bizden önce kurulan otizm ile ilgili vakıf ve derneklerden farkı ise sadece örnek bir model okul kurmakla kalmayıp, devletimizin otizmli çocuklara ve ailelerine verdiği sağlık ve eğitim hizmetlerine yurt çapında destek olmak gibi daha kapsamlı amaç ve hedeflerle kurulmuş olmasıdır. Biz kâr amacı olmayan, kamu yararına kurulmuş olan bir eğitim ve sağlık vakfıyız. Çalışmalarımızı hem ulusal hem de uluslararası çapta sürdürüyoruz. Kaynak yaratma çalışmalarımızda elde ettiğimiz tüm gelirleri ise vakfın amacına yönelik faaliyetler için kullanıyoruz.

Çalışmalarımızı; bilimsellik, önderlik ve öncülük, paylaşımcılık, kurumlar arası iletişim ve iş birliği, kaynaklarda verimlilik ve etkililik, güvenirlik, şeffaflık ve insana ve çocuğa değer vermek ve en iyi hizmet haklarını gözetmek ilkeleri doğrultusunda 2003 yılından beri kesintisiz sürdürüyoruz.

Tohum Otizm Vakfı olarak; Türkiye’deki otizmli bireylerin eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere katılımlarının sağlanması amacıyla birçok ilke imza attık. Ülke çapında projeler, farkındalık kampanyaları, savunu faaliyetleri yürüttük. Vakfımızın yürüttüğü çalışmalarla 15 yılda toplam 248 bin 505 otizmli çocuk ve ailenin hayatında fark yaratmış olduk.

S: Tohum Otizm Vakfı’nın son dönem projelerinden söz edebilir misiniz?

B.S.Ö: Bu dönem Eğitime Uzanan Yol Projemiz ile ilgili oldukça yoğun bir süreçteyiz. “Eğitime Uzanan Yol” Projesi ile özel eğitim uygulama merkezleri, özel eğitim sınıfları ve kaynaştırmada öğrenim gören otizmli çocukların nitelikli özel eğitim hizmetlerine kavuşmalarını hedefliyoruz. Gerçekleştirilecek uygulamalı eğitimlerle öğretmenlerin otizm konusunda bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanacak. Bu anlamda öncelikle TANAP boru hattı güzergâhında bulunan 11 ilden seçilen 33 formatör, 990 öğretmen ve 1.100 aileye, sonrasında ise bölge halkına yönelik geniş kapsamlı otizm farkındalık seminerleri düzenlenecek. Proje otizm alanında çalışan uzmanlara yol gösterici olurken, otizmli çocuk ve aileleri nihai faydalanıcı olacak.

S: Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu’ndan bahseder misiniz?

B.S.Ö: 2006 yılında kurulan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu’nda otizmli çocuklara erken çocukluk, okul öncesi ve okul eğitimi ile destek eğitim hizmetleri sunulmaktadır. Değerlendirme hizmetleri, eğitimci yetiştirme programları, kütüphane hizmetleri sunulmakta; bilimsel çalışmalar, yaygınlaştırma çalışmaları yapılmakta olan Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu, PCDI’ın bir yaygınlaştırma koludur ve bu kurumun ‘know-how’ ı ile eğitim vermektedir.

Türkiye’de örnek model okul olarak faaliyetlerini sürdüren Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu’nda bugüne kadar, 843 çocuk burs desteği ile olmak üzere 1.780 çocuk eğitim almıştır.

S: Türkiye’de otizm spektrum bozukluğu ile ilgili farkındalığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğitim, istihdam gibi konulardaki ihtiyaçlar yeterince karşılanabiliyor mu?

B.S.Ö: Otizmin bilinirliliği ile ilgili GfK Türkiye’nin destekleri ile 2015 yılında ilkini gerçekleştirdiğimiz Türkiye’deki Bireylerin Otizm Algısı ve Bilgi Düzeyi Araştırması 2017’de yenilendi. İlk araştırmada katılımcıların %29’u otizmi duyduğunu belirtirken, ikinci araştırmada bu oran %58’e yükseldi. Ancak otizmi duyduğu belirtenlerin %82’si otizmin belirtilerini bilmiyor. Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artıyor. 1985 yılında her 2.500 çocuktan birine konan otizm tanısı, günümüzde doğan her 68 çocuktan 1’i için konulmakta. Ancak araştırma sonuçları bize gösterdi ki ülkemizde hala otizmin ne olduğu, belirtileri ve tedavisi tam anlamı ile bilinmiyor. GfK Türkiye’ye ülkemizde otizmin bilinirliği konusunda bize çok önemli veriler sağlayan araştırması için çok teşekkür ediyoruz. Bu araştırmanın sonuçları bir kez daha gösterdi ki otizm farkındalığı konusunda daha çok çalışmalıyız.

Otizm konusunda farkındalığı artırmak için her türlü desteğe çok ihtiyacımız var. Bireyler bu alanda çalışan dernek ve vakıflara gönüllü olarak destek verebilirler, otizm alanında yürütülen kampanya ve çalışmaların yaygınlaştırılması ve farkındalığın arttırılması için destek olabilirler. Her türlü destek otizmli çocuklarımızın umut ettiğimiz gelecekleri için çok önemli bir adım olacaktır. Erken tanı ve eğitimin otizmin tek çaresi olduğunu her platformda dile getirmeliyiz. Buradan herkesi otizm farkındalığı konusunda sesimiz olmaya ve otizmli bireylerin ve ailelerinin yanında olmaya çağırıyorum.

Önemle belirtmek isterim ki; Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisi, erken tanı ile yoğun, sürekli özel eğitimdir.

Dolayısıyla bizim için burada en önemli nokta olabildiğince erken dönemde (18 ay civarı) tanı koyabilmek ve haftada en az 30 saati bulan yoğun bir eğitim almalarını sağlamak. Özellikle 3 ile 5 yaş arasında bu yoğun eğitim çok kıymetli. Vakfımızın da kuruluş amacı, erken tanı ve eğitimle çocukları topluma, eğitim hayatına, sosyal hayata kazandırmak ve ekonomiye yük olmaktan çıkıp katkıda bulunacak bağımsız bireyler haline getirebilmek.

Ülkemizde özel gereksinimli öğrenciler için temel olarak iki eğitim ortamı söz konusudur. Bunlar, kaynaştırma eğitiminin uygulandığı genel eğitim okulları ve ayrıştırılmış eğitimin uygulandığı özel eğitim okullarıdır. Ayrıştırılmış okullar; otizmden orta ve ağır düzeyde etkilenmiş, hiç eğitim almamış, öz bakım dâhil; yaşına uygun davranışları kazandıran, istenmeyen davranışlarla başa çıkmanın sosyalleşmenin öğrenildiği kurumlardır. Ayrıştırılmış eğitim bir başka deyim ile yetersizlikten etkilenme derecesine de bağlı olarak genel eğitimden gereken düzeyde yarar sağlayamayacağı düşünülen çocukların devam ettikleri kurumlardır. Örgün eğitim sisteminin müfredatını takip edebilecek seviyede olan otizmli çocuklar ise, genel eğitim okullarında yarı zamanlı ya da tam zamanlı olarak normal gelişim gösteren akranlarıyla eğitim almaya devam edebilmektedir. Yarı zamanlı kaynaştırma eğitiminde çocuğun çoğunlukla akademik olmayan derslerde ya da bazı müfredat dışı etkinliklerde (örneğin; yemek sırasında, törenlerde) akranlarıyla bir arada eğitim alması akademik derslerde ise özel eğitim sınıfında gereksinimlerine uygun biçimde eğitim alması tasarlanır. Tam zamanlı kaynaştırma uygulamasında ise, özel gereksinimli öğrenci okulda bulunduğu tüm zamanlarda normal gelişim gösteren akranlarının devam ettiği sınıfa devam etmektedir. Kaynaştırma eğitimine devam edebilen çocukların ayrıca destek olarak otizmleri ile ilgili eğitim alabilmeleri için destek eğitim sistemi vardır. Burada esas çocukların okula gidebilmeleri ve okul sonrası destek eğitim alabilmeleridir.

