Kadınlar, küresel emisyonların azaltılması ve iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstleniyor. Bu mücadeledeki önemli rolleri, küresel çapta giderek daha fazla kabul görüyor. KPMG’ye göre, araştırmalar, kadınların güçlendirilmesi ve karar alma süreçlerine katılımının, çevresel sürdürülebilirliğin geliştirilmesiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Bu roller, yönetim kurullarından hükümette üst düzey pozisyonlara kadar geniş bir yelpazede görülüyor ve karbon
Kadınlar, küresel emisyonların azaltılması ve iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstleniyor. Bu mücadeledeki önemli rolleri, küresel çapta giderek daha fazla kabul görüyor.
KPMG’ye göre, araştırmalar, kadınların güçlendirilmesi ve karar alma süreçlerine katılımının, çevresel sürdürülebilirliğin geliştirilmesiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu roller, yönetim kurullarından hükümette üst düzey pozisyonlara kadar geniş bir yelpazede görülüyor ve karbon emisyonlarının azaltılması konusunda kayda değer bir etki yaratıyor.
Liderlik ve daha düşük emisyonlar
Yönetim ve karar alma pozisyonlarında önemli oranda kadın temsiline sahip şirketlerde, genellikle daha düşük sera gazı emisyonları kaydediliyor.
Örneğin, kadın yönetici pozisyonlarındaki %1’lik marjinal bir artış, karbondioksit emisyonlarında yüzde 0,5’lik önemli bir azalma ile ilişkilendiriliyor.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), cinsiyet liderliğinde çeşitliliğe sahip firmaların Paris Anlaşması sonrasında erkek liderliğindeki firmalara göre emisyonlarda %5 daha fazla azalma yaşadığını vurguluyor.
Kadınların etkisi, yalnızca iş dünyasıyla sınırlı değil, siyasi alanda da kendini gösteriyor.
Parlamentoda daha fazla kadın temsili olan ülkeler, genellikle daha etkin iklim politikaları uyguluyor ve bu da önemli ölçüde emisyon azaltımı sağlıyor.
Kadınların katılımı, bu politikaların etkisini pekiştirerek, daha kapsamlı ve güçlü hale gelmelerine neden oluyor.
Sürdürülebilir uygulamalar kapsamında kadınlar nasıl bir etkiye sahip?
Kurumsal şeffaflık ve etkin yönetişim, özellikle sürdürülebilir uygulamalar söz konusu olduğunda, kadın liderliğinin öne çıktığı alanlar.
Kadın liderliğindeki organizasyonlar, genellikle daha yüksek çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) puanları alıyor.
Ayrıca bu şirketler, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapma konusunda daha istekli olduklarından, sera gazlarının azaltılmasına daha fazla katkıda bulunuyor.
Kadınların yaklaşımı, genellikle topluluk odaklı ve empati ile gelecek nesiller için bir vizyonu birleştiriyor. Bu geniş ve kapsayıcı bakış açısı, özellikle doğal kaynakların daha iyi yönetimini teşvik ediyor.
Brezilya ve Kolombiya gibi ülkelerde, kadınlar ekosistemleri koruyan ve biyolojik çeşitliliği artıran politikaları yönlendirerek, önemli koruma rollerinde aktif olarak görev alıyor.
Kadınların iklim eylemindeki rolünü güçlendirmek
Tarihsel olarak, ormanlar ve tarım arazilerinden deniz ekosistemlerine kadar çok önemli doğal kaynakları yönetmek genellikle kadınların sorumluluğunda oldu.
Kadınların sahip olduğu köklü bilgi birikimi ve sürdürülebilir uygulamalar, onları yerel çevre koruma çabaları için vazgeçilmez kılıyor.
Örneğin, Endonezya’da kadınlar, topraklarıyla olan derin bağlarını kullanarak koruma ve sürdürülebilir uygulamaları savunarak biyolojik çeşitliliğin koruyucuları olarak saygı görüyor.
Kadınların sürdürülebilir arazi yönetimi ve topluluk koruma girişimlerindeki katkıları çok değerli.
Bu alanlardaki proakftif katılımları, biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekolojik dengenin sağlanması açısından hayati önem taşıyor.
Sonuç olarak, kadınları iklim ve çevre politikası alanlarında lider pozisyonlara getiren ülkeler, emisyon azaltımı ve sürdürülebilir kaynak yönetimi stratejilerini güçlendirebilir ve gelecek nesiller için daha sağlıklı bir gezegenin yolunu açabilir.
Kaynak: https://sustainabilitymag.com/diversity-and-inclusion-dandi/kpmg-why-women-will-spearhead-emission-reduction?utm_campaign=&utm_medium=email&utm_source=Newsletter
















