Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Dünya topraklarının dörtte üçü kalıcı olarak kuruyor

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nden (UNCCD) alınan çığır açıcı bir rapora göre, son yıllarda Dünya’nın kara alanlarının üçte ikisinden fazlası kalıcı olarak daha kuru hale geldi.

UNCCD’ye göre, 2020’ye kadar olan üç on yılda, Dünya’nın kara alanlarının yüzde 77,6’sı, önceki 30 yıllık döneme kıyasla daha kuru koşullar yaşadı. Aynı dönemde kuru topraklar, Hindistan’ın neredeyse üçte biri büyüklüğünde bir alana yayıldı ve şu anda Dünya’daki tüm kara alanının yüzde 40’ından fazlasını kapsıyor (Antarktika hariç).

Dünya üzerindeki yaşam yeniden tanımlanıyor

Söz konusu UNCCD raporu, Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde çölleşme ile mücadeleye yönelik düzenlenen Birleşmiş Milletler zirvesinde yayımlandı. 

Çölleşme, bir zamanlar verimli olan toprakların, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar, su eksikliği ve ormansızlaşma yüzünden çöllere dönüşmesi olarak tanımlanıyor.

Riyad görüşmelerini yürüten UNCCD Genel Sekreteri İbrahim Thiaw, ‘’Dünyanın dört bir yanındaki geniş alanlarda etkisini gösteren daha kuru iklimler, eskisi gibi olmayacak” diye uyardı ve “Bu değişim dünya üzerindeki yaşamı yeniden tanımlıyor’’ dedi.

UNCCD raporuna göre, bu yıl kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu ve küresel ısınma eğilimleri devam ederse, yüzyılın sonuna kadar Avrupa’nın çoğu, ABD’nin batısı, Brezilya, Asya’nın doğusu ve Afrika’nın orta kesimleri de dahil olmak üzere yaklaşık beş milyar insan kuraklıktan etkilenecek.

UNCCD’nin lider bilim insanlarından olan Barron Orr, kurak toprakların “suya erişimi etkileyerek insanları ve doğayı devrilme noktalarına daha da yaklaştırabileceği ve potansiyel olarak yıkıcı etkilere” yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Raporun baş yazarlarından Sergio Vicente-Serrano, kömür, petrol ve gaz kullanımının etkisiyle atmosferin ısındığını ve yer yüzeyinden daha fazla buharlaşmaya yol açtığını açıklıyor. Bu durum, suyun insanlar, bitkiler ve hayvanlar için daha az erişilebilir hale gelmesine neden oluyor ve nihayetinde hayatta kalmayı zorlaştırıyor.

Tarım özellikle büyük risk altıda. Kuruyan topraklar daha az verimli hale gelerek, hem ürün verimliliğini hem de hayvanların yiyecek teminini olumsuz etkiliyor. Bu da dünya genelindeki topluluklar için gıda güvenliğini tehdit ediyor.

Rapora göre, kuraklık aynı zamanda daha fazla göçe yol açıyor. Düzensiz yağışlar, bozulan topraklar ve sık sık yaşanan su kıtlıkları bölgelerin veya ülkelerin ekonomik olarak kalkınmasını zorlaştırıyor.

Bu eğilim, özellikle dünyanın en kurak bölgelerinde, örneğin Güney Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Güney Asya’da belirgin bir şekilde görülüyor.

Avrupa merkezli iklim düşünce kuruluşu TMG yetkilisi Jes Weigelt, kuraklığın tartışmalı bir konu olduğunu, çünkü ülkelerin, zengin ulusların dünya genelindeki kuraklıkla müdahale için fon sağlaması gerektiği konusunda anlaşamadığını söylüyor.

Taahhüt edilen herhangi bir fon, daha iyi tahmin ve izleme sistemlerinin kurulmasına, ayrıca uzun süreli kuraklık dönemlerinde bile suya erişim sağlayabilecek rezervuarlar ve diğer yapılar inşa edilmesine harcanacak.

UNCCD Genel Sekreteri Thiaw, zirveye ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın, kuraklık direncini artırmak amacıyla çeşitli ülkeler ve uluslararası bankalardan 2.15 milyar dolar taahhüt etmesinin, görüşmeler için doğru bir ton belirlediğini söylüyor.

Arap Koordinasyon Grubu – Orta Doğu merkezli 10 kalkınma bankası – 2030 yılına kadar bozulan toprak, çölleşme ve kuraklıkla mücadele için 10 milyar dolar taahhüt etti.

Bu fonların, kötüleşen kuraklık koşullarına karşı hazırlıklı olmak için en savunmasız 80 ülkeyi desteklemesi bekleniyor. 

Dünyanın kurumasına karşı herhangi bir çözüm var mı?

UNCCD raporu, kuraklık zarar verici olsa da, iyileşmenin mümkün olduğunu aktarıyor. Ancak kara yüzeylerinin kurumasını ‘’kalıcı uyum önlemleri gerektiren amansız bir tehdit’’ olarak nitelendiriyor.

İklim değişikliğinin önlenmesi gibi daha uzun vadeli çözümler Riyad zirvesinde pek konuşulmadı.

Ev sahibi Suudi Arabistan, COP29 gibi diğer müzakerelerde fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonları azaltma konusunda ilerlemeyi geciktirdiği için uzun süredir eleştiriliyor. Fosil yakıtlara finansal olarak bağımlı olan ülke, bu yakıtların aşamalı olarak sona ermesiyle gelirinin yarısını kaybedecek petrol ülkeleri arasında yer alıyor.

UNCCD raporu, ülkelerin arazi kullanım uygulamalarını iyileştirmelerini ve suyu daha verimli kullanmalarını öneriyor. Bu öneriler arasında, daha az suya ihtiyaç duyan bitkiler yetiştirmek ve damla sulama gibi daha verimli sulama yöntemlerini geniş ölçekte uygulamak gibi önlemler yer alıyor.

Toplulukların önceden plan yapabilmesi için daha iyi izleme öneren rapor, yeryüzünü ve nemini korumak amacıyla büyük ölçekli ağaçlandırma projeleri yapılmasını da tavsiye ediyor.

Kaynak:

https://www.euronews.com/green/2024/12/10/redefining-life-on-earth-three-quarters-of-the-worlds-land-is-permanently-drying-up?utm_source=newsletter&utm_campaign=green_newsletter&utm_medium=referral&insEmail=1&insNltCmpId=257&insNltSldt=10080&insPnName=euronewsfr&isIns=1&isInsNltCmp=1