Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından, Marsh&McLennan ve Zurich Sigorta Grubu stratejik ortaklığıyla hazırlanan Küresel Riskler Raporu 2024’e göre, iklim değişikliği, sıcaklık artırışıyla ilgili kaygılar ve dezenformasyon küresel çapta öncelikli riskler arasında yer alıyor.
15-19 Ocak tarihlerinde İsviçre’nin Davos kentinde dünya liderlerini ve kuruluşları bir araya getirecek olan yıllık zirve öncesinde yayımlanan WEF 2024 Küresel Riskler Raporu, dünyanın şu anda karşı karşıya olduğu ve ufukta görünen sorunlara ilişkin 1.400’den fazla uzman görüşüne yer veriyor.
WEF’in Küresel Riskler Raporu 2024, kısa vadede en büyük riskin yanlış bilgilendirme ve dezenformasyondan kaynaklandığını söylüyor. Uzun vadede ise küresel nüfusun karşı karşıya kalacağı öncelikli 10 riskin iklim krizi bağlantılı tehditler olduğunu aktarıyor.
Küresel ölçekte yaşanan sorunların teknolojik gelişme ve ekonomik belirsizliklerle birlikte hızla artan bir ivmede şekillendiğine dikkat çekiyor ve dünya için çoğunlukla olumsuz bir görünüm ortaya koyuyor.
Raporun temel bulguları, Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Risk Algısı Anketi’ne dayanıyor. Ankete katılanların yüzde 54’ü kısa vadede ‘’istikrarsızlık’’ ve ‘’orta düzeyde felaket riski’’ öngörüyor. Yüzde 30’luk kesimi ise sorunların daha kötüleşeceğini ve iki yıl içinde ‘’fırtınalı’’ veya ‘’çalkantılı’’ bir dönemin yaşanacağını ifade ediyor. On yıl sonrası için beklentilerde katılımcıların kötümserliği artıyor ve 2034’e gelindiğinde, katılımcıların yüzde 63’ü ‘’fırtınalı ve sarsıntılı’’ bir dünya düzeni öngörüyor.
2024 raporu, iklimle ilgili riskler baskın tema olmaya devam ederken, dezenformasyon ve yanlış bilgilendirmeyi önümüzdeki 2 yıl içinde en büyük küresel risk olarak değerlendiriyor.
2 yıllık vadede öngörülen küresel riskler arasında sırasıyla; yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma, siber güvenlik, jeopolitik çatışmalar, ekonomik fırsat eşitsizliği, enflasyon, mecburi göç, ekonomik gerileme ve kirlilik yer alıyor.
10 yıllık dönemde ise aşırı hava olayları öncelikli risk olarak değerlendirilirken, bunu takip eden riskler arasında sırasıyla; dünya sistemlerindeki kritik değişim, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü, doğal kaynaklarda yaşanabilecek sıkıntılar, dezenformasyon ve yanlış bilgilendirme, yapay zekanın yaratabileceği olumsuz sonuçlar, mecburi göç, siber güvenlik, toplumsal kutuplaşma ve kirlilik yer alıyor.
Yanlış bilgilendirme ve dezenformasyona yönelik artan kaygı, büyük ölçüde yapay zeka teknolojilerinin kötü aktörlerin elinde küresel bilgi sistemlerini yanlış bilgilerle doldurma potansiyelinden kaynaklanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan ve Birleşik Krallık gibi büyük ekonomilerin 2024 ve 2025’te seçimlere gidecek olması nedeniyle bu risk daha da artıyor.
Çevresel riskler bir önceki yılın sonuçlarında olduğu gibi baskın tema olmaya devam ediyor. Uzmanların üçte ikisi, 2024 yılında yaşanacak aşırı hava olaylarına karşı endişeli olduklarını belirtiyor.
İklim değişikliği ile bağlantılı olan aşırı hava olayları, dünya sistemlerindeki kritik değişim, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü, doğal kaynak kıtlığı ve kirlilik önümüzdeki on yıllık dönemde karşılaşılması beklenen en önemli 10 riskten 5’ini temsil ediyor.
Katılımcılar, özellikle biyoçeşitlilik kaybı ve ekositem çöküşü ile dünya sistemlerindeki kritik değişim konularını farklı bakış açısıyla değerlendiriyor. Genç katılımcılar, bu riskleri ileri yaş gruplarına göre iki yıllık dönemde daha fazla önceliklendiriyor. Özel sektör söz konusu riskleri uzun vadede karşılaşılacak riskler olarak tanımlıyor. Sivil toplum temsilcileri ve politika yapıcılar da bu riskleri kısa vadeli riskler arasına dahil ediyor.
Dünya genelinde, bu yılın öne çıkan kısa vadeli riskleri arasında iklim değişikliğinin yanı sıra jeopolitik dinamikler yer alıyor.
İsrail-Gazze ve Ukrayna-Rusya arasında yaşanan savaşlar yeni insani krizlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu gibi krizler, gıda ve enerji kaynaklarının akışını engelleyebilecek tehlikeleri, mecburi göçleri, ekonomik yetersizlikleri beraberinde getiriyor.
Küresel çapta artan ekonomik belirsizlikler ve gelir dağılımdaki eşitsizlikler, geleceğin ekonomik yapısını şekillendiriyor. Ekonomik fırsat eşitsizliği iki yıl içindeki en büyük endişelerden biri olarak öne çıkıyor.
Rapor, bu eşitsizliğin uzun vadede ekonomik hareketliliği olumsuz yönde etkileyeceğini ve nüfusun önemli bir kesiminin ekonomik fırsatlardan mahrum kalmasına neden olabileceğini bildiriyor.
Küresel risklerle mücadelede iş birliğinin önemi artıyor
Azalan güven, toplumsal kutuplaşma ve değişken jeopolitik koşullar küresel risklere karşı iş birliği kurulmasını giderek zorlaştırıyor.
Rapor, söz konusu risklerin çözümü için ulusların, şirketlerin ve sivil toplumun iş birliği çerçevesinde hareket etmesinin önemini vurguluyor.
Bu konunun, ‘’Güvenin Yeniden İnşası’’ teması altında bugün başlayacak olan 2024 Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısının odak noktası olacağı belirtiliyor.
Kaynak: