Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) İklim Lideri CEO’lar İttifakı, düşük karbonlu ekonomiye geçişin enerji güvenliği, rekabet gücü ve ekonomik büyüme açısından stratejik bir fırsat sunduğunu vurguladı.
Dünya Ekonomik Forumu’nun İklim Lideri CEO’lar İttifakı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde yayımladığı açık mektupta, düşük karbonlu ekonomiye geçişin çevresel kazanımların ötesinde önemli ekonomik fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. 125’ten fazla şirket ve kuruluşu temsil eden ittifaka göre yeşil dönüşüm, yalnızca emisyonları azaltmak için değil; enerji güvenliğini artırmak, maliyetleri düşürmek ve yeni büyüme alanları yaratmak için de önemli. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi, yatırımların hızlandırılmasına, öngörülebilir politikalara ve iklim hedefleriyle uygulama arasındaki açığın kapatılmasına bağlı.
Toplam 4 trilyon dolarlık geliri ve 13 milyondan fazla çalışanı temsil eden ittifakın üyeleri, 2019-2024 döneminde doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldıkları enerjiden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını yaklaşık yüzde 34 azalttı. Buna karşın şirketlerin tedarik zincirleri başta olmak üzere dolaylı faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonların düşürülmesi, öncelikli çalışma alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
Yeşil ekonomi, küresel ölçekte büyümeye devam ediyor. Yeşil gelirler, 2020-2024 döneminde yıllık ortalama yüzde 12 artarak geleneksel gelirlerin iki katı hızında büyüdü. Küresel yeşil pazarın 2024’te 5 trilyon doları aştığı, 2030’a kadar ise 7,1 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Düşük karbonlu enerji, enerji verimliliği, iklim değişikliğine uyum, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir tarım, bu büyümenin başlıca kaynakları arasında yer alıyor.
Temiz enerji, enerji güvenliğini güçlendiriyor. Yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon, fosil yakıt ithalatına bağımlılığı azaltarak küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı ülkeleri dirençli hâle getiriyor. Bu alandaki pazarın 2030’a kadar yıllık 3,7 trilyon doları aşması bekleniyor.
Enerji verimliliği ise maliyetleri düşürerek şirketlerin rekabet gücünü artırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerde son yirmi yılda uygulanan enerji verimliliği önlemleri sayesinde yılda 680 milyar dolarlık enerji tasarrufu sağlanıyor.
İklim değişikliğine uyum, yeni bir ekonomik alan yaratıyor. Artan iklim riskleri, dayanıklı altyapı, su yönetimi, iklim analizleri ve risk yönetimi çözümlerine olan talebi artırıyor. Bu pazarın 2030’a kadar 1,6 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor.
Döngüsel ekonomi, kaynak bağımlılığını azaltıyor. Malzemelerin yeniden kullanılması ve kaynakların daha verimli değerlendirilmesi, ham madde ihtiyacını düşürürken tedarik zincirlerini güçlendiriyor. Bu alandaki pazarın 2030’a kadar 500 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Sürdürülebilir tarım ve arazi kullanımı, gıda ve su güvenliğini desteklerken doğal karbon yutaklarının korunmasına ve yeni yatırım fırsatlarının doğmasına katkı sağlıyor. Bu pazarın da 2030’a kadar 200 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Düşük karbonlu yakıtlar, yeşil hidrojen, gelişmiş biyoenerji, karbon yönetimi, yapay zekâ destekli optimizasyon araçları ve döngüsel ekonomi uygulamaları, emisyonların azaltılmasında önemli rol oynayabilecek çözümler arasında yer alıyor.
İttifak göre düşük karbonlu teknolojilerin yaygınlaşması için yatırımların artırılması, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve kamu ile özel sektörün birlikte hareket etmesi gerekiyor.
Karbonsuzlaşma şirketlerin rekabet gücünü belirliyor
Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve iklim kaynaklı kesintiler , şirketlerin maliyetlerini ve faaliyetlerini doğrudan etkiliyor.
Temiz enerjiye erişebilen, üretimde daha az emisyon yaratan ve iklim risklerine karşı dayanıklı tedarik zincirleri kuran şirketler, ekonomik şoklara karşı daha hazırlıklı oluyor.
Tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, ürün ve malzeme tasarımının iyileştirilmesi ve doğa temelli çözümlerin kullanılması da kaynak bağımlılığını ve çevresel etkileri azaltabilecek adımlar arasında bulunuyor.
Yeşil dönüşümle birlikte değişen iş alanlarına çalışanların da uyum sağlayabilmesi için mesleki eğitim ve yeni beceriler kazandırmaya yönelik programların geliştirilmesi gerekiyor.
COP31’de hedefler somut adımlara dönüşmeli
İttifaka göre düşük karbonlu ekonomiye geçişin hızlanması, şirketlerin çabalarının yanı sıra hükümetlerin oluşturacağı politika ve yatırım ortamına da bağlı.
COP31 öncesinde verilen mesaj net: Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, iklim hedeflerine ulaşmanın ötesinde ekonomik fırsatlar sunuyor. İttifaka göre gerekli yatırım ortamını sağlayan ve kararlı politikalar izleyen ülkeler ve şirketler, enerji güvenliğini güçlendirirken rekabet güçlerini koruyabilir ve uzun vadeli büyümeyi destekleme fırsatı yakalayabilir.
Kaynak: