Avrupa, 2025 yazında son yılların en ağır sıcak hava dalgalarından biriyle karşı karşıya kaldı. Fransa ve İspanya’da sıcaklıkların 40 dereceyi aştığı günlerde Yunanistan, Türkiye ve Arnavutluk büyük orman yangınlarıyla mücadele etti. Uzmanlara göre kıta artık “olağanüstü sıcakları” değil, yeni kalıcı bir iklim düzenini yaşıyor.
Dünyanın en hızlı ısınan kıtası olarak gösterilen Avrupa’da şehir yönetimleri şimdi kritik bir soruyla karşı karşıya: Sıcaklardan korunmak için daha fazla klima mı kullanılmalı, yoksa şehirler baştan sona yeniden mi tasarlanmalı?
Araştırmacılara göre çözüm, yalnızca klimaya yönelmek değil; enerji verimli soğutma sistemlerini doğa temelli şehircilik çözümleriyle birleştirmekten geçiyor.
Yeşil çatılar, ağaçlandırma, gölgelendirme alanları, yansıtıcı yüzeyler ve doğal havalandırma sağlayan binalar, Avrupa’nın gelecekteki sıcaklık krizine karşı en güçlü savunmaları arasında gösteriliyor.
Avrupa’nın büyük bölümü aşırı sıcakların etkisi altında
2025 yazı boyunca Avrupa şehirlerinde günlük yaşam sıcak hava dalgaları nedeniyle durma noktasına geldi. Fransa’da yüzlerce okul kapatılırken, Paris’te Eyfel Kulesi’nin bazı bölümleri ziyarete kapandı. Atina’da sıcaklığın iki gün üst üste 44 dereceye ulaşması üzerine yetkililer güvenlik gerekçesiyle Akropolis’e turistleri almadı.
Uzmanlar, küresel sıcaklık artışının 3 dereceye ulaşması halinde Avrupa şehirlerinde 35 dereceyi aşan gün sayısının yüzde 53 artabileceğini öngörüyor. Daha uzun sürecek sıcak hava dalgalarının yalnızca günlük yaşamı değil, enerji sistemlerini, ekonomiyi ve halk sağlığını ciddi şekilde zorlayacağı belirtiliyor.
Sıcak hava dalgaları Avrupa’da giderek daha büyük bir sağlık krizine dönüşüyor. Haziran ve Temmuz 2025’te yaşanan yalnızca 10 günlük sıcak hava dalgasında Milano, Barselona ve diğer Avrupa kentlerinde yaklaşık 2 bin 300 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Araştırmalar, ölümlerin önemli bölümünün doğrudan iklim değişikliğinin etkisiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Avrupa’da her yıl yaklaşık 175 bin kişi aşırı sıcak nedeniyle hayatını kaybediyor. Özellikle yaşlılar, kronik hastalar, hamileler ve düşük gelirli, yalıtımsız konutlarda yaşayan kişiler en büyük risk grubunu oluşturuyor.
Uzmanlar, gerekli önlemler alınsa bile sıcaklığa bağlı ölümlerin yüzyılın sonuna kadar Avrupa’nın büyük bölümünde artmaya devam edeceğini belirtiyor.
Klima kullanımı artıyor, enerji baskısı büyüyor
Avrupa’da klima kullanım oranı dünya ortalamasının altında olsa da sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte talep hızla artıyor.
Bu durum ise yeni bir sorunu beraberinde getiriyor: Artan enerji tüketimi.
Araştırmalara göre yalnızca soğutma ihtiyacındaki artış bile, küresel karbon salımlarını ciddi biçimde yükseltebilir. Uzmanlar, fosil yakıtlarla çalışan enerji sistemleri sürdüğü sürece daha fazla klima kullanımının iklim krizini daha da hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor. Dolayısıyla en etkili çözüm, şehirlerin daha az ısı tutacak şekilde yeniden tasarlanması.
Araştırmalar, yeşil altyapı ile enerji verimliliği uygulamalarının birlikte kullanılması halinde iç mekân sıcaklıklarının yaklaşık 3 derece düşürülebileceğini ortaya koyuyor. Böylece küresel soğutma ihtiyacının yüzde 24 azalabileceği, milyarlarca dolarlık altyapı maliyetinin önlenebileceği ve karbon salımlarının ciddi ölçüde düşürülebileceği belirtiliyor.
Kaynak: