İnsanlar doğal dünyayı şekillendirdikçe, yaban hayatta var olan bir çok tür hayatta kalmak için evrim geçirmek zorunda kalıyor. En yüksek dağlardan okyanusun derinliklerine kadar, insanlığın etkisi Dünya’nın her köşesine dokunuyor. Birçok bitki ve hayvan, insan egemenliğindeki dünyaya uyum sağlayarak evrimleşiyor. Bunun dikkat çekici bir örneği, Endüstri Devrimi sırasında görüldü. Bu dönemde, benekli güve, yaşam alanını
İnsanlar doğal dünyayı şekillendirdikçe, yaban hayatta var olan bir çok tür hayatta kalmak için evrim geçirmek zorunda kalıyor.
En yüksek dağlardan okyanusun derinliklerine kadar, insanlığın etkisi Dünya’nın her köşesine dokunuyor. Birçok bitki ve hayvan, insan egemenliğindeki dünyaya uyum sağlayarak evrimleşiyor. Bunun dikkat çekici bir örneği, Endüstri Devrimi sırasında görüldü. Bu dönemde, benekli güve, yaşam alanını karartan is nedeniyle siyah-beyazdan tamamen siyaha dönüştü. Siyah güveler, is kaplı ağaçlara karşı kamufle olarak hayatta kaldı ve genlerini bir sonraki nesle aktarmayı başardı.
İnsan etkisinin genişlemesiyle birlikte, doğal dünyaya dayatılan sıra dışı adaptasyonlar da artış gösterdi. 21. yüzyılda gözlemlenen benzer değişimlerden bazıları aşağıda sıralanıyor.
Küçülen Maun Ağaçları
Bir zamanlar 20 metreye kadar uzayan dayanıklı ve lüks maun ağaçları, artık ticari değeri düşük, çalı benzeri bir forma dönüşüyor. İnsanların büyük ağaçları kereste sağlamak amacıyla kesmesi sonucunda, türün genetik çeşitliliği azaldı. Bu durum, ağaçların eskisi gibi devasa boyutlara ulaşmasını engelliyor.
Dikenli Kuş Yuvaları
Kuş yuvalarının, kötü tasarlanmış kuş karşıtı dikenli sistemler üzerine inşa edilmesi, kentsel alanlarda sık karşılaşılan bir manzara. Ancak günümüzde, bu kuşlar ‘’kuş karşıtı dikenleri’’ sökerek bunları yuvalarında kullanıyor. Araştırmacılar tarafından keşfedilen bu durum, kuşların yuvalarını karga gibi yumurta hırsızlarından korumak için kentsel malzemeleri yenilikçi bir şekilde nasıl kullandıklarını gösteriyor.
Bira Şişelerini Seven Yılanyıldızları
2018 yılında bilim insanları tarafından ilk kez tanımlanan Astrophiura caroleae adlı yeni bir kırılgan yıldız türü Karayipler’deki Curaçao kıyılarının yaklaşık 300 metre derinliğinde yaşıyor. Beşgen şekilli bu deniz yıldızı,
genellikle taşlara tutunsa da artık Heineken bira şişeleri ve eski lastikler gibi insan yapımı atıklar üzerinde yaşamayı tercih ediyor.
Şehir Isısına Karşı Daha Soluk Kabuklara Sahip Salyangozlar
Hollanda şehirlerinde yaşayan salyangozlar, şehirlerin kırsal alanlardan daha sıcak olması nedeniyle daha soluk renkli kabuklar geliştirdi. Bu adaptasyon, aşırı sıcaklarda hayatta kalmalarına yardımcı oluyor.
Kısa Kanatlı Kırlangıçlar
Güneybatı Nebraska’da yaşayan, genellikle köprülerin altına yuva yapan yamaç kırlangıçları, geçen araçlardan kaçamayarak çarpma sonucu ölüyor. Ancak 2013’te yayımlanan bir çalışma, bu kuşların araç çarpma riskine uyum sağlamak amacıyla daha kısa kanatlar geliştirdiklerini buldu. Kısa kanatlar, kuşların trafik içinde hızlı manevra yapmasını sağlıyor.
Dişsiz Filler
Mozambik iç savaşı sırasında savaşçılar tarafından yoğun kaçak avlanma yapılması sonucunda, Gorongosa Milli Parkı’ndaki Afrika savan fili sayısı %90’dan fazla düştü. Şu anda iyileşme sürecinde olan popülasyonlar, küresel restorasyonun en önemli örneklerinden birini sergiliyor. Araştırmacılara göre, dişi fillerin çoğunda fildişi yok, çünkü dişsiz fillerin kaçak avcılar tarafından hedef alınma olasılığı daha düşük.
Tanzanya’da da görülen bu değişim, fillerin sembolik özelliklerinden birinin kaybolmasına neden oluyor.
Bu ve benzer örnekler, insan etkisinin doğayı ne kadar hızlı ve derinlemesine değiştirdiğini ve türlerin hayatta kalmak için ne kadar yaratıcı adaptasyonlar geliştirdiğini ortaya koyuyor. Ancak, bu adaptasyonlar çoğunlukla ekosistemler için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor ve insan davranışlarının doğaya olan etkilerini yeniden değerlendirmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Kaynak:
