Sistem böyle kurulmuş olmasına rağmen; bugün hala otizmli çocuklarımızın birçoğu ülkemizde okula gidememekte okullara kabul edilmemektedir. Çoğunun alabildiği tek eğitim destek eğitimdir. Destek eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Rehabilitasyon Merkezleri’nde ayda 12 saat olarak verilmektedir. Otizmli bir çocuğun haftada en az 30 saat eğitim alması gerektiği düşünüldüğünde bu destek çok azdır. Ülkemizde ise toplam okullaşabilen ve eğitime erişebilen otizmli çocuk sayısı sadece 30.050’dir. Oysa 0-18 yaş grubunda 352.000 otizmli çocuk ve gencimiz olduğunu düşünürsek bu sayılar çok yetersizdir.

Dünyada ve ülkemizdeki çalışmalar göstermektedir ki erken tanı ve yoğun özel eğitim alan otizmli çocuklarımız, yetişkin olduklarında da bu eğitim sayesinde kendi yetenek ve kapasitelerine uygun iş imkânlarına ulaşabilmekte; bağımsız ya da yarı bağımlı şekilde hayatlarını sürdürebilmektedirler. Mesleki İş Koçları ile otizmli bireylere iş ortamında gereken destek mekanizması kurulduğunda, iş hayatına katılabilmekte, verimli ve başarılı birer birey olarak ekonomiye katkıda bulunmaktadırlar. Ülkemizde ki bu alanda yapılan başarılı iyi uygulama örneklerinin devlet politikası haline getirilmesi ve ülke çapında yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Otizmli çocukların nitelikli eğitime erişimlerinin sağlanması ve yeterlilikleri ile kapasitelerinin artırılması, istihdam edilebilecekleri iş alanlarını çoğaltabilmektir.

S: Sivil toplum kuruluşları ve kurumlar otizmle ilgili ne gibi çalışmalar yapıyor, neler yapılmalı?

B.S.Ö: Bu dönem Otizm Eylem Planı devlet tarafındaki en güçlü konumuz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı önderliğinde sivil toplum kuruluşlarının katkıları ile hazırlanan Otizm Eylem Planı, otizm tanısı konulmuş bireyler ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamak, yaşam kalitelerini arttırmak ve destek vermek amacıyla 6 bölüm ve toplam 26 karardan oluşuyor.

Plan kapsamında farkındalık çalışmaları ve kurumlar arası iş birliğinden, Otizmli çocuklar için erken tanı, tedavi ve müdahale zinciri kurulmasına, ailelere yönelik hizmetlerin geliştirilmesinden, otizmli bireylere yönelik eğitsel değerlendirme, özel eğitim, destek eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin geliştirilmesine, istihdam süreçleri ve çalışma hayatına katılımlarından, sosyal hizmet, sosyal yardım ve toplumsal yaşama katılımları konusunda birçok alanda çok önemli adımlar atılacak.

Burada sivil toplum kuruluşlarına düşen en önemli rol ise bunun izlemesini ve takibini yaparak, Otizm Eylem Planı’nda yer alan ve hayata geçmesi ile birlikte otizmli çocuklarımız ve ailelerinin hayatını değiştirecek olan bu adımların atılmasını sağlamak.

“SosyalUp.net’teki her içerik kişi ve kurumlara ilham veriyor”

S: Eklemek istediğiniz başka konular varsa memnuniyetle okurlarımıza aktarmak isteriz.

B.S.Ö: Sosyal girişimcilik adına örneklerin son dönemde arttığını mutlulukla görüyoruz. SosyalUp.net gibi kıymetli bir oluşumla sosyal girişimciliğe dair gelişmeleri, örnek hikayeleri bulabilmek muazzam. SosyalUp.net’teki her içerik kişilere- kurumlara ilham veren, onları cesaretlendiren nitelikte, harika bir platform. İyilik yaydığınız için teşekkürler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.