Klimataryen Beslenme Nedir?

Klimataryen Beslenme Nedir?

Çevresel etkileri azaltmayı amaçlayan, iklim dostu bir beslenme yaklaşımı olan Klimataryen beslenme, gıda tüketimiyle ilişkili karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor.

Hiçbir canlıyı geride bırakmadan doğaya iyi bakmak, israfı azaltmak, geri dönüşümü artırmak, güvenli gıdayı, temiz suyu sağlamak hepimizin ortak sorumluluğu.

Gezegenin dilinden konuşmak her zaman çok önemli. Toprak, su ve hava hasta iken insan sağlığını konuşmak pek mümkün değil.

New York Times dergisinde yayınlanan tanımlamaya göre klimataryen beslenme, iklim krizini durdurmak ve hatta geri almak için uygulanan bir beslenme modeli. Bu beslenme programında, her zaman yerel ürünlerin tercihi, karbon ve su ayak izi düşük olan besinlerin tüketimi anahtar noktayı oluşturuyor.

Bu beslenme modeli sera gazı salımını, hayvansal gıdaların tüketimini minimum seviyeye indirmeyi hedefleyen tavuk ve balık etinin de sınırlı tüketimini öneren bir beslenme biçimi.

Yerel besinleri tüketmeyi teşvik ediyor. Çünkü sera gazı salımı sadece üretimde değil nakliye, paketlenme ve atık sürecinde de karşımıza çıkıyor.

Ayrıca kaynak israfına ve sera gazı salınımına katkıda bulunan gıda atıkları da bu beslenme planında önem taşıyor. Klimataryenler, tüketecekleri kadar gıda satın almayı ve yiyeceklerin doğru şekilde saklanmasını önemsiyor.

Bitki bazlı beslenme programı da destekleniyor bu modelde. Bu noktada hepimizin yakından tanıdığı Akdeniz tipi beslenme geliyor akıllara. 

Özellikle bitkiler ve işlenmemiş gıdalara odaklanan Akdeniz tipi beslenme ile Klimataryen beslenme bir çok noktada buluşuyor. Dolayısıyla, Vegan/Vejetaryen, Klimataryen, Akdeniz gibi bitki bazlı diyetler hem insanların hem de gezegenin sağlığına fayda sağlıyor.

Klimataryen beslenme, bireysel düzeyde çevreyi koruma çabasının bir parçası olup aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlıyor.

Bu kavramlar içinde ortaya çıkan yeni bir terim daha var: Locavore

Locavore,yerelde veya 80,150 veya 250 kilometre gibi belirli bir yarıçap içinde yetiştirilen ya da üretilen yiyeceklerle beslenen kişi olarak tanımlanabilir. Bu bireyler yerelde yetiştirilen gıdaları yemenin hava, toprak ve su kirliliğini azaltarak gezegene yarar sağladığına da inanıyor. Ayrıca, yakıt tasarrufuyla, iklim krizine katkıda bulunan sera gazı emisyonlarını azaltıyor.

İklim krizine, açlığa, yoksulluğa karşı çözüm yine yabana ve geleneksele dönmekte.

Küresel gıda arzının yüzde 75’i yalnızca 12 bitki ve 5 hayvan türünden geliyor, milyarlarca insan hep aynı şeyi tüketiyor. Üretilen bu gıdanın 1,3 milyar tonu, her yıl kayba uğruyor ve israf oluyor.

Başını yastığa aç koyan milyonlarca insan varken obezite verileri de giderek artıyor. Bu bağlamda günümüzün kısıtlı beslenme şeklini, çeşitliliğe doğru yönlendirmek şart. Buğday, mısır, pirinç gibi monokültürel tarımdan uzaklaşıp farklı alternatiflerle hem toprağı hem de sağlığımızı iyileştirmek mümkün.

Nature Foods’da 2021 yılında yayımlanan bir araştırmaya göre, hayvansal gıdalardan kaynaklanan emisyonlar bitki bazlı gıdalardan iki kat daha yüksek. Bakliyatlar karbon tutma, azot sabitleme, toprak erozyonunu önleme gibi birçok yararı olan iklim dostu gıdalar.

Ayrıca, bakliyatlar filizlendirildiğinde sindirimi ve emilimi kolaylaştırıyor. Aynı zamanda daha yüksek antioksidan kapasitesi ve daha yüksek protein emilimi sunuyor. 

Günümüz koşullarında hayvansal protein fiyatları artarken bitkisel proteinin verimsiz üretimi hayatımıza yetmeyecek. Dolayısıyla bitkisel proteinleri daha verimli kullanmanın yollarını araştırmak önem taşıyor.

Sonuç olarak, 2025 yılına geri sayım sürecinde klimataryen beslenmeyi dikkate alarak, geleceği ve gezegeni iyileştirmek odağında yeni bir adım atmak etkili bir tercih olabilir.

Posts Carousel

En Son Makaleler

Videolar