Küresel Riskler Raporu 2025, dünya genelinde artan sorunların derinleştiğini ve çözüm bulmanın giderek daha da zorlaştığını ortaya koyuyor ve ‘’çevresel riskleri’’ dünyanın geleceği için en önemli tehdit olarak değerlendiriyor. Küresel Risk Algı Anketi’nden elde edilen bulgulara dayanan ve 900’den fazla uzmanın katılımıyla hazırlanan rapor, mevcut krizleri ve geleceğe yönelik riskleri kapsamlı bir şekilde analiz ediyor.
Küresel Riskler Raporu 2025, dünya genelinde artan sorunların derinleştiğini ve çözüm bulmanın giderek daha da zorlaştığını ortaya koyuyor ve ‘’çevresel riskleri’’ dünyanın geleceği için en önemli tehdit olarak değerlendiriyor.
Küresel Risk Algı Anketi’nden elde edilen bulgulara dayanan ve 900’den fazla uzmanın katılımıyla hazırlanan rapor, mevcut krizleri ve geleceğe yönelik riskleri kapsamlı bir şekilde analiz ediyor. Kriz yönetimi ve uzun vadeli stratejilerinde karar alıcılara rehberlik etmeyi amaçlıyor.
Rapora göre, son bir yıl içinde artan silahlı çatışmalar, iklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olayları ve toplumda gerçekleşen kutuplaşmalar gibi durumlar dünya genelinde parçalanmış bir görünüm sergiliyor. Küresel ölçekte geleceğe dair iyimserliğin sınırlı kaldığı ve dünyanın Soğuk Savaş’tan bu yana en bölünmüş dönemlerinden birini yaşadığı vurgulanıyor.
2025 yılına odaklanan riskler arasında jeopolitik gerilimler ve silahlı çatışmalar öne çıkıyor.
Jeoekonomik gerilimler de artan bir tehdit olarak dikkat çekiyor. Küresel ticaret ilişkilerinin geleceği belirsizliğini korurken, siber casusluk ve savaş riskleri kısa vadede öncelikli tehditler arasında bulunuyor.
Rapora göre, önümüzdeki 10 yıllık süreçte çevresel riskler endişe verici bir tablo sergiliyor ve 33 risk arasında en kaygı verici kategori olarak öne çıkıyor.
10 yıllık projeksiyonda çevresel risklerin listedeki sıralamasında ciddi bir ilerleme görülüyor. Aşırı hava olayları birinci sıraya yükselirken, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistemin çöküşü ikinci, dünya sistemlerindeki kritik değişim üçüncü ve doğal kaynaklara erişim sıkıntısı dördüncü sırada yer alıyor.
Rapor, çevresel risklerin artık sadece uzun vadeli bir tehdit değil, hızla önlem alınması gereken acil bir durum olduğuna dikkat çekiyor.
Bu kapsamda hükümetler, özel sektör ve bireylerin kirlilik ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi konulara daha fazla odaklanarak sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğinin önemi vurgulanıyor.
Raporda yanlış bilgi ve dezenformasyon da öne çıkan riskler arasında
Rapora göre orta vadede yanlış bilgi ve dezenformasyon riski, 2027’ye kadar en büyük birinci tehdit olarak değerlendiriliyor. Özellikle jeopolitik çatışmaların daha karmaşık hale gelmesinde rol oynacağı belirtiliyor.
Yapay zeka ve biyoteknoloji alanındaki hızlı gelişmeler de düşük olasılıklı ancak yüksek etkili riskler yaratıyor. Özellikle yapay zekânın yanıltıcı içerik üretme kapasitesinin, toplumsal kutuplaşmayı artırma potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor.
Toplumsal parçalanma, gelir ve servet eşitsizliği, küresel risk haritasında merkezi bir sorun olmaya devam ediyor. Bu eşitsizliğin toplumsal güveni zayıflattığı ve ortak değer algısını azalttığını vurgulayan raporda, önümüzdeki iki yıl içinde kutuplaşma, zorunlu göç ve insan hakları ihlali gibi sorunların sosyal istikrarı tehdit edeceği öngörülüyor.
Risklerin aşılmasında küresel iş birliği hiç olmadığı kadar büyük önem taşıyor. Rapor, artan kutuplaşmanın uluslararası iş birliğine darbe vurduğunu ancak bu tür iş birliğine her zamankinden fazla ihtiyaç olduğunun altını çiziyor.
















