Dünyada iklim ve çevre gündemi alarm veriyor. Arnavutluk’ta koruma altındaki sulak alanlara yönelik milyar dolarlık turizm projesi halkı sokağa dökerken, bilim dünyasından endişe verici veriler gelmeye devam ediyor. Araştırmalar, küresel ısınmanın neredeyse tamamının insan kaynaklı olduğunu ve 2026’nın tarihin en sıcak yıllarından biri olacağını ortaya koyuyor.
Dünya genelinde iklim ve çevre krizi yeni bir evreye giriyor. Bir yanda Avrupa’da tarihin en erken aşırı sıcak dalgalarından biri yaşanıyor; öte yanda biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip koruma alanları ticari projelerin tehdidi altında. Arnavutluk’ta binlerce kişi, ülkenin koruma altındaki sulak alanları ve kıyı ekosistemlerini tehdit ettiği gerekçesiyle lüks turizm projesine karşı protestolarını sürdürüyor.
Copernicus İklim Değişikliği Servisi verileri, küresel sıcaklık artışının korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Arnavutluk’ta binlerce çevre aktivisti ve vatandaş, ülkenin koruma altındaki sulak alanlarını ve kıyı ekosistemlerini yok edeceği gerekçesiyle lüks bir turizm projesine karşı sokaklara döküldü. ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından desteklenen ve yaklaşık 1,6 milyar dolar bütçesi bulunan proje; Sazan Adası ile el değmemiş kıyı habitatlarını kapsıyor.
Hükümetin onay verdiği bu projeye karşı başkent Tiran ve güney kıyılarında kitlesel gösteriler düzenleniyor. Protestocuların sembolü haline gelen pembe flamingolar nedeniyle eylemler kamuoyunda “Flamingo Devrimi” olarak adlandırılıyor.
Bölge, 200’den fazla kuş türü ile nesli tehlike altındaki 70’in üzerinde canlıya ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en nadir deniz memelilerinden biri olan Akdeniz foku, deniz kaplumbağaları ve flamingolar bu türler arasında yer alıyor.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), yaptığı açıklamada ormanların, kumulların ve kıyı habitatlarının gerekli şeffaflık, kamuoyu danışma süreçleri ve erişilebilir çevre izinleri olmaksızın ağır iş makineleriyle tahrip edildiğini belirtti.
Çevre eylemleri sürerken yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, küresel iklim krizinin arkasındaki gerçek sorumluyu bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, 2025 yılında insan faaliyetleri küresel sıcaklıkları sanayi öncesi döneme göre 1,37 derece artırdı.
Veriler, 2016-2025 dönemindeki toplam 1,26 derecelik ısınmanın 1,24 derecesinin (yaklaşık %98’inin) doğrudan insan kaynaklı olduğunu kanıtladı.
Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nden Samantha Burgess, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Son on yıldaki sıcaklık artışının neredeyse tamamı insan faaliyetlerinin bir sonucu. Bu durumun yıkıcı etkileri dünya genelinde yaşamlar ve ekosistemler üzerinde şimdiden hissediliyor; emisyonlar durdurulmadıkça bu süreç daha da hızlanacak.”
Avrupa’da erken sıcaklık dalgası ve 2026 öngörüleri
Copernicus verilerine göre, Mayıs küresel ölçekte kaydedilen en sıcak ikinci mayıs ayı oldu ve küresel sıcaklıklar sanayi öncesi dönemin 1,42 derece üzerine çıktı. Mayıs ayının ikinci yarısında özellikle Batı Avrupa’yı vuran aşırı sıcaklar, uzmanlar tarafından “tarihin en erken ve en yoğun sıcak hava dalgalarından biri” olarak tanımlandı. Bilim insanları, normalde sonbaharda görülen atmosferik koşulların artık ilkbahar sonunda yaşanmaya başladığına dikkat çekiyor.
Uzmanlar, bir yanda korunan doğa alanları üzerindeki rant ve kalkınma baskısı, diğer yanda ise hız kesmeyen küresel ısınmanın, insanlığın iklim direncini her geçen gün daha fazla kırdığı konusunda uyarıyor.
Kaynak: